Monthly Archives: Eylül 2008

Kemik Hastalıkları

Travmalar, dış etkiler ve kazalar sonucu meydana gelen kırık ve çıkıkların dışında, kemiklerin kendilerini, zar ve iliklerini ilgilendiren hastalıklar tıbbın en önemli dalını meydana getirmektedir.

İltihapları () :
zarı iltihapları tranva (çarpma), şiddetli soğuk veya civardaki herhangi bir iltihaptan küçük bir bölgede meydana gelebildiği gibi, bünye zayıflığından, veremden, frengiden, romatizmadan ve tifodan da olabilir.

Kemik İltihabı () :
Kemik iliklerinin çeşitli enfeksiyonları, daha ziyade dış etkiler sebebiyle meydana gelen kırık, ezilme gibi sebeplerle kemiğe geçer veya tifo, verem ve frengi gibi genel hastalıkların etkenleri kemikte yerleşerek bu hastalığa sebep olur.

Kemik

kemikOmurgaları meydana getiren katı, dayanıklı ve beyaza yakın renkteki organlardır. Kemikler birleşerek iskeleti meydana getirirler. Kemikler yapılış şekillerine göre uzun, yassı ve kısa olarak üçe ayrılırlar.

Yassı ve geniş kemikler kafa ve göğüs kemikleri, kalça ve kürek kemikleridir. Bu kemiklerin bir yüzleri hafif çukurdur.

el ve ayak kemikleri, omuz kemikleridir. Bu tür kemikler hareket ve kuvvet gerektiren yerlerde bulunurlar.

kol, önkol, bacak ve uyluk kemikleridir. Bu kemiklerin gövdesi silindir veya prizma şeklindedir. Baş kısımları ise düzgün yüzeyli ve şişkincedir. Eklem bağlantıları genel olarak bu başlarla sağlanır.

Kemiklerin beyaza yakın renklerinin yaşa göre değişmesi ayrı bir önem taşır. renkleri küçük yaştaki çocuklarla gençlerde pembe, erişkinlerde donuk beyaz, yaşlılarda ise sarımsıdır.
Kemiklerin içinde ilik adı verilen yumuşak, yağlı ve rengi sandan kırmızı ve griye kadar değişen renklerde bir madde bulunur. Kemik iliğinin kan yapımındaki önemi çok büyüktür. Çünkü kanın en önemli bölümünü meydana getiren alyuvarlar kemiğin iliğinde yapılmaktadır.
Kıkırdaklı bölümünün dışında kalan kemiklerin her yanı üstten elâstiki, hassas ve dayanıklı bir zarla kaplıdır. Bu zara kemik zan adı verilir. Kemiklerin kırılma halinde ya da hastalıklarında bu zar tamir görevi yapar.Kemikte ancak mikroskopla görülen, içe doğru dikey bazı delikler vardır. Bu deliklere Havers kanalları adı verilir.

Kekemelik

kekeme, konuşma organının görevi ile ilgili sinirsel bir hastalık veya nevroz olarak tarif edilebilir.
Kekemeler genellikle bazı heceler üzerinde durup bunu tekrarlarlar ya da heceleri birbiri ardınca çabuk söylerler.
Bu hastalık çocuklarda daha çok 3-4 yaşlarından sonra görülür. Ortaya çıkış sebepleri arasında büyük bir heyecan veya korku başta gelir. Kekemelik halleri heyecan sırasında, sevinmede ya da şok hallerinde daha da artar. Kekemelikte solunum bozuklukları ve ruhi aksaklıklar da görülür. Bu tür hastalıklar çoğunlukla belli organik sebeplere dayanır.

Psikolojik sebepler ve ötesi

Psikolojik sebeplerden meydana gelen kekemeliklerde telkin ve teskin tedavisi, ruhi tedavi önemli olduğu kadar etkili sonuçlar da verir. Bu tür tedavide hastanın konuşma eğitimi bıkmadan tekrarlanır, hecelerin birbirine eklenmesi bu konuda ihtisas görmüş kişiler tarafından yapılırsa hasta belirli bir uğraşma sonunda normal konuşma özelliğine kavuşabilir. Ancak bu eğitim başkalarının yanında yapılmamalıdır. Uzmanlar böyle bir tedavi için üç haftalık bir eğitim ile bir ay süre ile de halktan uzak bir nekahat devresi tavsiye etmektedirler. Ancak bu tür tedavide elde edilecek başarı hastanın doktoruna inanışına, dikkatli ve gayretli oluşuna bağlıdır.

Normal kekemelik dışında özellikle histeride ortaya çıkacak kekemelik ruhi telkin ve tedavi metotları yanında uyutarak (hipnotizma yoluyla) da iyi edilebilir.
Kelimeleri meydana getirememek, bulamamak gibi beyin kabuğunun özel hastalıkları ile ilgili anartri, afazi denilen konuşma bozuklukları kekemelikle bağdaştırıl-mamalıdır.

Kekemelerin zor konuşmalarını dinleyenler konuşanın pek büyük bir sıkıntı içinde olduklarını görürler. Oysa kekemeler bu tür konuşmaya alıştıkları için pek fazla sıkılmazlar.
Kekemelik tek kelime ile tedavisi yapılabilen ve başarılı sonuçlar alınan bir hastalık halidir. Bu bakımdan kekemelerin kendi hallerine bırakılmamaları, derhal bir uzman denetiminde tedavi edilmeleri gerekir.

Kellik

kellik
Deriyi ve saçları, kılları, tırnaklan harap eden bitkisel klorofilsiz mantarların meydana getirdiği bir hastalıktır. vücudun hemen her bölgesinde görülebilir. Daha çok başta saçlarda dikkati çeker.
Kel, aslında bir çocuk hastalığıdır. Süt çocuğu çağındayken bile görülebilir. Bu hastalık kendi haline bırakıldığında iyi olmaz. Giderek bütün başa yayılır, önce sarı bir kabuk meydana getirir, sonra da girintili çıkıntılı yaralar halinde saçsız bir baş ortaya çıkarır.
Özellik taşıyan kellik kabuklu yaralarına tıp dilinde godet adı verilir.

Yaralar önce derideki bir sıyrık ve yaraya oturan, tabiatta belki de her yerde bulunabilen mantarların derinin yüzüne yerleşmesi ile başlar.
Önce küçük bir kırmızılıkla kendini gösterir sonra da ufak bir sivilce çıkar. Hastalığa, bu sivilce içinden alınacak sıvıya bakılarak teşhis konulabilir. Kellikte her kılın dibi parazit dolar. Bu parazit derinin diplerine girerek başın kepeklenmesi, derinin incelmesine ve oyukların doğmasına yol açarlar. Kellik hastalığının meydana getirdiği koku da hastalığın teşhisine yeterlidir. Kellikte kıllar, saçkırandakinin aksine tamamen yok olur.

Kellikten korunmak için başta gelen şart temizliktir. uzun ve zordur. Tedavi için cıvalı merhemler ve alkolle bir misli sulandırılmış tentürdiyot kullanılır. Işın tedavisi de bu hastalıkta çok kullanılır.
Kelliğe yakalanan çocuk, hastalık geçinceye kadar okula gönderilmemelidir.
Bazı hallerde genç yaşlarda başlayan saç dökülmelerinin kellikle ilgisi yoktur.

Kaşıntı

kaşıntıKaşıntının çeşitli sebepleri vardır. Her insan kaşıntıya karşı değişik cilt özellikleri gösterir. Herhangi bir sebep bazı insanları hiç etkilemezken bazılarında da dayanılmaz kaşıntılar yapar.

Kaşıntılar üçe ayrılabilir:

1-Deride herhangi bir belirti göstermeyen kaşıntılar. Bunlar iç sebeplerle meydana gelir.

2-Derideki belirli bir hastalığa bağlı kaşıntılar. Bu tür kaşıntılar da dış sebeplerden meydana gelir.

3-Yerel kaşıntılar.

Deride Belirti Göstermeyen Kaşıntılar :

Daha çok yaşlılarda görülen kaşıntılar damar sertliği ve hormon yetersizliğine bağlıdır, üremi ve şeker hastalığı da kaşıntıya sebep olabilir. Sebebi belli olmayan kaşıntılar da tansiyon, idrar ve kan şekerini kontrol ettirmek gerekir. Sarılık hastalığı geçirmekte olanlarda, safra asitlerinin vücuda birikmesi ile kaşıntılar görülür. Hastalık geçince bu hal ortadan kalkar.

Deri üzerinde, şeklinde bir döküntü yapmadan besin veya ilâçlara bağlı kaşıntılar da olabilir. Hassas kişilerde balık, sucuk, pastırma, midye, konserve et, çilek, peynir, yumurta ve çikolata gibi yiyeceklerle kinin, atropin, morfin, iyot, brom gibi ilâçlar kaşınmalara sebep olabilir.

Bu tür kaşıntıları hemen bir karaciğer bozukluğuna bağlamak yanlıştır. Böyle durumlarda sebep daha çok alerjidir.
Yünlü giyecekler, kürk, sabun ve saç boyalan da bazı kişilerde yapabilir. Kaşıntıların kişinin çalıştığı meslekle de ilgisi olabilir. Şeker, arpa ve hububatla çok fazla temas edenler, bakkallarda, bahçıvanlarda, kuş, inek, kedi ve köpek gibi hayvan besleyenlerde inatçı kaşıntılar görülebilir. Bunun başlıca sebebi bazı maddelerde ve hayvanlarda bulunan parazitlerdir.
Kabızlık ve bağırsak solucanları da kaşıntı yapabilir.
Hormonlara bağlı kaşıntılar ise özellikle kadınlarda aybaşı dönemlerinde, gebelikte, menopoz denilen aybaşı halinden kesilme sırasında görülür.
Bazılarında ise kış mevsiminde kaşıntılar görülür. Bu soğuğa, A vitamini noksanlığına, yünlü kumaşlara ve sık sık yıkanmamaya bağlıdır.
Bütün bu sebeplerin hiç birinin bulunmadığı kaşıntı hallerinde sinirsel bir durum olduğu düşünülmelidir.

Derideki Hastalığa Bağlı Kaşıntılar

, ekzema, bitlenme, kurdeşen ve çeşitli deri hastalıklarının başlıca belirtisi kaşınmadır.
Kurdeşen alerjiye bağlı bir deri belirtisidir. Başlıca sebebi balık, midye, domuz ve dana eti, konserve, ıstakoz, çilek, mantar gibi yiyeceklerle kinin salisilat, sülfamit, penisilin, streptomisin gibi ilaçlar olabilir.
Bu yiyecek veya ilaçlar alındıktan bir süre sonra şiddetli bir kaşınma ve yer yer pembe ya da kırmızı kabarmalar ve şişlikler görülür.
Serum şırıngalarından sonra da kurdeşen ve kaşıntılar görülebilir.

Yerel Kaşıntılar

Bağırsak parazitlerinden oksiyürler çoğu zaman anüs kaşıntılarının tek sebebidirler. Bunun dışında hemoroitler, kıl dibi iltihaplan, kabızlık, şeker hastalığı, üremi, gut, romatizma, romatizma ve alerjik sebepler de anüs kaşıntısı yapabilir.
Adet zamanları, gebelik, aybaşı halinden kesilme yaşları, ihtiyarlık, akıntılar, vajina iltihapları, pislik, kıl biti, vulva kaşıntılarına yol açabilir.
Sinir hastalıklarında ve isteride de görülebilir.