Monthly Archives: Eylül 2008

Ağız Kanseri

Dudaklarda, dil, damak, ağız tabanı ve yanaklarda görülen kanserler olarak isimlendirilmektedir.
Bu bölgelerdeki kanserler sinsi bir şekilde gittikçe büyüyen küçük bir yara şeklinde başlar. Çürük bir dış, iyi oturmamış bir protezin tahriş ettiği devamlı ağrılı bir yer veya ağızdaki küçük bir sertlik veya şişlik ağız kanserinin başlama yeri olabilir.
Ağız kanserlerinin sebepleri arasında uzun süre tedavi ettirilmemiş iltihaplı bir diş, sert alkollü içkiler ile sigaranın devamlı tahrişi sayılabilir.
erken tanınmışsa radyum ve röntgen ışınları ile ve ameliyatla yapılan tedavilerden çok olumlu sonuçlar alınabilir.
Kati ve esaslı bir tedavinin yapılabilmesi için hastalığın ilerlememesi, ağızdan ileriye ve bilhassa boyun ve diğer lenf bezlerine atlamamış olması lazımdır.

Erken belirtileri :

Dil üzerinde veya ağzın herhangi bir yerinde, üç hafta içinde iyileşmeyen ve gittikçe büyüyen ufak bir yara,

Ağzın herhangi bir yerinde küçük bir sertlik veya beyaz bir leke,
Dudaklarda iyileşmeyen çatlak ve yaralar, gibi belirtiler görüldüğünde hemen bir doktora başvurarak bunların teşhisinin yaptırılması gerekir. Şurası da unutulmamalıdır ki bu belirtilerin hepsi muhakkak kanser belirtisi olmayabilir. Bunlar kanserden başka çeşitli hastalıkların belirtisi de olabilirler. Ancak, kanser belirtisi ise zamanında teşhisi ve tedavisi yapılabilmesi bakımından doktora başvurmanın yararı büyüktür.

Tedavi :

Erken teşhis edilmesi halinde ağız kanserini tedavisi çok iyi sonuçlar verir.
İltihaplı yerlerden, yaradan veya çatlaktan alınan küçük bir parçanın mikroskop altında incelenmesi ile kati teşhis konulabilir.
Doktor tatbik edilecek tedavi şeklini ancak bu patolojik muayene sonunda tayin edebilir.
Ağız kanserinin tedavisi, röntgen, radyum ışınları ve ameliyatla yapılabilir.
Belirli tedavi yolu ile iyi olmayan yaraların muhakkak bir doktora gösterilmesi gereklidir. Herhangi bir gecikme hastalığın yayılmasına sebep olur ve tedavi güçleşir.

Nasıl korunulur :

Çürük bir dişin ve diş etleri iltihabının meydana getireceği tehlikeler göz önünde tutularak ağız daima temiz tutulmalıdır.
Kırık bir dişin veya kötü yapılmış, iyi oturmamış bir protezin dil ve yanaklarda yapacağı tahrişe engel olunmalıdır. Bunun için bir diş doktoruna müracaat ederek bu aksaklıkların düzeltilmesi yoluna gidilmelidir.
Dil üzerinde veya ağzın bir başka yerinde bir sertlik veya beyaz bir leke görülürse derhal bir doktora gösterilmelidir. Dudak veya ağız köşelerindeki çatlaklar üç haftada iyileşmezse hemen bir doktora başvurulmalıdır.
Çok sıcak içilen sulu gıdalarla ağzı yakmamalı, fazla sert alkollü içkilerden ve çok sigara içmekten kaçınmalıdır.

Kanserin tedavisi

Bilinmesi gerekir ki artık tedavisi mümkün bir hastalıktır. Ancak, zamanında doktora başvurmak ve erken teşhis edilmek şartıyla yüzde yüze yakın bir oranda tedavi edilebilmektedir.

Kanserin bazı cinsleri geç belirti verir. Erken belirti gösteren, teşhisi ve tedavisi kolay olan kanserlerin arasında cilt, meme, gırtlak ve rahim kanserleri gelir. Bunların tedavi oranları yüzde yüze yakındır.
Kanser bugün üç yolla tedavi edilebilmektedir. Bunlar, ameliyat, ışınlar ve özel ilâçlardır. Bu tedavi usullerinin en başta geleni ameliyattır. Kanser tedavisinin inceliği, bilinen üç tedavi yolunun iyi şekilde kullanılmasıdır. Hastaya veya hastalığa karşı bu tedavi yollan tek tek, ikisi bir arada veya üçü birden uygulanabilir.

Yataklı tedavi kurumlarında bir dereceye kadar kanserin koruyucu ve bazen de tedavi edici ameliyatları yapılabilir. Işın tedavisi yapan kuruluşlar vardır. İkili, üçlü tedavi ya da büyük müdahaleyi gerektiren vakalar için ülkemizde özel Onkoloji Hastanesi kurulmuştur. Bu hastanelerde iyi veya kötü huylu bütün urlar ve ilerde kansere dönüşebilecek her türlü hastalıklarla ilgilenilir.

Kanserin genel belirtileri

yerleştiği yerlere göre değişik belirtiler gösterir. Yalnız bazı belirtiler vardır ki bunlar başlangıcından şüphe ettirirler. Fakat kanserin varlığını göstermezler. Bu sebeple bu tür belirtiler görüldüğü zaman derhal bir doktora gitmekte büyük fayda vardır.
Bu belirtilerin en önemlileri şöyle sıralanabilir :

* Meme veya vücudun başka bir bölümünde görülen şişikler veya sertlikler

* Ciltte bulunan ve zararsız iken büyümeye başlayan, şekil ve görüntüsünde değişiklikler meydana gelen siğil ve benler

* Vücudun herhangi bir yerinden gelen anormal kan ve akıntılar

* Yutma zorluğu ve hazım bozukluğu

* Uzayan öksürük ve ses kısıklıkları

* Büyük abdest ve idrar bozuklukları
Bu tür belirtilerden birini ya da birkaçını kendinde gören kişi hemen bir doktora başvurmalıdır. Çünkü bu belirtiler bir kanser başlangıcından ileri geliyorsa hastalık erken teşhis edileceği için kesin tedavisi yapılabilir. Belirtiler kanser belirtisi olmasa bile ilerde meydana gelebilecek kötü huylu bir hastalık hali de tedavi edilmiş olacaktır

Kanserin teşhisi

genellikle kolaydır, önemli olan hastanın geç kalmadan doktora gitmesi ve teşhisin erken konmasıdır. Teşhis için kullanılan muayene metotları basittir. Şüpheli akıntılardaki anormal hücrelerin meydana çıkarılması (smear), hastalıklı yerlerden alman küçük bir parçanın mikroskobik muayenesi (biyopsi) bu metotlar arasında sayılabilir.
Kanserin kati teşhisi biyopsi adı verilen basit bir parça alma işlemi ile kolayca ve kati şekilde ortaya çıkarılır.

Ulaşılması güç organlarda radyo izotop adı verilen maddeler kullanılarak modern cihazlarla teşhisi konulabilmektedir. Radyo izotop yolu ile kanserin yayılmaları da teşhis edilebilmektedir.
Kadınlarda sık sık görülen meme kanserinin erken teşhisi ve bu sayede de tedavisi mümkündür. Her kadın zaman zaman kendi kendine yapacağı basit bir muayene ile başlangıç halindeki bir sertliği tespit edebilir.
Bunun için göğüsler çıplak olarak bir ayna karşısına geçilir ve her iki göğüs arasında bir farklılık olup olmadığına bakılır. Sonra muayene edilecek taraftaki el baş altına gelmek üzere sırt üstü yatılır. Göğüs, göz hesabıyla ortasından geçen biri dikey diğeri yatay iki çizgiyle dört bölgeye ayrıldıktan sonra her bölge ayrı ayrı muayene edilir. El bölgelerin en dış kısmına parmaklar açık olarak yerleştirilir. Bastırılmadan ve parmaklan piyano çalar gibi hareket ettirilerek merkeze doğru yaklaşılırken bir sertlik ya da şişik olup olmadığı kontrol edilir. Göğüslerin kontrolü bittikten sonra koltuk altlan da araştırılır. Bu yolla yapılan muayenede sertlik ve şişikler kolayca ortaya çıkabilir.
Ülkemizde basur çok sık görülen bir hastalıktır. Ancak basur hiç bir zaman kansere dönüşmez. Büyük abdestinde kan gören hemen herkes kendine basur teşhisi koyduğu için aynı belirtileri veren kaim ve düz bağırsak kanserleri bu yüzden geç teşhis edilmekte, dolayısı ile de hasta tedavi şansını kaybetmektedir. Bu durum göz önüne alınarak basur şikayetleri olanların bile bir doktora başvurmaları gerekir.
Dikkat edilecek en önemli noktalardan biri de kanser teşhisi konulacak diye korkarak doktora gitmekten kaçınmaktır. Unutulmamalıdır ki erken tanınan bir mümkün ve kolaydır.

Kanserden korunmak için ne yapılmalı ?

Kansere yol açtığı bilinen bazı zararlı maddelerle çalışılan sanayi kesimlerinde bu maddelerle temas azaltılmalı, bunların zararlı etkilerine karşı tedbir alınmalıdır.

* Sonradan kansere dönme tehlikesi olan, gözle görülebilen ve elle hissedilmesi kolay bazı hastalıkların zararsızdır deyip geçilmesi ilerde büyük tehlikeler doğurabilir. Bunlar arasında özellikle başta meme olmak üzere vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen sertlikler, görünümü değişen siğil ve benler, ağızda uzayan yaralar sayılabilir. Kötü kapanmış yara yerleri ve yanık nedbeleri üzerinde cilt kanseri gelişebilir. Bu bakımdan böyle yerlerin zamanında ameliyatla düzeltilmesi gerekir.

* Kadınların akıntılı hastalıkları kansere ortam hazırladığı için zamanında tedavisi ihmal edilmemelidir. Yine kadınlarda adet dışı görülen kanamalarda muhakkak bir doktora gidilmelidir.

* Fazla alkol, çok sıcak yemek ve içkilerin yapma açısından şüphe çektikleri gözden kaçırılmamalıdır.

* Uzun süre güneş altında kalmanın cilt kanserine yol açtığı bilinmektedir. Bu bakımdan devamlı açık havada çalışanların güneş etkisine karşı tedbir almaları gerekir.

* Sigaranın boğaz ve akciğer kanserine sebep olduğu kati olarak bilinmektedir. Bu alışkanlıktan vazgeçmekle akciğer kanserine yakalanmak tehlikesi azaltılabilir.

Kadınlarda en çok görülen meme kanseri, erkeklerde de gırtlak kanseridir. Bunlar erken teşhis edildiği zaman büyük ölçüde tedavileri yapılabilmektedir. Bu bakımdan en küçük bir belirtide ve hatta sağlamken bile zaman zaman tedaviye gitmek ilerde ortaya çıkabilecek bir tehlikeyi zamanında önlemeyi sağlayacaktır. Özellikle kadınlarda sık sık görülen rahim kanserleri, sağlıklı zamanlarda iken yapılacak özel muayenelerle anlaşılıp hemen tedavileri yapılarak tehlike tamamen ortadan kaldırılabilir