Monthly Archives: Ekim 2008

Sert ve yumuşak nabız neyi belirler?

nabız
Damar sertliği nedeni ile sertleşen damar çeperlerinin direncini yenebilmek için kalp aşırı bir güç harcar. Böyle bir hastanın nabzı kontrol edildiğinde parmağın altında tam anlamıyla hissedilecek bir sertlik olduğu görülür. Bu tür belirti kurşun zehirlenmeleri ve yüksek tansiyonda da ortaya çıkar. Bu tür nabza “” adı verilir.

Bunun aksine, zayıf kimselerde ve kalp yetmezliği halinde üzerine parmakla basınca damarın kaybolduğu görülür. Bunun tıp dilindeki adı “” dır.

Sağlıklı kişilerde, spor hareketlerinden sonra nabzın normalden daha dolgun attığı görülür. Büyük nabız adı verilen bu durum kalbin ana atardamar kapağının yetersizliği halinde de ortaya çıkar.

Ana atardamar kapakçığının darlığında ya da sol karıncığın yetersizliğinde de zayıf nabız adı verilen durum görülür.

Gürbüz insanlarda nabız kuvvetli ve dolgundur. Buna “” denilir. Hastalıklı ve halsiz kişilerdeki nabız vuruşlarına da “” adı verilir.

Tifoda nabız, bazen büyük vuruş bitmeden küçük bir vuruş daha yapar. Bu hale ikili nabız denilir.

Büyük atardamar kapağının yetmezliğinde de ele çarpıp hemen kaybolan nabız şekline “Çabuk Nabız” denilir.

Nabzın bir vuruşu bitmeden hemen ikince vuruşun gelmesine ve bu halin birkaç vuruşta bir tekrarlanmasına “Ekstrasistol” denilir. Bu Ekstrasistoller eşit aralıklarla gelebileceği gibi düzensiz olarak ta görülebilir.

Nabız

nabız1
, kalp vuruşlarının atardamarlarda duyulan vuruşlarıdır. Bu vuruşlar en kolay şekilde bileklerdeki atardamarlarda hissedilebilir. Kalbin her sıkışmasında atardamarlar içine gönderilen kanın atardamarlar boyunca ilerlemesi sırasında damar çeperine yaptığı basınç en fazla bilekte, boyunda ve ayak sırtı damarlarında görülebilir. Bunlar arasında en rahat kontrolü bilek verdiği için muayene sırasında kalp atışları bilekten sayılır. Nabzın bu bölgelerde iyi duyulmasının başlıca sebebi de atardamarların, özellikle bilek, boyun ve ayak sırtı damarlarının deriye çok yakın olmasıdır.
Nabız saymak

Nabız orta ve yüzük parmaklarının yardımıyla sayılmalıdır. Günümüzde artık nabız muayenesi eski değerini yitirmişse de hastalık hakkında genel bir bilgi verecek ilk müracaat noktasıdır. Özellikle acil olaylar karşısında nabız vuruşları bilen bir kimseye hastanın durumu hakkında önemli ipuçları verir.

Normal nabız

Sağlam bir insanda nabız vuruşları 70–80 arasındadır. Vuruşlar dolgun, yumuşak ve hep aynı aralıklardadır. Nabız vuruşları soluk alırken artar verirken azalır. Heyecanlı bir yapıya sahip kişilerde nabız artışları küçük bir olay karşısında derhal hızlanır. Normal kişilerde ise bu hal büyük olaylar karşısında görülür. Nabzın hızlanmasına tıp dilinde taşikardi adı verilir. Bu da kalbin hızlı çalışmakta olduğunu gösterir.

Nabız neden hızlı atar

Çeşitli hastalıklar nabız vuruşları üzerinde etki yapar. Tifo dışındaki bütün ateşli hastalıklarda ateşle birlikte nabız da yükselir. Genellikle ateşin bir derece yükselmesine karşılık nabız dakikada 20 vuruş hızlanır. Bu bakımdan ateşli hastalıklarda, nabız vuruşları ile ateşin yüksekliği hakkında bir fikir edinilebilir.
Tifoda ateşin yükselmesine karşılık nabız normale yakın atar.
Bağırsak delinmesi olaylarında ise nabız hızlı atar ama buna karşılık ateş düşer. Bu durum hastalığın tehlikeli bir devreye girdiğini gösterir.
Kanama halinde, vücuttan dışarı çıkan kanın eksikliğini duyurmamak için kalp atışları hızlanır. Dokuları normal şeklinde besleyebilmek için kalbin bu süratli çalışması sonucu nabız atışları hızlanır. Ancak, nabız vuruşlarındaki dolgunluk hissi kaybolur ve atış zayıf bir şekilde hissedilir. Kanamanın devam etmesi ve vücuda kaybolan kan yerine yenisinin verilmemesi halinde nabız atışlarında giderek bir zayıflama olduğu ve bir devre sonra da nabzın el altından kaybolduğu görülür. Ayrıca nabız, guatr denilen, boyundaki kalkan bezi hastalığının artması ile de hızlanır. Bu hastalıktaki başlıca belirtilerden biri olan gözlerin yuvalarından dışarı çıkar gibi olması kalbin hızlı atışları ile meydana gelir.
Nabız, kalp yetmezliklerinde de hızlı bir vuruş gösterir. Böyle durumlarda nabızdaki atış sayısı dakikada 200′e yükselebilir.

Nabız yavaş atarsa

Nabzın normalin altında atışına tıp dilinde “” denilir.
Vagotonik tip denen sinir sistemi oynaklık gösteren kişilerde ani olaylar karşısında baygınlık, baş dönmesi, terleme gibi belirtiler görülür. Bu hal sırasında nabız sayısı düşer. Bu nabız düşmeleri tehlikeli bir duruma işaret değildir.
Beyin urlarında, beyin kanamalarında kafa içi basıncının artmasından ileri gelen nabız azalmaları oldukça tehlikelidir. Bu tür azalmalar hastalığın seyri bakımından da doktora bir fikir verir.

Kalp kulakçıklarından başlayan kasılma kalbin çalışmasını meydana getirmek üzere karıncıklara geçer. Bu kasılma karıncıklara herhangi bir sebeple gelmeyecek olursa, karıncıklar kendi kendilerine ancak dakikada 40 defa kasılabilirler. Bundan dolayı da nabız vuruşları dakikada 40′a düşer. Tıpta bu olaya kalp bloğu adı verilir. Bu blok meydana gelirken önce hastada bayılma ve çırpınma halleri görülür ama bir süre sonra vücut bu duruma alıştığı için sadece nabzın düşük atışından başka hiç bir belirti olmaz.

Kan kolesterolü seviyenizi düşürün

Bünyemizde Bulunan Nitrik Oksit (NO) Mucizesi ile Kalp Hastalıklarına Son Yazı Dizisi’nden (Dr. Louis J. İgnarro’nun Nobel tıp ödüllü programı)

Kolesterol seviyeniz yükseldikçe kalp krizi riskiniz de artar. Kolesterol seviyeniz iki şekilde ifade edilir. Yoğunluğu düşük lipoproteinler (LDL) veya “kötü” kolesterol ve yoğunluğu yüksek lipoproteinler (HDL) veya “iyi” kolesterol. Kanda çok fazla LDL dolaştığında, zamanla atardamar çeperlerinde birikir ve aterosleroz’a katkıda bulunur. Açıkça LDL yüksek seviyede potansiyal olarak zararlıdır. Diğer taraftan HDL “iyi” kolesterol olarak tanımlanır; çünkü plak ve kolesterolün damarlarda birikmesini engellemekte ve onların yer değiştirmesini sağlamaktadır. LDL değeriniz kalp krizi veya riskinizin en iyi tahmincisidir. Yüksek değer yüksek risk demektir.

Kolesterolünüzü kontrol altında tutmak elinizde

Aşağıda verilen kolesterol seviyeleri son zamanlarda gördüklerinizden yüksek olabilir. Fakat ABD’de sağlık müesseselerinde bu seviyelerin değişmesiyle ilgili tartışmalar bulunmaktadır. Önerilen değişim Amerikan kalp birliği, Amerikan Kardiyoloji Koleji ve Ulusal Kalp, akciğer ve kan Enstitüsü tarafından onaylanmıştır. Ve LDL için ideal değer lOOmg/dl’ den 70mg/dl’ye düşürülmüştür. Bu değişikliğin anlamı pek çok insanın yüksek LDL tanısı kapsamında olduğu ve ilaç kullanmaları gerektiğidir.

Önerilen değişiklik bazı tartışmaları da beraberinde getirdi ve bilimsel olarak sağduyulu olan öneri yıllardır kullanılan yani tabloda belirtilen “eski” rakamlardır. Önerilen değişim ve sizin potansiyel ilaç ihtiyacınız doktorunuzla karar vereceğiniz bir meseledir. En fazla üzerinde durulması gereken nokta ise yaptığınız her şeyi LDL seviyenizi doğal olarak düşürmek için yaparsanız iyi olacağıdır.


100 mg/dl’den az – İdeal
100 – 129 mg/dl – İdeale yakın – Yüksek ideal
130- 159 mg/dl – Sınırda yüksek
160- 189 mg/dl – Yüksek
190 mg/dl ve üstü – Çok yüksek

Sıklıkla kullanılan diğer bir kolesterol ölçüsü ise kolesterol oranıdır. Kolesterol oram toplam kolesterolün HDL’ ye bölünmesiyle bulunur. (HDL + LDL) / HDL Örneğin LDL’si 150 ve HDL’si 50 olan bir hastanın kolesterol oranı 4,0′dır. Önemli olan düşük kolesterol oranıdır. İdeal kolesterol oranı 3,5 olarak tanımlanmıştır. İzin verilen seviye ise 5,0′m altında herhangi bir değer olabilir.

Felç

felç

Kalp krizleri kalbi tehdit ederken felçte beyni tehdit etmekte. Her ikisinin de sebebi kan pıhtılarıdır. Felçte bu pıhtılar kalbe değil beyne gitmektedir. Bu olduğunda pıhtı normal kan dolaşımını etkiler ve beyin hücrelerine oksijen gitmesini engeller veya azaltır. Sonuç beynin hasara uğraması, yetersizlik, ve hatta ölüm olabilir. Bu kan pıhtılarının en genel yeri boyunda bulunan atardamarlardır. Normal NO üretimi zayıfladığında pıhtılaşmaya ve felce daha çok yatkın hale gelirsiniz.

NO( Nitrik Oksit ) felçle nasıl mücadele eder?

NO’nun iki önemli fonksiyonu vardır. Kanın pıhtılaşmasını önlemek ve damarları plaklardan uzak tutmak. Bu sayede felç riskini azaltır hatta yok eder.

Yaşam Tarzı, Yaşam Tarzı, Yaşam Tarzı!

Bünyemizde Bulunan Nitrik Oksit (NO) Mucizesi ile Kalp Hastalıklarına Son Yazı Dizisi’nden (Dr. Louis J. İgnarro’nun Nobel tıp ödüllü programı)

Doktorunuz size, kardiyovasküler hastalıklara yakalanmanıza sebep olacak risk faktörlerinden bahsetmiş olabilir. Ailenizin kardiyovasküler geçmişi, artan yaşınız ve genetik yapınız gibi bazı risk faktörlerinin sizin kontrolünüz dışında olmasına rağmen diğer pek çok risk faktörünü yaşam tarzınızdaki tercihlerinizle azalta bilirsiniz. Çünkü kardiyovasküler hastalıklara yakalanmanın sebepleri çoğunlukla yaptığınız seçimlerle yakından ilişkilidir.

Seçmeniz gereken yaşam tarzı
Sigarayı bırakın. Eğer sigara kullanırsanız kardiyovasküler hastalıklara yakalanma ve kalp krizi riskiniz iki katına çıkacaktır. Günde içtiğiniz sigara sayısı arttıkça risk de artmaktadır. Ek olarak, sigara kullanmak damarlarınızın endotel hücrelerine zarar verir ve vücudunuzun NO üretimini sabote eder.