Monthly Archives: Ekim 2008
Neden kardiyovasküler sistemimizin yaş ispatını yapmalıyız?
Bünyemizde Bulunan Nitrik Oksit (NO) Mucizesi ile Kalp Hastalıklarına Son Yazı Dizisi’nden (Dr. Louis J. İgnarro’nun Nobel tıp ödüllü programı)
Ünlü Framingham kalp çalışması, Massachusetts Flamingha kasabasında kırk yıldan fazladır yerleşik jenerasyonlar takip edildi ve iki yılda bir herkesin kardiyovasküler sağlıkları değerlendirildi, ilgi çekici bulgulardan bir tanesi; otuzlarında normal kan basıncı ile başlayan katılımcıların üçte ikisinde hipertansiyon oluşmasıydı. Ulusal sağlık enstitüsüne göre hipertansiyon yılda takriben 700.000 ölümde başrol oynuyor.
Kan basıncı milimetre cıva ile ölçülür, (‘mm Hg’) ve kesirle gösterilir. Örneğin, 160/100 veya 130/85 belirtilmiştir; eğer kan basıncınız 140/90 veya daha yüksek ise sistolik en tepede ve diastalic en altta kan basıncınızın yüksek olduğuna karar verilir. Doktorunuz size atardamarlarınızda aşırı basınç olduğunu ifade eden hipertansiyonunuzun olduğunu söyleyecektir. Eğer kan basıncınız “yüksek normal” safhasında ise hipertansiyona bağlı artan risk grubundasınız demektir.
Mikrobun yayılma yolları
Mikroplar vücutta başlıca kan yolu ile, lenfa yolu ile ve sinir yolu ile yayılma gösterir.
Kan yolu ile : Kan bakterilerin, riketsiyaların ve virüslerin beslenmesini ve yayılmasını sağlayan en uygun yoldur. Mikropların kanda çoğalması çok tehlikelidir. Kanda mikrop çoğalmaya başlaması demek vücudun direnme gücünün sona ermesi demektir.
Lenfa yolu ile : Lenfa içinde alyuvar bulunmayan bir tür kandır. Mikroplar doğrudan doğruya lenf kanallarına girerek bu yolları hastalandırmasına lenfajit adı verilir. Bunun en açık belirtisi, parmak ucundaki bir yaradan kolda ve koltuk altına kadar kırmızı renkteki çizgi ve koltuk altı bezinin şişmesi bir lenfajit belirtisidir.
Lenf bezleri vücutta koruyucu set özelliği taşır. Bu setin yıkılması hastalığın vücuda yayılması demektir.
Sinir yolu ile : Virüsler vücuda yayılmayı daha çok sinir yolu ile sağlarlar. Sinir yolu ile aynı zamanda mikrop toksinleri (zehirleri) de yayılır.
Sinir yolu ile yayılan mikroplar önce sinir dokusunun bir bölümünü hastalandırır. Bunun sonucu olarak ta bütün vücudu etkisi altına alabilir.
Tetanoz toksini merkez sinir sisteminde, çocuk felci virüsü ise omurilikte hastalık meydana getirir.
Mikrop vücuda nasıl girer
Vücudun üzerini örten deri ve iç organların üzerini örten sümüksü doku (mukoza) mikrobun vücuda girmesi için birer kapı özelliği taşır.
Ancak, mikroplar taşıdıkları hastalığın özelliğine göre vücut içinde en kısa yolu seçerler.
Vücuda giren mikrop hastalık meydana getireceği organa kadar gidemeyip herhangi bir yerde kalırsa küçük bir iltihap haline gelir ve bir süre sonra da kaybolur.
Deri yolu ile vücuda giren mikroplar en elverişli yol deri üzerindeki çatlaklar, yaralar ve çiziklerdir. Mikroplar iç organları üzerinde de bu tür arızalı bölgeleri ararlar.
Mikrobun üç ayrı yayılma şekli:
Mikroplar vücuda girdikten sonra üç ayrı şekilde yayılırlar.
* Girdikleri yerde hastalık meydana getirirler. Bu tür mikropların meydana getirdikleri hastalıklar yılancık ve mantar hastalıkları ile benzerleridir.
* Mikropların bir diğer cinsi de girdikleri yere yerleştikten sonra kan ve lenf yolu ile daha uzaktaki organlara giderler. Bu tür yayılmada ilk hastalık belirtisi mikrobun vücuda girip yerleştiği ilk yerde görülür. Bunu takiben de vücudun diğer bölümlerinde çeşitli belirtiler ortaya çıkar. Bu tür mikroplar arasında menengokoklar sayılabilir. Bu mikroplar bademcikler üzerinde iltihap meydana getirir daha sonra da kan yolu ile beyin zarlarına giderek burada iltihaplar yapar ve menenjiti ortaya çıkara.
* Üçüncü yayılma türünde ise mikrobun girdiği yerde hiç bir hastalık belirtisi görülmez. Mikroplar doğrudan doğruya hastalık yapacakları organa gider ve orada çoğalırlar. Tüberküloz menenjiti bu tür bir yayılma gösterir.
Mikropların can yoldaşları
Mikropların dolaylı bulaşmasında, biri canlı, biri cansız olan iki aracı vardır. Bu tür bulaşmada su ve besinler cansız aracılar olarak kabul edilir. Su ve besin maddelerinin bazıları hastaların ya da portörlerin dışarıya attıkları mikroplarla bulaşırlarsa, bunların sağlam bir insan tarafından içilmesi ya da yenilmesi sonucu mikrop geçmiş olur.
Hastalık bulaştırma özelliği en fazla besin süttür. Süt mikroplu olabileceği gibi sağıldığı hayvan da hasta olabilir. Sütte en fazla verem, Malta humması mikropları bulunur. Ayrıca sütün mikroplanmasında, sağıcısının hastalıklı olması ya da sağılan kabın temiz olmaması da rol oynar.
Hastalık taşıyan canlı aracılar ise bit, pire, kene ve kan emen sinekler ile farelerdir.
Bir aracı hayvan vücudunda gelişime uğrayan mikrop buradan bir insana geçerse derhal hastalık etkisini gösterir. Hayvanlar kanalı ile insanlara geçen hastalıkların başında veba, verem, tifüs ve sıtma gelir. Bu tür bulaşma çoğu zaman büyük kitleleri etkileyen salgınlara da yol açabilir.
Mikrop nasıl bulaşır?
Mikroplar vücuda girdikten sonra, vücut bunları yenmek için gayret eder. Bu arada vücuda giren mikroplardan bazıları da hastalık meydana getirmeden yıllarca sığındığı yerde yaşar. Ancak, bulunduğu insanda herhangi bir belirti göstermeyen bu mikroplar o insan kanalı ile bir başka insana geçebilir. Vücutlarında mikrop olduğu halde hastalanmayan ve sadece bu mikrobun taşıyıcılığını yaparak başka insanlara bulaşmasında etken olan kişilere mikrop taşıyıcı (portör) denilir.
Mikrobun bulaşması ya doğrudan doğruya ya da bir aracı yolu ile olur.
Mikrobun bir insandan bir, başka insana bulaşarak hastalık meydana getirmesine doğrudan doğruya bulaşma adı verilir. Nezleli bir insanın aksırığı ile havaya saçılan mikroplar solunum yolu ile sağlam bir insana geçerek onda da nezle meydana getirir.
Solunum yollarında hastalık meydana getiren mikroplar genellikle tükürük, sümük ve balgam içersinde bulunur. Sindirim sistemi ile ilgili hastalıklar daha çok dışkı yolu ile bulaşır.






