Monthly Archives: Kasım 2008
Romatizma tedavisi
Romatizma, çeşitli organlarda çeşitli aksaklıklar meydana getirdiği için bunun tedavisi de aksaklıklara göre ayarlanır. Bunun en belirli misali, romatizma kalpte etkisini göstermişse, bu hastayı eklemleri tutulmasın diye önceden yürütmeye çalışmak önemli bir hatadır.
Hastalığın tedavisinde dikkat edilecek önemli noktalardan biri de, hastanın duyduğu ağrıyı hafifletmek, beslenmesine dikkat etmek ve dinlenmesini sağlamaktır. Eklemlerin toptan hastalanması halinde ise hasta zaten kıpırdayamaz.
Ağrının geçmesi halinde de dinlenmeye dikkat etmek gerekir. Soğuktan kesinlikle kaçınılmalıdır. Hareketsizlik sebebiyle deride yaralar açılmaması için hafif masajlar ve bu arada vücudun yatakla temas eden bölümlerine de talk pudrası sürmek yararlıdır. Bu arada eklemlerin hafif kıvrık kalacak şekilde altlarının yastıkla beslenmesi de hastanın rahatlaması bakımından faydalıdır. Hastanın böbreklerindeki zararlı maddelerin atılması için bol miktarda su ve sulu yiyecekler verilmelidir. Hastaya verilecek yiyeceklerin kolay sindirilebilecek ve yüksek kalorili olmalarına dikkat edilmelidir. B vitamini kompleksi ile A ve C vitaminleri tedavide önemli ölçüde yardımcı olmaktadır.
Romatizmada, kalp bozukluğunun dışındaki bütün belirtiler salisilâtlarla kaybolur. Bu tür ilâçların ağrı kesici ve ateş düşürücü etkileri de bulunmaktadır. Ancak bunlarda dikkat edilecek önemli bir nokta, salisilâtların tedavi edici özellikleri ile zehirleyici özellikleri birbirlerine çok yakın olduğundan, kulak çınlaması, sağırlık, bulantı, kusma, şuur kaybı gibi haller görülünce ilâcın hemen kesilmesi gerekir. Antibiyotikler ise hastalığın başlangıç devresinde yararlı sonuçlar vermektedir.
Göğüs ağrılarına karşı ise kodein ve morfin kullanılmaktadır.
Kalp yetmezliği ortaya çıkınca, kalp kasını kuvvetlendirici ilâçlar kullanılır. Ancak bütün bu ilâçlar doktorun kontrolü altında uygulanır.
Romatizma nasıl anlaşılır?
Romatizmanın anlaşılmasında en önemli nokta, bu hastalık gibi eklemlerde aynı belirtileri gösteren diğer hastalıklardan ayrılmasıdır. Bazı mikroplu hastalıklardan sonra da bir karışma sonucu eklemlerde bazı bozukluk belirtileri ortaya çıkar. Çocuklarda eklem ağrılarının ve şişmelerinin yanında zatürree, kalp bozuklukları, bademcik iltihabı, köre hastalığı ve deri altı tanecikleri görülmesi romatizmanın en önemli belirtileridir.
Hastalık küçük yaşlarda çok tehlikelidir. Hastalığın meydana getirdiği kalp bozuklukları çoğu zaman tehlikeli sonuçlar doğurur. Küçük yaşlarda meydana gelen aksaklık yaş ilerledikçe kalbin bozulmasını daha da arttırır. Daha önce romatizma geçirmiş olanlarda ise hastalık daha ağır bir şekilde ortaya çıkabilir.
Romatizma’nın diğer organlardaki etkisi
Romatizma sırasında zatürree görülürse de daha çok üst solunum yollarında, burunda nezle, bademciklerde iltihaplanma, soluk borusu iltihabı (larenjit) kendini gösterir. Boğaz kırmızı bir hal alır ve lenf bezleri şişer.
Romatizma sırasında genellikle boğaz ağrısı da görülür. Nabız atışları ve ateşle birlikte soluk alıp verme de hızlanır. Daha çok kalp zarının romatizmasında normal solunum dakikada 20 iken 50 – 70′e kadar çıkabilir. Büyüklerde şiddetli eklem ağrıları da solunumun hızlanmasına sebep olabilir.
Hastanın biraz olsun rahatlaması için ya eklemlerin kıpırdamasını önlemek için buralar bağlanır ya da ağrı dindiriciler kullanılır.
Romatizma halinde deride görülen döküntü ve kızarıklıklar büyük bir önem taşımamaktadır.
Çoğunlukla eklem civarında deri altında küçük tanecikler meydana gelir. Bu tanecikler elle de hissedilir ve hastalığın geçmesinden uzun bir süre sonra bunlar devam eder.
Mikroplu hastalıkların hemen hepsinde olduğu gibi romatizmada da hastanın kanındaki akyuvarlar çoğalır.
Hastalık sırasındaki ateş yükselmesinde şuur kaybı ve koma hali görülebilir. Bu haller tedavide kullanılan salisilâtlar sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Kore hastalığı adı verilen ve beyin hücrelerindeki bozukluklardan ortaya çıkan hareket kontrolünün kaybolmasının başlıca sebepleri arasında romatizma da vardır. Daha çok çocuklarda görülen bu hastalıkta hasta, bir şeyi tutmak ya da bir yere gitmek istediğinde bunu çok geniş ve zor hareketlerle başarabilmektedir. Bu durum da romatizma mikroplarının beyin dokusu üzerinde de zararlı etkiler meydana getirdiğini göstermektedir.
Romatizma sırasında böbrek bozuklukları, nefrit, bağırsak ağrıları ve bozuklukları ile apandisit belirtileri de görülebilir. Romatizmalı hastada devamlı olarak zayıflama görülür. Hastadaki zayıflamanın durması ve yavaş ta olsa şişmanlama halinin görülmesi hastalığın iyileştiğini göstermesi bakımından önemlidir. Ancak bu safhada yeniden başlayan zayıflama hastalığın tekrar geldiğini gösterir.
Romatizma’nın kalpteki etkileri
Romatizma kalpte büyük bozukluklar yapabildiği gibi bazı hallerde de hiç bir bozukluk yapmadan geçtiği olur. Bozan da sadece hastalık sırasında kalp bozuklukları görülür. Hastalığın geçmesi ile birlikte bu bozukluklar da ortadan kaybolur.
Romatizma kalp kapakçıklarında yetmezlik, darlık yapabildiği gibi kalp kasını ve kalbin dışını örten zarı da hasta edebilir. Kalp kasının hastalanmasında göğüste ağrı ortaya çıkar. Buna karşılık kalbin dışını örten zarın hastalanmasında kalp üzerinde herhangi bir ağrı hissedilmez.
Kapakçıkların hastalanması ise hem dolaşımda hem de kalbin çalışmasında bozukluklar yapar. Bunun sonucu olarak ta kalp yetmezliği ortaya çıkar. Hastaların aşırı hareketleri kolayca nefes darlığı doğurduğu gibi parmak uçlarında ve dudaklarda, oksijen yetersizliğinden morarmalar da ortaya çıkar. Hastanın aşırı kuvvet harcaması sonucu kalp çok kolay durabilir.
Kalp kaslarının hastalanması halinde hastalığın derecesine göre kalp yetmezliğine varan bozukluklar ortaya çıkabilir.
Romatizma mikrobu vücuda girdikten sonra kalp üzerinde yerleştiği için, genel belirtiler yani eklemlerdeki şişlikler görülene kadar kalpte bozukluklar meydana gelmişse bunun önlenmesi artık imkânsızlaşmıştı. Eklemlerde meydana gelen bozukluklar geçicidir ama kalpteki bozukluklar çoğu zaman kalıcı olur.
Romatizma nasıl başlar?
Romatizmanın başlıca belirtileri, eklemlerde şişme, ateştir. Ancak bu belirtiler birden bire başlamaz, önce bademciklerde iltihaplanma, boğaz ağrısı ya da bir nezle hali görülür. Bu belirtilerden sonra hasta tam iyi olduğunu sandığı ya da sadece hafif bir kırıklık hissettiği sırada romatizma kalbe oturmuş ve orada bozukluklar meydana getirmeye başlamıştır. Bu devreden sonra ya aniden ya da yavaş yavaş üşüme halinden ya da bir yorgunluktan sonra asıl belirtileri ortaya çıkmaya başlar.
Ateş 39–40 dereceye kadar yükselir, nabız atışları hızlanır, hasta fazla miktarda terler. Bu arada en fazla yorulan eklemlerde şişme, ağrı ve belirli bir kırmızılık görülür. Genellikle vücudun her iki yanının eklemleri aynı anda hastalığa yakalanır. Hastalığın el ve ayak parmaklarında başlaması hastalığın süreğen romatizma haline döneceğini gösterir.
Hastalığın bütün eklemlerde aynı anda başlaması çok nadir görülen bir olaydır. Eklem boşluğunda su toplandığı gibi eklemlerin üzerini örten kapsül dokusunda da ödem meydana gelir.
Eklem yerlerinde hissedilen ağrı, buralarda toplanan suyun basıncından ileri gelmektedir. Bu suyun bir enjektörle çekilmesi sonucu ağrının kaybolduğu görülür. Ağrının bir eklemden diğerine geçmesi ya da iyileşen bir eklemin yeniden hastalanması mümkündür.






