Monthly Archives: Kasım 2008
Romatizma
Romatizma, genellikle eklemlerde şişlikler meydana getiren, kalpte, damarlarda bozukluklar yaratan ağrılı ve ateşli bir hastalıktır. Bu hastalık mikroskopla dahi görülemeyecek derecede küçük stafilokok cinsi mikropların meydana getirdiği mikrobik bir hastalıktır. Bunun yanı sıra hastalığın soğuk ve rutubetle ilgisi olduğu da bilinmektedir.
Romatizma genellikle rutubetli iklime sahip bölgelerde görülür. Hastalık genellikle kış sonuna doğru ve ilkbahar aylarında daha çok kendini belli eder. Bu da soğukla ilgili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca yine bu aylarda solunum sistemi hastalıklarının çok görülmesi bu tür hastalıkların romatizmaya zemin hazırladığının bir belirtisidir. Bütün bunların dışında zayıf yapılı kişilerin daha çok romatizmaya yakalanmaları, hastalığın bünye yapısı üzerinde etkili olduğu gerçeğini de ortaya çıkarmıştır.
Renk Körlüğü
Bir göz hastalığı olan renk körlüğüne Dalton hastalığı da denilmektedir. Genellikle erkeklerde görülen bu hastalık kadınlarda çok azdır.
Tamamen renk görme özelliğinden yoksun olanlar da vardır. Bunlara tam renk körü denilmektedir. Bu hastalığa yakalanmış olanlar çevrelerini sadece aydınlık ve karanlık olarak görürler.
Tam renk körlüğü oldukça seyrek olmakla beraber iki renk körlüğü (dikromatik) oldukça yaygındır. Bunlar genellikle kırmızı ile yeşili birbirlerinden ayıramazlar. Buna kırmızı -yeşil körlüğü yani renk körlüğü ya da tıptaki adıyla Dalton Hastalığı denir.
Renk körlüğü çeşitli meslekler için büyük bir bozukluk kabul edilmektedir. Bu meslekler arasında kaptanlık, pilotluk veya şoförlük ile bu mesleklerle ilgili görevlerde bulunan kişiler vardır.
Raşitizm daha çok kuzey ülkelerinde görülmektedir
Çocuklarda süratli büyüme ve bol unlu gıdalarla beslenme raşitizmi meydana getirir. Bu hastalık, daha çok uzun kış aylarının yaşandığı kuzey ülkelerinde görülmektedir.
İnsanların derisinde besinlerden alınan bir madde toplanır ve bu güneş ışığı ile morötesi ışınların etkisi ile kolayca D vitaminine dönüşür. Kuzey ülkelerinde güneş ışığının az oluşu bu maddenin D vitaminine dönüşünü sağlayamaz. Bu sebeple D vitamini vücut için yeterli olamayacağından kemiklerde yumuşama görülür.
Raşitizmin şekil bozukluğu gibi ortaya çıkardığı sakıncaların yanı sıra kadınlar için daha tehlikeli durumlar da yaratır. Bunlar arasında leğen kemiğinin daralması sonucu çok güç doğumlar ve hatta hiç doğum yapamama hali de ortaya çıkar.
Tedavi ve korunma
Çocuğun raşitizmden korunması için ilk aylarında en az bir litre anne sütü ya da bir başka süt içirilmelidir. Süt hem kalsiyum bakımından zengindir hem de yeteri kadar D vitaminine sahiptir. Bunun yanı sıra yumurta sarısında ve tereyağında da yeteri oranda D vitamini vardır. Balık yağı ise D vitamini bakımından çok zengindir.
Tedavide sadece gıda vermenin yetersiz olması sebebiyle ağızdan ya da iğne yolu ile D vitamini ile kalsiyum fosfor bileşikleri vermek gerekmektedir.
Raşitizm
Kötü beslenme ve vitamin eksikliğinden ileri gelen özellikle küçük çocuklarda görülen bir kemik hastalığıdır. Daha çok 3. -10. aylar arasında görülür. 4–16 yaşlarında ve hatta daha ileri yaşlarda da görüldüğü olur.
Kemiklerde sertleşmenin sağlanması, kalsiyumlu fosforun yerleşmesi için D vitamini gereklidir. Bu vitaminin eksikliği halinde kemik yapısı bozulur ve kemikler yumuşak kalır. Yumuşak kemikler de vücut ağırlığı karşısında eğileceği için iskeletin şekli bozulur. Bunun sonucu olarak ta bileklerde ve parmaklarda şişlik, belkemiğinde sağa ya da sola eğilme, bacaklarda içe veya dışa doğru çarpıklık, leğen kemiğinde daralma, göğüs kafesinde yassılaşma ve göğüs kemiğinde öne doğru çıkıntı meydana gelir. Raşitik çocuklarda baş büyük, boyun kısa ve karın şişkindir. Baş derisinden çok miktarda terleme, kafa kemiklerinde çukurluklar, bıngıldaklarda geç kapanma görülür.
İleri yaşlarda da özellikle savaşlar sırasında ve esir kamplarında yeterli besin almama sonucu kemiklerde yumuşama ve biçim bozuklukları ortaya çıkar. Bu durumdaki kişilerde halsizlik, uyuşukluk ve hareket kabiliyetini kaybetmenin yanı sıra kolaylıkla çeşitli hastalıklara yakalanma durumu da ortaya çıkar. Kalsiyum eksikliğinden kaslarda kasılmalar da görülür.
Besinlerdeki kalsiyum ve fosfor azalması raşitizmin ortaya çıkması için yeterli bir sebep değildir. Bunun için D vitamininin eksikliği şarttır. Bu durumun aksi halinde yani D vitamininin eksikliğinde yeteri kadar hatta fazlasıyla kalsiyum ve fosforlu gıdalar alınsa bile raşitizm kendini gösterir.
Psikopat türleri
Psikopatlarda hastalığın seyri ve derecesi bakımından bazı çeşitlilikler gösterirler. Bunlar altı ayrı grup altında toplanabilir.
Öfkeliler: Bunlar herhangi bir sebeple birden bire öfkelenen psikopatlardır, öfkelenme sırasında ne kendilerini ne de karşılarındakini düşünürler, öfkelenmelerine sebep olan olaylar aslında çok küçüktür. Ama öfkeleri geçtikten sonra da büyük bir pişmanlık duyarlar. Öfkelendikleri anda ise bir deliden farkları yoktur.
Bir tür psikopatlar normal zamanlarında neşeli görünmelerine rağmen dertleri yüzlerinden belli olur.
Öfkeli psikopatlar, sadece kendilerine yapılanlara değil başkalarına yapılanlara da dayanamazlar.
Küçük bir sebeple öfkelenen bir psikopat, eline geçirdiği her şeyi kırar, üstünü başını yırtar, bağırır ve hatta rastgele silah bile kullanabilir.
Sebatsızlar: Bu tür psikopatlar hiç bir işte barınamazlar. Büyük bir istekle başladıkları bir işten bir süre sonra bezerler. Bu hastalar diğerlerine oranla zekidirler, olayları iyi muhakeme edebilir çevrelerini çok çabuk tanırlar. Çoğu zaman da herkesten sevgi ve saygı görecek kadar kendilerini kabul ettirirler.
Ataklar: Duygularının etkisi altında kalan bu tür psikopatlar çeşitli isteklere kapılırlar. Bunlar arasında aşırı içki içme, delicesine para harcama ve devamlı seyahat vardır. Bu istekler o derece ileridir ki bir felâkete sürüklenmelerine rağmen ne bir başkası ne de kendileri bunu önleyemez.
Yalancı ve dolandırıcılar: Çok zeki kimselerdir. Genellikle birkaç yabancı dil bilirler. Geniş bir bilgi sahibi ve kuvvetli bir hafızaları vardır. Ancak bu tür kimseler derinliğine incelenirse bildiklerinin yüzeysel olduğu görülür. Ama buna rağmen pek çok kimseyi söyledikleri yalanlarla kandırabilirler ve hatta dolandırabilirler. Yalan söylemekten adeta bir büyük zevk alırlar. Herhangi bir basit olayı yalanla süsleyerek anlatmak ve bunun çevresindekiler tarafından ilgi uyandırdığını görmek onlara büyük bir haz verir. Bunlar arasında sahte doktorlara, subay elbisesi ile gezenlere ve hırsızlık yapanlara rastlamak mümkündür.
Suçlular: Toplum kurallarına ve kanunlara daima karşı olan bu tür hastalar genellikle duygusuz bir hayatın içindedirler. Bütün yaşamları çocuklara karşı sert davranmak, öç almak, hayvanlara eziyet etmek ve çalışmaktan kaçmak gibi davranışlar içinde geçer. Yaşlan ilerledikçe suç işleme eğilimleri de artar. Para için ve hatta sadece keyif için adam öldürürler. Giderek daha insafsız hale gelirler. Hiç bir zaman yaptıklarından pişman olmazlar.
Anarşistler: Bunların en büyük özellikleri düzen bozucu davranışlara girişmektir. Daha çok mevki sahibi olmuş kişileri ve devlet adamlarını çekemezler. Daima bir ihtilâl peşinde koşarlar. Ve bu uğurda hayatlarını bile ortaya koyarlar.






