Monthly Archives: Aralık 2008
Alkol ve siroz

Sirozun sebepleri arasında alkolün etkisi fazladır. Çeşitli sebeplerin yanı sıra alkol hastalığın önemini ve tehlikesini arttırır. Özellikle, çok miktarda şarap ve bira içilen ülkelerde görülen sirozun yüzde doksanının sebebinin alkol olduğu tespit edilmiştir. Alkole düşkünlüğü fazla olmayan ülkelerde ise sirozun başlıca sebepleri arasında sıtma, frengi ve verem bulunmaktadır.
Sirozda karaciğerde olup bitenler
Hastalık sırasında karaciğer ya büyür ya da küçülür. Bunların yani sıra karaciğerin yağlanan da olur. Bazı hallerde karaciğer safra yolları, zan da kan damarları bozulur. Bu tür değişiklikle den. Biçim bozukluklarından dolayı, siroz yerine göre, büyümüş karaciğer sirozu, küçülmüş karaciğer sirozu ve yağlanmış karaciğer sirozu gibi isimler alır.
Sirozda uygulanacak perhiz
Karında henüz su toplanmamışsa hasta sıkı bir perhize alınır. Sirozda uygulanan perhiz yolu şöyledir:
* 10 gün süreyle yalnız kaymaksız, şekerli bir buçuk litre süt
* 10 gün tam süt ve sütten yapılmış tatlılar, yoğurt, peynir, unlu yemekler, püreler ve meyveler verilebilir
* Başka bir engel olmaması halinde daha sonra hastaya bol proteinli, bol şekerli ve nişastalı yemekler verilir.Yemekler, hiç yağsız denecek kadar çok az yağlı olmalıdır. Hasta özellikle C, K, P vitaminleri almalı ve günde en az 12 saat yatakta dinlenmelidir
Siroz
Siroz ağır bir karaciğer hastalığıdır. Çeşitli sebeplerden meydana geldiği gibi belirtileri de çok değişiktir. Bu bakımdan hastalık, meydana geliş sebebine, karaciğerin uğradığı biçim değişikliğine ve belirtilerine göre ayrı ayrı değerlendirilir.
Belirtileri
* Karında su toplanır.
* Karında su toplanması olmaz ya da önemsiz ölçüde bir su toplanması görülür.
* Sanlık görülür.
* Vücutta çok sayıda lekeler belirir.
* Dalak büyür.
Siroz tehlikeli ve ağır durumlarına rağmen tedavi edilemeyen bir hastalık değildir. Ancak, çeşitli hastalıklarda olduğu gibi, siroz tedavisinin de başarıya ulaşabilmesi için hastalısın önceden teşhis edilmesi ve tedavinin erken başlaması gerekir.
Bu arada hasta içki içiyorsa bunun derhal bırakılması hastalığın tedavisi bakımından büyük bir ümit verir.
Siroz tedavisinde yağların etkisini önleyici, idrar söktürücü, safra akıtıcı ilaçlar, karaciğer hülasaları kullanılmaktadır. Bunlardan başka kanamalara karşı özel tedavi yollarına başvurulur.
Karında toplanan sıvıyı boşaltmak için trokar adı verilen kalın bir iğne kullanılır. Karnın sol kesiminde, böbrekle kalça kemiğinin üst çıkıntısı arasındaki boşluğun üçte bir ölçüsünde aşağıya doğru anestezi yapılarak bu iğne batırılır ve toplanan su boşaltılır.
Sebeplerine göre siroz çeşitleri
* Zehirlerden, toksinlerden ve alkolden ileri gelen siroz
* Sıtma, verem, frengi gibi bazı hastalıklarda mikropların etkisiyle ortaya çıkan siroz
* Mekanik engellerden, basınçlardan (Kalp hastalıklarından, safra yolları iltihaplarından ve taşlarından) meydana gelen siroz
* Bakır da siroza yol açmaktadır. Alkolün meydana getirdiği sirozda, içkilerin damıtıldığı bakır imbiklerin rolü olduğu ileri sürülmektedir.
Besinler ve sindirimleri

Sebzeler: Sebzelerin pişirilme şekilleri sindirim açısından çok önemlidir. Mide için haşlanmış püre şeklindeki yemekler çok uygundur.
Bakla, mercimek, nohut ve fasulye gaz yapan yiyeceklerdendir. Bu tür yiyecekleri iyice çiğnemek ya da ezme olarak yemek en doğrusudur. Kızartma şeklinde tavada hazırlanmış yemeklerin sık yenilmemesi faydalıdır. Kavururken bol yağ emmiş sebzelerin sindirimi oldukça zordur. Marul, havuç ve domates gibi çiğ olarak yenilen sebzelerin vitaminlerinin bol olmasından yararı fazladır.
Etler: Dana ve tavuk etinin sindirimi sığır ve özellikle koyun etinden daha kolaydır. Çok yağlı etlerin sindirimi ise güçtür. Izgara etlerin, özellikle, yağsız olanların ve haşlama etlerin sindirimi kolaydır. Etin çok kaynatılarak suyunun azalması ve liflerinin sıkışması hazmı güçleştirir.
Balıklar: Kalkan, levrek, lüfer ve barbunya gibi yağsız olanlar palamut, torik ve uskumruya tercih edilmelidir.
Karides sindirim bakımından zararsızdır. Istakoz ve yengeç gibi deniz ürünlerinin sindirimi ise güçtür.
Süt: Besin bakımından çok değerli olan süt özellikle kahvaltıda içilmelidir. Öteki yemekler sırasında çeşitli yemeklerle karıştırılarak içilmesi doğrudan doğruya içilmesinden daha faydalıdır. Peynir ise kolaylıkla sindirilen bir maddedir.
Ekmek: Ekmeğin iyi çiğnemek suretiyle kabuğu içinden daha kolay sindirilir. Sıcak ekmekte çok su olduğundan mide salgısının çalışmasını güçleştirir.
Meyveler: Meyvelerin hemen hepsi vitamin ve madensel
tuzlar bakımından çok faydalıdır. Bu bakımdan bol miktarda yenmesinde zarar yoktur. Yalnız muz ve kestanenin sindirimi diğer meyvelere oranla daha güçtür. Badem, fındık gibi fazla yağlı yemişler midede uzun süre kaldığı için bunların, sık sık yenmemesi iyi olur.
Besinlerin sindirilişi sırasında dikkat edilecekler
İştahla ve istekle yenilen yemeğin sindirimi kolaydır. Tükürüğün, mide öz suyunun yeteri kadar salgılanmaması sindirimin geç başlamasına ve uzamasına yol açar. Bu durum da çeşitli sindirim güçlüklerinin, hastalıkların ortaya çıkmasına yol açar.
Ağza alınan bir lokma iyice çiğnenmelidir. Acele yemek, dişlerin bozukluğundan dolayı yeteri kadar çiğnenmeyen besinler, tükürükle tam karışmayacağından, özellikle, nişastalı maddelerin sindirimi güçleşir. Besinlerin midede kalma süresi uzar. Bu da mide sancılarına ve mide genişlemesine yol açar.
Üzerinde durulacak önemli hususlardan biri de belirli saatlerde salgıya başladığı için ve buna alıştığı için daha geç ya da daha erken saatlerde yemek yemek hazımsızlıklara yol açar. Normal yemek saatinde yemek yenmezse midenin salgıladığı özsu yanma ve ekşimelere sebep olur. Mide nezlesi (gastrit) ve ülser bu tür midelerde daha çok olur.
Aşırı yemekte zararlıdır. Çok yemek ve çok su midede şişkinlik yapar. Bu şişkinliğin sonucu da mide kasları esnekliğini kaybedeceğinden midede genişleme ve sarkma meydana gelir. Ayrıca fazla miktarda içilen su mide salgısını sulandıracağından, bu salgının besinler üzerindeki etkisini de azaltır.
Mide zarına zarar veren bir başka yemek şekli de çok soğuk ve çok sıcak yemeklerle, içeceklerdir. Bu tür maddelerin yemeğin sonuna doğru alınması pek zararlı olmaz.
Beslenme sırasında kanda olup bitenler
Fiziksel ve kimyasal olaylardan sonra besinler sindirim borusunu kaplayan ince dokudan kana, lenfe geçer. Emilme (imtisas) denilen olaylar sırasında sıvı, eriyik halindeki maddeler doku gözeneklerinden geçer. Besinlerin emilmesi için en uygun kısım ince bağırsaklardır. İnce bağırsaklarda tümür adı verilen tüy gibi çıkıntılardan sindirilmiş besinlerin kana, lenfe geçişi sağlanır. Bağırsakların çevresinde bulunan kara kan damarlarından ilerleyen bu maddeler ince damarların birleşerek meydana getirdiği vena porta adı verilen büyük bir damar yolu ile karaciğere gelir. Karaciğerde vücuda en uygun hale sokulan maddeler kana geçer. Daha sonra da organlara ve dokulara dağılır.
Vücut için yararlı olmayan besin, dışkılama suretiyle dışarı atılır. Sindirim artıkları kalın bağırsağın son kısmında, Rektum adı verilen yerde toplanır. Dışkı denilen bu kitlede sindirilmemiş maddeler, sindirim özsuları, bağırsak salgısı, mikrobik sindirim artıkları vardır. Büyüklerin günlük dışkı miktarı 120 – 150 gram kadardır. Bu miktar yeniden besinlerin cinsine, sindirimin tam olup olmamasına, bağırsakların emme kabiliyetine ve hareketlerine göre değişir.






