Monthly Archives: Ocak 2009
Tifonun tedavisi ve hastanın beslenmesi
Tifo bugün, etkili ilâçlar sayesinde erken başvurulduğu takdirde kolaylıkla tedavi edilmektedir. Vakit kaybedilmeden doktora başvurulur ve uygun tedavi sağlanırsa, hasta kurtarılabilir. Gecikme ve yanlış tedavi hastanın kurtulma şansım azaltır, özellikle ishal ilâcı ya da rastgele bir ilâcın verilmesi çok tehlikelidir.
Hastalar kesinlikle yatarak ve doktor tarafından tedavi edilmelidir.
Hastanın temiz tutulması, uygun yiyeceklerden sonra ağızlarının temizlenmesi, sık sık karbonatlı sularla çalkalanması gerekir. Hastanın vücudunun temizlenmesi ve alkolle ovulması deri yaralarını önler. Bunun için yatış durumları her gün birkaç defa değiştirilmeli ve derideki kan dolaşımı sağlanmalıdır.
Hastanın beslenmesi
Tifoluların iyi beslenmeleri gerekir. Doktorun tavsiyelerine uyulmalı, sindirimi kolay, vitaminli ve posasız besinler verilmelidir. Bunlar arasında süt, yoğurt ve beyaz peynir gibi besinler başta gelir. Daha çok sulu yiyecekler ve doktorun uygun bulduğu şekilde ve cinste meyve sulan, limonata ve su, yine doktorun uygun gördüğü midede tamamı ile hazmedilebilen proteinli besinler verilmelidir.
Tifolu hastaların özel bir yemek sistemiyle beslenmeleri şarttır. Tersine bir uygulama hastanın hayatını tehlikeye sokabilir.
Tifo hastalığının belirtileri ve seyri
Tifo mikrobu ağız yolu ile vücuda girdikten sonra bir ya da 3 hafta içinde belirtileri görülmeye başlar. Bu süre alınan mikrobun gücüne ve başka bazı sebeplere bağlıdır.
Hastalık iştahsızlık, hafif bir kırıklık ve ürpertiyle başlar. Akşamları baş ağrıları görülür. Hastalar daha çok yatma isteğindedir. Giderek hastanın genel durumu bozulur ve üşüme başlar. Bu sırada da ateş yükselmeye başlar. Ateş akşamları artarken sabahları azalır. Yükselen ateş bir hafta içinde 39–40 dereceyi bulur. Bazen de 41 dereceye kadar yükselir. Baş ağrısı devam eder ve hastada kabızlık hali görülür.
İkinci hafta sonunda hastanın durumu daha da ağırlaşır. Göğüste ve karında doktorun daha iyi fark edebileceği döküntüler görülür. Bu arada hasta dudakları kuru, dili paslı ve dalgın bir haldedir.
İkinci ve üçüncü haftalarda, bağırsaklardaki yaralar sonucu kanamalar ve bağırsak delinmeleri ortaya çıkar. Bu dönemde hasta daha da ağırlaşır, çırpınma ve atılmalar görülür.
Dördüncü haftanın sonunda ateş giderek azalır ve bu arada dildeki pas ta kaybolur. Bunlar iyileşme belirtileridir. Başlangıçtan beri kesilen iştah bu devrede açılmaya başlar.
Hastalık boyunca olduğu gibi nekahet devresinde de hastanın beslenmesine çok dikkat edilmeli doktorun verdiği yemek listesi aynen uygulanmalıdır.
Hastalığın beşinci haftasında genellikle saç dökülmesi ve deride kepeklenme hali görülebilir.Tifoya bir defa yakalananlar güçlü bir bağışıklık kazanırlar. Bir defa yakalananların ikinci defa tifo oldukları çok seyrek görülür.
Tifo Hastalığı
Tifo tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalıktır. Bağışıklığı olmayan herkesin yakalanabildiği hastalık ileri yaşlardakiler için çok tehlikelidir. Hastalık sırasında bağırsak kanamaları ya da denilmeleri olabilir. Tifonun bu sonuçları alması hastanın kurtulma imkânını azaltır.
Tifo daha çok sonbaharda olmak üzere her mevsimde görülen bir hastalıktır. Tuvalet ve lağım sularının sızıntılarının içme ve kullanma suyuna karıştığı yerlerde salgın halinde ortaya çıkar. Çocukluk ve gençlik çağlarında kazanılan bağışıklıktan sonra 30–35 yaşlarından sonra hastalananların sayısı giderek azalmaktadır.
Tifo sadece insanlarda görülen bir hastalıktır. Ağız yolu ile alınan mikroplar vücutta çoğalarak yayılır. Bu mikroplar çeşitli organlara ve daha çok bağırsağa yerleşirler. Tifoyu belirli ya da belirsiz geçiren kimseler dışkı ve idrarları ile mikrop çıkarırlar. Hastalığından sonra aylar boyu hatta yıllarca mikrop çıkaran kimseler (portörler) vardır.
Hasta ya da portörlerin dışkı veya idrarları ile kirlenen her şey tifonun bulaşmasına sebep olabilir. Bulaşmaya yol açan önemli faktörlerin başında içilen su ve yenilen maddeler gelir.
Tifonun bulaşmasında içilen suyun yanı sıra kirli eller ve kirli sularla yıkanan kaplar ve yiyecekler, karasinekler, tatarcıklar da rol oynar. Bu arada yeteri kadar ısıtılmadan ya da pastörize edilmeden içilen sütte tifonun yayılmasında rol oynar. Ayrıca lağım sularının karıştığı plajlar da hastalığın yayılmasına sebep olur. Ayrıca lağım suyu karışmış bölümlerden alınan midyelerin iyice pişmeden yenmesi de hastalığın bulaşmasına sebep olur.
Tentürdiyot kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
Tentürdiyot, sümüksü doku (mukoza) adı verilen dudak ve ağız içi gibi ince dokuların bulunduğu yerlere sürülmemelidir. Tentürdiyot buralarda dokuyu yıpratır ve öldürür. İçilmesi halinde de mideyi ve sindirim yollarını büyük ölçüde hasara uğratır ve hatta deler.
Tentürdiyot içtiği tespit edilen bir kimseye vakit geçirilmeden nişastayı yumurta akı ile çalkalayarak nişastalı su içirilmelidir. Böylece iyot, nişasta ve albüminle birleşerek zararsız hale gelir.
Bazı bünyelerde besinlere ve ilâca karşı olduğu gibi iyot’a karşı da aşırı bir duyarlık vardır. Bu tür bünyelerde deriye tentürdiyot sürüldüğünde kabarma ve şişme halleri görülür. Eğer şişme soluk borusunda da görülürse tehlikelidir. Bu bakımdan ilk defa tentürdiyot sürülecek kimseye karşı dikkatli davranmak gerekir. Mutlaka tentürdiyot sürülmesi gerekiyorsa önce az bir miktar sürmeli duyarlık derecesi tespit edildikten sonra tekrar sürmeli ya da başka ilâçlar kullanma yoluna gitmelidir.
Tentürdiyot kas ağrılarına karşı da kullanılır. Sürüldüğü yerde dolaşımı arttırdığı için ağrılı yerlere, dize, ayak bileklerine ve sırta kafes kafes sürmek yararlı sonuçlar verir.
Tentürdiyotun göze kaçmamasına dikkat etmek gerekir. Aşırı durumlarda körlüğe kadar varan kötü sonuçlar doğurabilir.
Özellikle küçük çocuklara tentürdiyot sürerken derilerinin fazla örselenmemesi için içine gliserin karıştırılmış tentürdiyot kullanılmalıdır.
Evlerde ecza dolaplarının birinci derecedeki ilâcı olan tentürdiyot, cam kapaklı şişelerde saklanmalıdır. Lastik ya da mantar tıpalı şişeler ilâcın etkisiyle kısa zamanda yıpranır. Ağzı iyice kapanmayan tentürdiyotun alkolü uçar, ilâç koyulaşır ve etkisini kaybeder.
Tentürdiyot

En iyi mikrop öldürücü (antiseptik) ilâçlardan biridir. Bu bakımdan her türlü yaralarda ilk kullanılan ilâç olmaktadır. Tentürdiyot sürülen yaraların, dışarıdan bulaşmış mikropları hemen öleceğinden, temiz olarak iyileşmeleri sağlanır. Zamanında böyle bir müdahale yapılmazsa, yara alacağı mikroplarla cerahatlenecek ve iyileşmesi gecikeceği gibi, yara ile açılan kapıdan vücudun diğer bölümlerine geçecek olan mikroplar çeşitli tehlikeli hastalıklara da yol açacaktır. Özellikle tetanos mikrobu göz önüne alınarak yaraya hemen tentürdiyot sürülmesi şarttır.
Tentürdiyot deriye sürüldüğünde, deri üzerindeki hücreleri öldürürse de içerlere doğru emilerek geniş bir alanı etkisi altına alır.






