Monthly Archives: Ocak 2009

Temriye

temriye1Değişik özellikteki bazı deri hastalıklarına verilen genel bir isimdir. Tıp dilinde bu hastalıklar özelliklerine göre ayrı ayrı isimler alır. Ancak dilde, yüzün yanak, alın, çene kısımlarında parça parça tozlanmış, pudra ponponu dokundurulmuş gibi görünen deri bozukluklarına temriye denir.

Hekimlikte deri trekofisisi denilen ve kelliği ortaya çıkaran trikofitonun bir başka cinsi oldukları bilinmektedir.
Kediden, köpekten, danadan insana geçen mantar cinsi asalak, deride beyaz pullu, kepekli, pembemsi levhacıklar meydana gelir. Çevresi sağlam deriden iyice ayrılmış olan bu yuvarlak levhacıklar bazen kabarcık biçiminde de olur, böyle durumlarda kaşıntı yaparlar.

Bu tür deri hastalığı lenfatik bünyeli, zayıf yapılı kimselerde daha çok görüldüğünden hastalar her şeyden önce iyi beslenmeli ve kuvvet ilaçlan almalıdır. Ayrıca deriye krizofanikli pomatlar, yan yarıya alkolle sulandırılmış tentürdiyot sürülmelidir. Bu tür deri hastalıkları bulaşıcı olduklarından tedavisinin erken başlatılması bir başkasına geçmesini önlemek bakımından yararlıdır.

Tavuk Karası

Retina
’nın bir başka adı da Alacakaranlık Körlüğüdür. Hastalık A vitamininin eksikliğinden dolayı, gözün retina tabakasındaki hücrelerde görmeyi sağlayan kırmız renkli purpura maddesinin azalması sonucu ortaya çıkar
Hastalar, karanlık basarken yavaş yavaş şekillerin kaybolduğunu normal insanlardan daha az görebildiklerini hissederler.

Tavukların akşamları daha az görme özelliklerinden bu hastalığa da Tavuk Karası ismi verilmiştir.
Karaciğer hastalıklarında da A vitamini eksikliği ortaya çıktığı için Tavuk Karası görülür.
Fazla heyecan, korku da bu hastalığa yol açar.

Tedavi

Tavuk Karası A vitamini eksikliğinden ortaya çıktığı için tedavisinde de özellikle bu eksikliğin giderilmesi üzerinde durulur. Hastaya A vitamini bakımından zengin olan balıkyağı, çiğ ya da çok az pişmiş karaciğer ve karaciğer hülasası gibi besinler verilir. Bunun yanı sıra A vitaminli ilâçlar da verilir.

Tatarcık humması

tatarcıkTatarcıkların denilen bir çeşidinin sokması sonucu insana geçen bir hastalıktır. Genellikle Akdeniz kıyılarında görülür. Hastalık bir virüs tarafından yapılır. Hasta bir insanı ısıran tatarcığın vücudunda virüs 6 günlük bir devre geçirdikten sonra gene tatarcığın sokması ile sağlam insanlara geçer.
Bu tatarcık cinsi çok küçük olduğundan cibinlik deliklerinden bile geçebilir ve özellikle geceleri sokar. Tatarcığın soktuğu yerde bir kaşıntı olur. Altı gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Ancak hastalığı bir kere geçirenler ona karşı bağışıklık kazanırlar.

Hastalık aniden yüksek ateşle başlar. Hastada baş, bel, kas ağrıları, bulantı, kusma ve ishal görülür Deri üzerinde bazen kırmızı döküntüler de görülür.

Tehlikeli bir hastalık değildir. 2 – 3 gün içinde tamamen geçer. Bazı hallerde de tekrarlayabilir.
Salisilâtlı ilâçlar ve genel bir tedbir olmak üzere antibiyotikli ilâçlar kullanmak şarttır.
Hastalık bazen ağır durumlar yapabilir. Hasta çok yorgun ve halsiz düşebilir. Bazı hastalarda da şiddetli kusma ve yüksek ateşten dolayı kendini kaybetme ve sayıklama olabilir.

Tatarcık hummasından korunmak için tatarcıklarla savaşmak gerekir. Özellikle lağım, bulaşık sular tatarcıkların ürediği yerlerdir. Bu tür yerlerin temiz tutulması ve kapatılması hastalığın önlenmesi bakımından çok önemlidir.

Yüksek tansiyonlular ne yapmalı?

yüksek_tansiyonYüksek tansiyonu olanlar her şeyden önce sakin bir hayat sürmelidirler. Kafa ile çalışanların zihin yorgunluklarını gidermek için beden çalışmalarını, yürüyüş ve av gibi sporlara önem vermeleri gerekir. Bunlar bir dinlendirici özellik taşıdığı sürece tansiyonun etkilerini önleyebilir. Ancak bu sporların yorucu bir sekile bürünmesi yüksek tansiyonu daha da etkileyecektir.

Soğuk suda yüzmek, yüksek yerlere tırmanmak, dağlara çıkmak yüksek tansiyonlu olanlar için tehlikelidir. Tansiyonu yüksek olanlar sıcak bölgelerde yaşamalı, mümkün olduğu kadar sıcak banyo ve kaplıcalara gitmelidirler.

Tansiyonu yüksek olanlar yiyeceklerini de dikkatle seçmelidirler. Et, balık ve tuz azaltılmalı ve zaman zaman açlık kürleri yapılmalıdır.
Tansiyonu düşürmek için ilâçlar vardır. Ancak bunların bir doktorun kontrolünde alınması gerekmektedir.

Tansiyon nasıl ölçülür

Tansiyonun ölçülmesi için termometreye benzeyen cıvalı bir alet kullanılır. Aletin özel torbası kola sarılır ve hava verilerek şişirilir. Bu şişmenin yaptığı basınçla kol atardamarı sıkışır. Atardamarın üzerine konulan dinleme aleti ile nabız sesi dinlenir. Tansiyonu anlamak için şişirilen torbadaki basınç yavaş yavaş azaltılır. Bu azaltma şurasında bir an gelir ki nabız sesleri duyulmaya başlanır. O anda tansiyon aleti en yüksek kan basıncını bildirir. Bundan sonra basınç yine düşürülmeye devam edilir. Nabız sesi tamamen kaybolunca aletin göstergesi en düşük kan basıncını gösterir. Minim a basınç denilen en düşük basınç kalbin sıkışması ile değil damarların esnekliği ile ilgilidir.

Gençlerde en fazla 12 -13 en düşük 8 – 9 cıva basıncı normal basınçtır. Yaş ilerledikçe yüksek basınç 2 – 3, alçak basınç ise 1 – 2 derece artar. Yaşı 40′m altında olanlarda 14, yaşı 40′tan fazla olanlarda ise 16 derece yüksek tansiyon sayılır.
İnsanın normal tansiyonu yaşının başına bir rakamını koymakla bulunabilir.

Tansiyonun ölçülmesi, o kişinin ruh durumu ile de ilgilidir. Tansiyonun ölçülmesi sırasında duyulan heyecan tansiyonun yüksek görünmesine yol açar.
Tansiyon genellikle sabahlan ve aç karnına ölçülmelidir. Veya tansiyonu ölçülecek hasta bir yatağa uzanarak en az 10 dakika dinlenmelidir. Ancak böylece normal tansiyonu ölçmek mümkün olur.

İdeal Kan Basıncı

Yaş…………Maksimum………..Minimum

1–6………………. 9………………..6
6–9……………… 11……………….6
9–12……………..11……………….7
12–20…………….12……………….8
20–30…………….12,5…………….8,5
30–40…………….13……………….8,5
40–50…………….13,5…………….9
50–60…………….14……………….9,5
60 üzeri…………..15……………….9