Monthly Archives: Ocak 2009

Diyabet belirtileri

diyabet11Böbrek, kandaki şekeri süzerek sulandırmak durumunda olduğu için şeker hastalarında idrar artar. Organizma çıkan bu suyu karşılamak mecburiyetindedir. Bunun sonucu olarak hastalar sık sık susayarak bol bol su içerler.
Şeker hastalığında kanda fazla şeker bulunmasına karşılık dokularda yanma işi bozulduğundan hastalarda sık sık acıkma hali görülür. Sık sık ve çok yedikleri halde doymak bilmezler. Şekerin dokularda yanmaması hastayı halsiz, dermansız bırakır ve hatta zayıflatır.

Üç önemli belirti

Şeker hastalığının başlıca üç belirtisi vardır. Bunlar, çok yemek yemek (polifaji), çok su içmek (polidipsi) ve çok idrara çıkmak (poliüri) dır.

Aşırı susuzluk hali hastaya ıstırap verecek derecede olabilir. İştahın giderek artmasına ve hastanın çok fazla yemesine rağmen bir zayıflama başladığı görülebilir. Bu arada halsizlik ve dermansızlık vardır. Hastalar genellikle yemeklerden sonra bir uyuşukluk hissederler. Vücudun çeşitli yerlerinde, en fazla bacaklarda ağrılar olur. Ağızda tatsızlık ve kuruluk vardır. Hastaların derileri kurur ve saçlarında erken ağırına görülür

Şeker hastalığı damarlar üzerinde de büyük değişikliklere ve özellikle sertliklere yol açarlar. Kan basıncı (tansiyon) yükselir. Damarların sertliği ve daralması organlarda çeşitli bozukluklar ve çalışma düzensizliği meydana getirir. Kalp damarlarının daralması, kalp yetersizliğine, anjin ağrılarına, bacaklarda dolaşım bozukluğu yaralarının ortaya çıkmasına, kangrene ve göz damarlarındaki bozukluk ta görme aksaklıklarına sebep olabilir. Şeker hastalığında sinir sistemi de bozulur. Nefritler, nevraljiler görülür. Bitkisel sinir sisteminde de düzensizlikler olur.

Şeker hastalıklarında sık sık yaralar olur ve çıbanlar çıkar. Bu yaralar çabuk kapanmaz. Bunun dışında vücudun çeşitli bölgelerinde kaşıntılar olur. Özellikle kadınların dış üreme organlarındaki kaşıntılar çok rahatsız edicidir.

Şeker hastalığı ( Diyabet )

diyabet2Vücuttaki şeker metabolizmasının bozulması sonucu meydana gelen hastalığa denilir.
Vücuda giren bazı besinler karaciğerde değişikliğe uğradıktan sonra glikoz şekeri halinde kana geçer. Burada dokulara yayılarak orada yakılır. Glikozun dokularda oksijenle yanmasından çeşitli hayati faaliyetleri doğuran güç ortaya çıkar. Karbonhidrat (şekerli maddeler) metabolizması adı verilen bu düzen bozulursa şeker hastalığı ortaya çıkar.
Sağlam bir insanın kanında yüzde 70 — 110 miligram şeker vardır. Bunun artmasına hiperglisemi, normalin altına düşmesine de hipoglisemi denilir. Her iki halde de insanda önemli değişiklikler ve bozukluklar meydana gelir.

Şeker hastalığında pankreas hormonunun eksikliğinin de büyük payı vardır. Pankreas kana, insülin denilen bir madde salgılar. İnsülin hormonunun azalması ya da yokluğu kan şekerinin artmasına sebep olur.
Şeker hastalığında, kandaki şeker yüzde 500′e hatta daha yükseğe çıkabilir. Kan şekerinin yükselmesi sonucu, normal durumda idrarda bulunmayan şeker, idrarla dışarı çıkar. İdrarda şeker olup olmadığı tahlille anlaşılır. Hafif şeker hastalıklarında idrarda yüzde 1 gram, ağır durumlarda ise yüzde 10 gram şeker görülür.

tedavisi

Şeker hastalığının tedavisinde düzenli bir perhiz önemli bir yer tutar. Hastaya, içinde çok az şeker ve nişasta bulunan besin verilmesi gerekir.

Şeker hastaları kesinlikle doktor kontrolü altına girmeli, uygulanacak perhiz, doktorun tedavi şekline göre düzenlenmelidir. Doktor, vücudun durumuna göre, karbonhidrat, protein, yağ ve vitamin miktarlarını, organizmaya yeterli kaloriyi sağlayacak bir besin listesi yapar. Ayrıca, Şeker hastalığının sebep olacağı tehlikeli durumların ortaya çıkmasını engelleyecek tedbirler alır.

Kandaki şeker insülinle ya da son yıllarda geliştirilen çeşitli ilaçlarla düşürülebilir. Ancak bu tür ilaçların kullanılmasını ve miktarını doktorlar kararlaştırabilir. Rastgele perhiz hastanın zor durumlara düşmesine sebep olabilir.

Şaşılık

şaşılıkGöz yuvarlağının ekseninin bozularak gözden ya içeri ya da dışarı kayması sonucu iki gözün birlikte görme özelliğinin kaybolması haline denir. Şaşılığın çeşitli sebepleri vardır.

Gözün hareketini sağlayan kaslara gelen sinirlerden birinde felç olursa kasın çalışma kabiliyeti kaybolur. Bunun sonucu olarak ta göz sağlam tarafa doğru kayar. Bu tür şaşılıklar felce bağlı şaşılıklardır. Çoğunlukla bu şaşılıkta çift görme, bulantı ve baş dönmesi görülür. Sağlam göz elle kapatılacak olursa şaşı gözde bir düzelme olmaz. Felçten meydana gelen şaşılıklarda sadece bir göz kaymış durumdadır.

Beyindeki bir bozukluk sonucu gözlerin ikisi birden bir tarafa doğru kayabilir. Buna çocukluk çağı şaşılığı adı verilir. Daha çok 2 – 3 yaşları arasında görülür. Bu tür şaşılıkta gözler sağa, sola yukarı ve aşağı kayabilirler. Bu şaşılıkta sağlam göz elle kapatılırsa şaşı göz düzelir. Bu deneme, şaşılığın felçten mi yoksa çocukluk şaşılığı mı olduğunu ortaya koyar.

İçeri doğru şaşılıkta tek göz olabileceği gibi çift göz de şaşı olabilir. Bazı hallerde de bir göz şaşılaşırken diğer göz doğru bakabilir. Bu tip şaşılığa ise nöbetleşe şaşılık denilir. Kayan göz görme açısından diğer gözden daha zayıftır.

Dışarı doğru şaşılık oldukça az rastlanan bir şaşılık türüdür. Daha çok miyop olan 10 — 12 yaşlarındaki çocuklarda görülür. Genellikle iki göz de aynı derecede görürse de bazen kayan gözün görme özelliği, ötekine oranla daha azdır. Bu hal bazen dalgınlık hallerinde ortaya çıkar ki buna şehlalık denir.

Çocukluk çağı şaşılıklarının çeşitli sebepleri vardır. Genellikle beyindeki bir bozukluktan dolayı sinirlerin kaymasından ileri gelebilir. İçeri doğru olan şaşılıkta astigmatlık ve hipermetropluk, dışarı doğru olan şaşılıkta ise miyopluk başlıca sebepler arasındadır. Bunların dışında göz sinirlerinin zafiyetine bağlı olan şaşılıklar da vardır.

Uyuşma

uyuşmaUyuşma hali, karıncalanma ve keçeleşme diye de isimlendirilir. Vücutta herhangi bir hastalık olmadığı zaman bile dış etkilerle dolaşımın bir süre bozulması sonucu kanın az gittiği bölgede uyuşmalar görülebilir. Otururken ayağın biçimsiz şekilde altta kalması, kolun çok kuvvetli şekilde masaya dayanması bu bölgelere kanın yeterince gidememesi ve bunun sonucu olarak ta uyuşmalara yol açar.
Uyuşmadan sonra dolaşımı aksatan basıncın ortadan kalkması ile o bölgeye birden kan hücum eder. Bu da karıncalanma denilen ağrılı durumu ortaya çıkarır. Karıncalanma yüzlerce noktadan iğne batmış hissini veren durumdur.

Normal hallerin dışında bir de vücuttaki herhangi bir bozukluk sonucu ortaya çıkan karıncalanma ve uyuşmalar vardır.
Çevredeki kan damarlarının sıkışması (spazmı), tıkanması gibi uyuşmalar dikkati dolaşım sistemi üzerine çeker. Sinir sistemi hastalıkları ve bu sistemdeki bozukluklar da aynı tür belirtiler gösterir. Sinirleri etkileyen çarpma ve vurmalardan sonra sinirlerin iyileşmesi döneminde, sinir iltihaplarında, omurilik bozukluklarında uyuşma ve karıncalanma gibi durumlar ortaya çıkar. Bu uyuşmalar biberlenme olarak ta tabir edilmektedir.
Belirli bir sebepten ileri gelmeyen, geçmemekte direnen uyuşmalar karşısında dikkatli davranmak, ilerde ortaya çıkacak tehlikeli bir durumu önlemek bakımından bir doktora başvurmak gerekir.

Şark çıbanı

sark1Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde rastlanan bir hastalığın belirtisi olan şark çıbanına , , , Diyarbakır çıbanı ve Antep çıbanı da denir.

Hastalık; sinekler ve özellikle tatarcıklardan yayılan bir asalak tarafından meydana getirilmektedir. Asalağın girdiği yerde 16 gün ile 6 ay arasında önce pembe bir leke, sonra da iltihaplanma görülür. İltihaplanmanın arkasından kabarcık ortaya çıkar. Çıban yüzde, burunda ve alında çok görülür. Kabarcığın üzerinde bir süre sonra kabuk meydana gelir. Bu kabuk kaldırıldığında altında beyaz çivi gibi uzantılar olduğu görülür. Çıban bir yıl sonra iyileşirse de yerinde iz kalır. Bazen bir insanda aynı anda iki çıban olduğu da görülür.

Tedavi

Çıban büyümeden ameliyatla alınabilir. Geliştikten sonra elektrikle yakılırsa daha düzgün bir iz kalması ve iyileşmenin çabuklaştırılması sağlanabilir. Çıbanın çevresine atebrin iğnesi yapmak ve üzerine ametin, rivol sürmek yararlıdır.