Monthly Archives: Şubat 2009
Verem
Tıp dilinde Verem’e, meydana getirdiği düğümcüklerden dolayı tüberküloz denilmektedir.
Hastalık yüzyıllar boyu insanoğlunun başına dert olmuştur. Ancak tıbbın ilerlemesi ile günümüzde korkulu bir hastalık olmaktan çıkmıştır.
Verem’i basil cinsi bir mikrop yapmaktadır. Bu mikrop ilk defa 1882 yılında Dr. Robert Koch tarafından bulunduğu için Koh Basili olarak ta anılır.
Verem basilinin başlıca iki tipi vardır. Bunlar insan tipi ve hayvan tipidir.
İnsanlar her iki tip basille de hastalığa yakalanmaktadır. Bu bakımdan etinden sütünden yaralanılan hayvanların iyi bir kontrolden geçirilmeleri gerekir.
Verem nasıl bulaşır?
Özellikle evcil hayvanlardan kafesteki kuşlar, domuzlar ve tavuklar Verem’e yakalanabilirler. Diğer memeli hayvanlarda, av kuşlarında ve balıklarda Verem’e yakalanma oranı ise yok denecek kadar azdır.
Verem’e yakalanmada bünyenin de büyük etkisi olduğu anlaşılmıştır. Özellikle ince yapılı, solgun benizli, uzun boylu ve sarışınların bu hastalığa daha çok yakalandıkları görülmüştür.
Açlık, sefalet, pislik ve yetersiz beslenme ile kötü hayat şartları, büyük üzüntüler, acılar hastalığa yol açan, vücudun direncini büyük ölçüde azaltan sebeplerdir.
Verem mikrobu hastadan çevresine çeşitli yollarla yayılabilir. Akciğer Veremi’nde öksürük ve balgamla, kemik, bez ve Deri Veremi’nde ise cerahat akıntılarıyla, böbrek, idrar yolları ve üreme organları vereminde idrar ve salgılarla, Bağırsak Veremi’nde ise salgılarla dışarı çıkabilir.
Verem basilini insan doğrudan doğruya alabileceği gibi, mikropla bulaşmış eşya ile ya da mikrobun bulaştığı besinlerle de alabilir.
Saç dökülmesinde 7 neden

Eğer saç dökülmesi sorunu yaşıyorsanız yalnız olmadığınız açık! Kadınlar ile erkeklerde görülen saç dökülmelerin nedenleri farklıdır. Kadınlardaki çoğu saç dökülmesi yani erkek tipi dökülmelerin daha kolay tedavi edilebilir. İşte saç dökülmesine neden olabilen bazı faktörler..
Demir eksikliği: Kansızlığa bağlı, demir eksikliğine bağlı anemi saç dökülmesine neden olabilir. Ancak kendi kendinize demir içeren vitaminler almayın çünkü fazla demir de bazı hastalıklara neden olabilir. İlk olarak kan sayımı yaptırarak demir eksikliğiniz olup olmadığını öğrenin.
Tiroid: Aşırı çalışan ya da çalışmayan tiroid saç dökülmelerine neden olabilir.
Östrojen seviyesinin düşük olması: Çoğu kadın menopozdan sonra veya bu sırada saç dökülmesi sorunu yaşayabilir.
Gebelik öncesi hormon değişiklikleri: Anne adayları ilk 6 ay boyunca yaşadıkları hormonal değişimlerin sonucu saç dökülmesi sorunu yaşayabilir ancak hormonları normale döndüğünde saçlar yeniden çıkabilir.
Telogen effluvium: Uzun bir dönem içinde saçta yaygın olarak görülen incelme ve dökülmedir. Hamilelik, hastalıklar ya da stres gibi faktörler etkili olabilir.
İlaçlar ya da tedavi: Çoğu ilaç ya da tedavi saç dökülmesine neden olabilir. Eğer bu tür bir durumla karşılaştıysanız doktorunuzla konuşarak tedavinizin gözden geçirilmesini isteyebilirsiniz.
Yüksek seviyede A vitamini ya da Selenyum: Eğer ihtiyacınızdan fazla A vitamini ya da selenyum aldıysanız bu tür bir son uçla karşılaşabilirsiniz.
Sigara saç dökülmesine neden oluyor
Erkekler üzerinde yapılan araştırmalarda sigara içmenin de saç dökülmesini artırabileceği belirlendi. Kadınlar üzerinde bu yönde henüz bir çalışma olmamasına rağmen, sigaranın bu tür sonuçlar doğurabileceği açık.
Saçlarınız dökülüyorsa ne yapmalısınız?
Saç dökülmesi sorunu yaşıyorsanız yapmanız gereken saç dökülmenizin ne zaman başladığı, sebeplerinin ne olabileceğini belirlemek ve saçlarınızı tamamen kaybetmeden önce uzmandan yardım almak. Öncelikle kan tahlili yaptırarak demir, tiroid, östrojen (kadınlar için) hormonu seviyenizi ölçtürmeniz yerinde olacaktır. Doktorunuz bunlarda eksiklik görmediyse o zaman sorun genetik olabilir.
Kaynak: Hurriyet.com.tr
Veba
Farelerde hastalık meydana getiren Pestis bakterisinin fare pireleriyle insanlara geçmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.
Veba büyük salgınlara yol açan öldürücü bir hastalıktır. Mikrobu çok dayanıklıdır. Kasların kanlarında ve balgamlarında uzun süre yaşar ve bunlarla temas eden kimselere kolaylıkla geçebilir.
Ağız ya da deri yolu ile vücuda giren mikrop 2 -7 gün içinde belirtilerini vermeye başlar.
Hasta insanın öksürmesi aksırması mikrobun sağlam insanlara geçmesine yol açar. Bunun yanı sıra hastalığa yakalanan fareler insanlardan kaçma özelliklerini yitirdiklerinden evlerin hemen her yanında rahatlıkla dolaşırlar. Bu farelerden düşen pirelerin insan vücuduna konması hastalığın insana geçmesine sebep olur.
Görüldüğü an derhal en yakın sağlık kuruluşuna haber verilmesi gereken veba görülmesi açısından ayrı özellikler gösterir.
Vebanın en fazla görülen şeklidir. Yüksek ateş, titreme, bulantı ve kusma ile kendini gösterir. Ayrıca ishal, genel durumda bozulma ve şiddetli baş ağrısı da belirtiler arasındadır.
Hastalığı taşıyan pirenin ısırdığı yani mikrobun vücuda girdiği yerin yakınlarındaki lenf bezleri şişerek şiddetli ağrı vermeye başlar. Bu şişlere hıyarcık ya da yumurcak adı verilir. 2–3 hafta sonra deride kanamalar ve yaralar görülür. Hastalığın ağır şekillerinde, tedavi yapılmadığı takdirde hastanın hayatı son bulabilir.
Zatürreeli veba
Hastalığın bu şekli ağır bir durum gösterir. Akciğerlerde zatürree belirtileri vardır. Balgam kanlı gelir. Hastanın rengi morarmıştır. Soluk almakta güçlük çeker. Bu belirtilerin görülmesinden bir iki gün sonra hasta hayatını yitirir.
Kara veba adı verilen hastalığın bu şeklinde mikroplar kanda giderek çoğalır. Bulantı, kusma, şiddetli baş ağrısı ve solunum bozukluğu görülür. Çoğu zaman şiddetli kanamalar meydana gelir ve hasta bunun sonucu olarak ölür.
Tedavi
Vebanın belli başlı ilâcı streptomisindir. Buna sülfamit, kloramfenikolün de eklenmesi ile daha faydalı olur. Hastalıkta penisilinin etkisi yoktur.
Veba tedavisinde serum da kullanılır. Doktor, hastanın genel durumuna göre serumun kullanılıp kullanılmayacağına karar verebilir. Vebalı hastaya ayrıca kalbini ve vücudunu kuvvetlendirmek için de ilaçlar verilir.
Vebadan korunma
Vebanın aşısı vardır. Salgın hali görülmeden de aşı yapılabilir. Bu tür uygulamanın büyük yararı vardır.
Hastalıktan korunmanın bir başka yolu da böcekler ve farelerle savaşmaktır.
Salgın hali görüldüğünde hasta derhal hastaneye kaldırılır ve hasta teması olan kimseler karantinaya alınır. En az yedi gün süren karantina sırasında bu kişilere veba aşısı ya da veba serumu yapılır.
Hastalığın görülmesi halinde ihmal edilmeden derhal en yakın sağlık kurumuna haber verilmelidir. Zamanında haber verme hastanın hayatını kurtarabileceği gibi hastalığın salgın halini almasını da önleyecektir.
Veba ilk çağın bitimiyle kendini göstermiştir. Zamanımıza kadar yer yer ve salgınlar halinde kendini gösteren veba pek çok insanın ölümüne yol açmıştır. Resimde vebaya sebep olan mikrobun, mikroskop altında büyütülmüş şekli görülüyor.
Veba Salgını Görülünce!
Veba çok tehlikeli bir hastalıktır. Daha çok salgın halinde ortaya çıkar. Bir yerde görülmesi halinde zamanında tedbir alınmazsa yayılması ve salgın haline dönüşmesi an meselesidir. Bu bakımdan veba şüphesi görülmesi ile durum derhal en yakın hükümet tabibine veya karakola duyurulmalı ve yetkili kişiler gelinceye kadar hastalığın görüldüğü bölgeye hiç kimse sokulmamalıdır
Varis
Varis, damar çeperlerinin zayıflamasından ileri gelen bir toplardamar hastalığıdır. Bacaklara giden kan çabuk toplanamadığı için bacaklarda ve ayaklarda şişkinlik meydana gelir.
Atardamarlarda, kan kalbin yardımı ile büyük bir hızla atılır, buna karşılık toplardamarlarda böylesine bir itici kuvvet olmadığı için kanın hareketi oldukça yavaştır. Alt taraf toplardamarlarında bazı kapakçıklar vardır. Giderek hızı azalan kanın geri akması bu kapakçıklar vasıtası ile engellenir. Kalpte meydana gelen ters basınçla da kan yukarıya doğru çekilir.
Bu kapakçıklarda meydana gelecek bozukluk kanın toplardamarlarda birikmesine yol açar. Toplanan kan yüzünden hacmi giderek genişleyen damarların çeperlerindeki esnek kas tabakası bozulur. Çeperi bozulan damar giderek genişler ve varis denilen hastalığın meydana gelmesine sebep olur.
Gebelik veya herhangi bir ur etkisiyle karın içindeki büyük toplardamar üzerine yapılan basınç kanın akışını güçleştireceğinden, vücudun alt tarafındaki toplardamarlarda varislerin meydana gelmesine yol açar.
Devamlı ayakta çalışanlarda da varis görülür.Varisin en büyük tehlikesi varis ülseri, tromboflebit ve egzamadır.
Varisin ilk belirtileri baldırlarda ağrı, kramp, çabuk yorulma ve ayak bileğinde şişler olarak ortaya çıkar. Bundan bir süre sonra damarlar mavi mavi görülmeye başlar. Bu devrede aşırı derecede ağrı duyulabilir. Bazen deriden geçen toplardamarlarda da varis olabilir. Dışarıdan belli olmadığı halde bacaklarda ağrılar duyulur. Bunun anlaşılması için bacak dizin altından bir lâstikle bağlanır. Lastik sadece yüzeydeki damarları sıkacağından, derideki toplardamarlar düzgün çalışıyorlarsa hasta hiçbir sıkıntı duymaz, derideki toplardamarlarda da varis varsa kan yukarılara gidemeyeceğinden, bir süre sonra bacakta şiddetli bir ağrı hissedilir.
Tedavi
Varisin başlangıcında, varis çorabı, ayakları yüksek bir yere kaldırarak dinlenme ya da yürüyüş yararlı olur.
Bacaklardaki büyük varisler için en geçerli tedavi varisin ameliyatla çıkarılmasıdır. Toplardamarların birbirleri ile çok bağlantıları olduğundan varisin çıkarılmasından sonra bir dolaşım bozukluğu meydana gelmez.
Devamlı ayakta durarak çalışanların dinlenme sırasında, ayaklarını yüksek bir yere kaldırarak bir süre öylece tutmaları, bunu alışkanlık haline getirmeleri gerekir. Bu tür kimselerin varis çorabı giymeleri de, hastalığın başlamasını önlemek açısından yararlıdır.
Varis şişman insanlarda daha çok görülmektedir. Tansiyon, şeker, romatizma gibi çeşitli hastalıklar da varise sebep olabilmektedir. Bu arada vücutta meydana gelen yaralar ve bereler de varis yapabilir. Ayrıca çok sıcak bir yerden çok soğuk bir yere geçmekte varise yol açan sebepler arasındadır.
Alkol, kahve, fazla et, biberli, baharatlı yemekler varis hastaları için zararlıdır.
Vagotoni
Sinir sistemindeki dengesizlikten ileri gelen bir hastalıktır.
İstek dışında çalışan iç organların hareketlerini sağlayan sempatik sinir sistemi iki ayrı bölümden meydana gelmiştir. Bu bölümlerden biri organların çalışmalarını hızlandırırken diğeri de yavaşlatır. Organların çalışmasını hızlandıran sinirlerin üstün gelmesine sempatikotoni, yavaşlatan sinirlerin üstün gelmesine de vagotoni adı verilir.
Sinir sistemindeki bu bozukluk çeşitli sebeplerden ileri gelebileceği ve gelebileceği ve geçici olabileceği gibi doğuştan da olur. Sempatikotoni, sinirlilik, canlılık, heyecanlılık gibi belirtileriyle pek göze çarpmasa da vagotoni kederlilik, bezginlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu bakımdan bu hastalık daha çok duyulmuştur.
Belirtiler
Vagatoni olan kişiler sabahları güçlükle uyanır, devamlı yorgunluktan şikâyetçi olur ve kuvveti gerektiriri işlerden kaçarlar. Belirtiler arasında yüzlerdeki solukluk ve gözbebeklerindeki darlık, ayaklar ve koltuk altlarındaki aşırı terleme vardır. Hastalar özellikle yemeklerden sonra şiddetli bir uyku ihtiyacı duyarlar.
İştahlarının iyi olmasına rağmen mide yanmaları ve dolgunluktan şikâyetçi olurlar. Zaman zaman ishal görüldüğü gibi bazen de uzun süren kabızlık hali vardır. Hastalarda sık sık geğirme görülür, bunun yanı sıra karınlan açken hissedilen bulantı rahatsız edecek derecededir. Bağırsak gazları da karında devamlı şişlik yaratır. Eller ve ayaklar devamlı olarak soğuk, bazen mermer renginde bazen de mordur. Hastalarda tansiyon düşüktür. Kendi içlerine kapalı, soğukkanlı ve sakin görünmelerine rağmen çok çabuk cesaretlerini kaybeder, kolaylıkla kederlenir ve ruhi çöküntülere düşebilirler.
Bunların en büyük sıkıntılarından biri de vapur, uçak, tren ve otobüs tutmasıdır. Bu tür vasıtalarda baş dönmesi, şiddetli kusma ve bulantı halinden şikâyetçidirler.
Vagotoni başlı başına bir hastalık sayılmamakla birlikte, zaman zaman hastalık derecesine varan rahatsızlıklar meydana getirir. Küçük yaşlarda başlayan sinir sistemi dengesizliğinin sonucu olarak vagotoni küçük belirtilerle kendini gösterir.
Tedavi
Parasempatik sinirleri frenleyici ilaçların büyük ölçüde faydası vardır. Ayrıca sempatik sinirleri etkileyici ilaçlar da yararlıdır. Sinir yatıştırıcı ilaçların kullanılması da tedavide faydalı sonuçlar vermektedir. İlaçla yapılacak tedavinin dışında spor gibi ruhu ve vücudu canlandırıcı hareketlerin iyileştirme üzerinde büyük ölçüde rolü vardır.






