Monthly Archives: Mart 2009

Zehir ve panzehirler

180px-hazard_tsvg1Zehirler, kimyasal etkileri ile canlının vücuduna girdikten sonra organların çalışmalarını engelleyen ve ölüme yol açan maddelerdir.Zehirler, hafif ve ağır olmak üzere iki grupta incelenir.

Bazı maddeler az miktarda alındığında hiç bir etki yapmamalarına karşılık fazla miktarda alındıklarında zehirleme etkisi gösterirler. İlâçların bazıları, yaşa, kiloya ve vücudun genel durumuna göre doktor tarafından ayarlanan ya da yapımı sırasında hazırlandıkları orandan fazla alınacak olurlarsa zehirleme etkisi gösterirler.

Zehirler güçlerine göre vücutta bazı belirtiler meydana getirirler. Bu belirtiler arasında ağızda ve midede yanmalar, bulantı, kusma ve ishaller sayılabilir. Zehrin vücut tarafından emilmesinden sonra yüzde solukluk, morarma, tansiyon düşüklüğü, nabız atışlarında zayıflama, bayılma ve koma ortaya çıkar.

Zehirli maddelerin vücut üzerinde meydana getirdiği kötü etkileri ortadan kaldırmak için kullanılan bazı özel maddeler vardır. Bunlara denilir. Ancak, zehirlenen bir insanın tedavisi sırasında zehrin organlarda, dokularda veya vücudun tümü üzerinde meydana getirdiği etkileri yok etmek için birçok ilâçlar kullanılır ama bunların hepsine adını vermek yanlış olur. Çünkü panzehirler özellikle zehirleri karşılayan maddelerdir.
Panzehirler, zehirler üzerinde çeşitli yok edici etkiler gösterirler, özellikleri bakımından bunların şu şekilde sıralanmaları mümkündür:

* Proteinli zehirleri çökertmek için tanin eriyiği veya koyu çay kullanılır.
* Zehirlerin oksitlenerek yok edilmeleri için potasyum permanganat eriyiği kullanılır.
* Zehri emerek yok eden madde ise kömür tozudur.
* Sümüksü dokuların korunmasında süt, yumurta akı önemli bir yer tutar.

Hemen hemen, her zehir için ayrı ayrı panzehirler vardır. Ancak zehirlenmelerde, zehirlenmeyi meydana getiren maddeye karşı özel panzehirin kullanılması yetmez. Bunun yanı sıra zehrin vücutta meydana getirdiği yan tesirlerin de ortadan kaldırılmaları gerekir. Bu etkilerin yok edilmeleri için de çeşitli ilâçlar kullanılmaktadır.

Zayıflık

zayıflık
bünyenin yarattığı bir durum olabileceği gibi yeteri kadar beslenememe sonucu ortaya çıkan kilo kaybı olabilir. Bu belirli noktalar dışında içki alışkanlığı, beden ve ruh yorgunluğu, çeşitli hastalıklar ve özel sebepler de kilo kaybı yapabilirler.

Bazıları, normal gıda aldıkları, iş hayatları normal olduğu halde kilo alamaz ve zayıf kalırlar. Zayıf olmalarına rağmen yaşamları boyunca herhangi bir aksaklık göstermezler. Bu bünyesel bir durumdur.
Ancak, aniden zayıflamaya başlayan bir kişi için kilo kaybı tehlikelidir. Bunun sebebinin araştırılıp bulunması gerekir.

Uzun süre devam eden ateşli hastalıklar sonucu hasta az ya da çok zayıflar. Hastalık geçtikten sonra nekahat devresinde hasta kendini toparlar ve kısa bir süre sonra eski haline dönebilir. Kısa süre içinde çok kilo kaybeden ve kilo kaybetmekte devam eden hastalar için eğer sebep biliniyorsa bu sebebin ortadan kaldırılması, bilinmiyorsa sebebinin bulunması gerekir.

Böylesi zayıflamalar karşısında akla gelen başlıca noktalar şöyle sıralanabilir:

* Beslenme yetersizliği: Alınan gıdalar vücudun harcadığı gücü karşılayamazsa zayıflama görülür.

* Aşırı beden ve ruh faaliyetleri: Ağır bedensel yorgunluklar, uykusuzluklar, büyük üzüntüler ve felâketler de zayıflamaya sebep olabilir.

* Sindirim bozuklukları ve ishal: Bu tür bozukluklar sonucu alınan gıda maddeleri vücuda yaramaz ve insan giderek zayıflar.

*Süreğen ateşli hastalıklar: Bunların başlıcaları verem, romatizma ve sıtmadır.

* Şeker hastalığı: Bu hastalık vücudun beslenmesini engellediği için hastada zayıflama görülür.

* Süreğen kansızlık: Bu çeşitli sebeplerden meydana gelebilir. Sebebi bulunarak düzeltilmedikçe hastada sürekli zayıflama görülür.

* Hormon hastalıkları: Tiroit, hipofiz ve böbreküstü gibi iç salgı bezlerinde meydana gelen değişmeler de zayıflamaya yol açabilir.

* Alkolizm: Besleyici yiyecekler alamadığı ve uykusuzluğa yol açtığı için insanı zayıf düşürür.

* Siroz: Çok çabuk zayıflatan hastalıkların başında gelir.

* Kötü huylu urlar: Aniden zayıflamaya başlayan yaşlı bir kimse için kötü huylar açısından çok dikkatli olmak gerekir. Yaşlılar hücre faaliyetlerinin durmasından dolayı yavaş bir zayıflama gösterirler. Bu tür zayıflama pek dikkati çekmez. Ancak kısa bir süre içinde ve hızlı zayıflama gösteren bir şahıs için akla gelecek ilk tehlike kanser gibi kötü huylu bir urun ortaya çıkmış olmasıdır. Hızlı zayıflama ve iştahsızlık daha çok mide kanserinde belirli bir hale gelir.
* Ruh hastalıkları: Ruh ve akıl hastalıklarının bazılarında hasta yemek ve içmekten kesilir. Bu da zayıflamaya yol açar.

Zayıflamaya yol açan sebepler göz önüne alınarak kilo kaybının önlemesine çalışmak gerekir. Tehlikeli bir sebep olmasa bile bir hastalık karşısında vücudun daima kuvvetli olması sebebiyle zayıflık üzerine eğilmek, bu durumun ortadan kaldırılmasına çalışmak gereklidir.
Daha çok çocuklarda zayıflığın sebebi iyice araştırılmalı boylarının uzaması ve erginlik çağlarında kuvvetli gıda almalarına dikkat edilmesi gerekir.

Zatürree

a565289108_b1, akciğerlerin dokusunda veya boşluklarında meydana gelen iltihaplar sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.
Hastalığı meydan; getiren mikrobun şekline göre zatürree değişik şekiller gösterir.
Zatürreeye sebep olar mikropların başlıcalar pnömokok, streptokok stafilokok cinsi mikroplar ve enfluenza, verem mikropları ile virüslerdir.

Akciğerlerde meydana gelen mikrobun cinsine göre zatürree dört ayrı tipte ortaya çıkar.
* Lop zatürreesi: Tıp dilinde bu tür zatürreeye lober pnömoni adı verilir. Hastalık akciğer loplarını kaplayan iltihap ve yoğunlaşma ile meydana gelir.

* Bronş zatürreesi: Bronko Pnömoni denilen bu tür hastalık akciğer keseciklerinin ve nefes borularının en son dallarını tutan iltihaplanma ile kendini gösterir.

* Kan toplanması sonucu meydana gelen zatürree: Tıp dilinde hipostatik pnömoni denilen bu sekili zatürree uzun süre yatan hastalarda, ameliyatlarda, kalp hastalıkları sırasında akciğerlerde kan toplanmasından ve dolaşım bozukluklarından meydana gelen şekildir.

* Yutma zatürreesi: Herhangi bir sebeple nefes borusuna yabancı bir cismin kaçması da zatürreeye sebep olabilir. Bu tür zatürree şekli özellikle ameliyatlarda kusma ile birlikte gelen maddelerin nefes borusuna kaçması sonucu ortaya çıkar.

Zatürree’nin nedenleri ve belirtileri

Erkeklerin, tabiat şartları ile devamlı olarak temas halinde bulunması hastalığın erkeklerde daha çok görülmesine neden olur. Yaşlılar çocuklar bünyelerinin zayıf olması nedeniyle zatürreeye daha çabuk yakalanabilirler.

Soğuk, rutubet ve aniden değişen hava şartları zatürreeye yakalanmayı kolaylaştırır. Özellikle terli ve kızgın bir vücutla soğuğa, rüzgâra karşı durmak hastalığı meydana getiren nedenlerin başında gelir.

Beslenme bozuklukları, , çok ağır şartlarda çalışmak, yorgunluk ve içki alışkanlığı da zatürreeye yol açan nedenlerdendir. Nezle ve grip gibi hastalıklarda, dikkat edilmediği takdirde zatürreeye yol açabilir.

Belirtileri

Hastalığın en çok rastlanan şekli pnömokok cinsi mikropların meydana getirdiği çeşittir.
Hastalık birden bire şiddetli bir terleme, vücudun yan taraflarında ağrılar ve ateş yükselmesi ile başlar. Ateşin aniden 39–40 dereceye çıkmasıyla birlikte nefes alma halinde sıklaşma ve rahatsız edici bir hal alma görülür. Dil paslanır ve dudak kenarlarında uçuklar belirir. Hasta sık sık öksürmeye başlar ve öksürük sırasında sancı duyar. Başlangıçta pembe ve üstü paslı balgam çıkar. Yan ağrılar ise meme başı bölgesinden duyulur. Zatürree özellikle çocuklarda karın ağrısıyla başlar.

Başlangıçta kuru ve kesik olan öksürük giderek artar ve nöbet haline dönüşebilir. Balgam hafif kanlıdır sonraları ise paslı ve yapışkan bir hale bürünür. Solunum güçlüğü hastayı aşırı derecede rahatsız eder. 25–40 arasında değişebilir.

Hastalık sırasında bulantı, kusma, karında haz toplanması, ishal ve huzursuzluk gibi belirtiler de kendini gösterebilir.

Zatürree bir hafta ile on gün içinde sona erer. Hastalık sırasında aşırı olarak devam eden ateş, hastalığın son günlerine doğru aniden normale düşer. Solunum ve dolaşımdaki bozukluk da birkaç saat içinde düzelir.

Tedaviye erken başlanması, hastalığın ağır belirtilerinin ortaya çıkmasını önler. Tam zamanında başlayan tedavi, 24–48 saat gibi kısa bir sürede hastanın iyi olmasını sağlayabilir.
Yaşlılarda hastalık, sinsi bir seyir takip ettiğinden hafif üşütme şeklinde kendini gösterebilir ve kötü sonuçlar doğurabilir.

Zatürree çeşitli hastalıklara da yol açabilir. Bunların en önemlisi zatülcenp, kalp zarı iltihabı, beyin zarı iltihabı (menenjit), eklem iltihapları, karın zarı iltihabı(peritonit), damar tıkanmaları, böbrek iltihabı(nefrit) ve orta kulak iltihabıdır.

Tedavi

Zatürree’nin tedavisinde penisilin, terramisin, oreomisin gibi antibiyotiklerin kullanılması büyük yararlar sağlamaktadır. Tedavide ilaçların yanı sıra, hastanın bakımına da dikkat etmek gerekir. Özellikle yemekleri bol şekerli ve nişastalı besinler arasından seçilmeli ve kalori değerleri yüksek olmalıdır. Hazmı kolay çorba, hoşaf ve meyve suları da yararlıdır.

Pnömokoklara karşı serum tedavisi de uygulanır. Ancak bu tedavi şekli günümüzde, antibiyotiklere karşı direnç gösteren bünyelere sahip hastalara uygulanmaktadır.

Zatülcenp

zatülcenpZatülcenp, göğüs zarının iltihaplanması sonucu meydana gelen bir hastalıktır. Zamanında tedavi edilmezse tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Akciğerlerin üstü, göğüs kafesinin iç kısmı akciğer zarı veya göğüs zarı () denilen bir zarla örtülüdür. Bu zar esnek, saydam ve bir kâğıt kadar incedir. Nefes alıp vermede akciğer genişleyip daralırken bu zarın kayganlığı solunumun rahatlığını sağlar. Akciğerlerle göğüs kafesi arasındaki boşluğa göğüs boşluğu adı verilir. Bu boşluk kapalı bir torba gibidir ve içinde hava yoktur. Zatülcenp ya da tıptaki adıyla plörezi, bu zarın iltihaplanmasıdır.

Zatülcenp’in sebebi

Çeşitli mikropların kan veya lenf yolu ile göğüs zarına gitmesi veya çevre organlardaki iltihapların bu zara bulaşması sonucu zatülcenp hastalığı ortaya çıkar.
İltihaba uğrayan zar normal özelliğini kaybeder. İltihap ürünlerinin birikmesi zarın kalınlaşmasına, esnekliğinin kaybolmasına sebep olur. Bu durum da ağrı ve acı hissinin duyulmasına yol açar.
Sulu zatülcenpte akciğerle göğüs boşluğu arasında özel bir sıvı toplanır.
Zatülcenp’in başlıca sebebi verem mikrobudur. Tıp, bu mikrobun Zatülcenp’e yol açma oranının yüzde doksan olduğunu tespit etmiştir. Bunun dışında romatizma, frengi, kanser, kalp yetmezliği, , akciğer apsesi, siroz urları, nefrit ve nefroz gibi böbrek hastalıkları da göğüs boşluğunda su toplanmasına sebep olabilirler.
Bu hastalıkların dışında, çeşitli kazalar da göğüs zarının iltihaplanmasına sebep olabilir. Bunlar arasında delici, kesici aletler ve mermilerle meydana gelen yaralanmalar, kaburga kemiklerinin kırılması ile bu boşlukta kan toplanması ve mikrop sızması sonucu iltihaplanma meydana gelebilir.

Hastalığın belirtileri

Sulu ya da kuru Zatülcenp’in başlıca belirtisi vücudun yanlarında görülen ağrılardır. Bunun yanı sıra öksürük, ateş, iştahsızlık ve halsizlik de başlıca belirtiler arasındadır.
Kuru zatülcenpte, özellikle nefes alma sırasında iltihaplı zarların birbirlerine sürtünmesi sırasında yanlarda duyulan ağrılar daha da artar. Sulu zatülcenpte ise zarlar arası su toplamaya başladığından ve sürtünme olmayacağından bu ağrılar azalır.
Zatülcenp’te ateş yavaş yavaş artabilceği gibi, bazı hallerde terleme ve şiddetli yan ağrısı ile birlikte aniden yükselebilir. Hastalığın seyri hızlı olabileceği gibi yavaş ta olabilir.
Göğüs boşluğu içinde toplanan suyu bazen birkaç hafta içinde vücut emer ve hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Bazen suyun çekilmesi 3 – 6 aylık bir süre içinde olur.
Hastalığın sonunda zarlarda kalınlaşma ve yapışma görülebilir.
Sulu zatülcenpte laboratuar muayenesi yapmak gereklidir. Solunum güçlüğünü hafifletmek için kaburgalar arasına iğne sokularak göğüs boşluğunda toplanan su boşaltılabilir.

Hastalığın başlıca sebebi verem mikrobu olduğu için tedavi de verem tedavisine çok benzer. Hastalığın ortaya çıkışı bir başka sebebe dayanıyorsa uygulanan tedavi de ona göre değişir.
Zatülcenp tedavisinde özellikle istirahat ve iyi beslenme şarttır. Hastalığın geçmesinden sonra bile dikkat elden bırakılmamalıdır.

Hastalık sırasında ortaya çıkan yan ağrılarına, ateşe ve nefes alma güçlüğüne karşı çeşitli ilâçlar verilir. Hastalık tamamen geçinceye kadar yatakta istirahat etmek, yararlıdır.
Hastalığın nekahat devresi de mümkün olduğu kadar uzun tutulmalıdır, özellikle verem mikrobundan ileri gelen zatülcenplerde hastalık tamamen geçse bile hasta 3–5 yılda bir kontrolden geçirilmelidir.
Hastaya verilecek yiyecekler bol vitaminli ve kalori değeri yüksek olanlar arasından seçilmeli ve özellikle kolay sindirilir olmasına dikkat edilmelidir.

Verem mikrobu dışında başka sebeplerden meydana gelen zatülcenplerin tedavisinde, genel tedavinin yanı sıra, mikrobun cinsine göre özel ilâçlar verilmeli, hastalığı meydana getiren mikrop için gerekli tedavi şekli uygulanmalıdır.

Zafiyet

zafiyet
Vücudun dayanma gücünü kaybetmesine, yani maddi ve manevi kuvvetinin yok olmasına, hastalıklara karşı direncin yıkılmasına denilir.
Zafiyet, her bakımdan hastalığa hazır hale gelen bünyeler için kullanılan bir kelimedir.
Zafiyet, deyimi ile karıştırılmamalıdır.

Belirtileri

Zafiyetin başlıca belirtileri, iştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik, dermansızlık, çabuk yorulma, rengin solması, kansızlık, çarpıntı, hırçınlık, sinirlilik, hava değişimlerine karşı dayanma gücünün kaybolması, normal günlük çalışmadan sonra bitkinlik hissi, çalışmaya karşı isteksizlik, vücudun çeşitli bölgelerinde duyulan ağrılar ve baş ağrılarıdır.

Bazı bünyeler doğuştan zayıftır. Bunun yanı sıra iç ve dış etkenlerle vücudun dengesi kolay bozulabilir. Besinlerin alınışı, bunların vücutta yararlı hale gelmesi için emilişi, organlara ve dokulara dağılması, oksijenle yanması ve artıkların dışarı atılışında meydana gelen bozukluklar ( metabolizma bozuklukları ), yeterince besin alamamak, açlık, sefalet, düzensiz bir hayat yaşamak ( içki ve kumar düşkünlüğü, uykusuzluk ) zafiyeti meydana getiren sebeplerin başında gelebilir. Loğusalık, kanamalar, uzun süren ateşli hastalıklar, büyük üzüntülerin doğurduğu ruhi çöküntüler de zafiyete yol açabilir. Ayrıca, birçok çeşitli hastalıklar da vücut direncini yıkarak zafiyete sebep olur.

Dinlenme normal beslenme, düzenli bir hayat, bol uyku, temiz hava, ruh sükûneti ve kuvvetli ilâçlar zafiyet tedavisinin esasını meydana getirirler.
Beslenmede önemli olan gıdanın miktarından çok çeşididir. Vücudun yapı taşları olacak proteinli besinlerden, özellikle et, yumurta, peynir, süt, yoğurt, bol kalori veren tereyağı, şekerli ve nişastalı maddeler, organizmaya dışarıdan girmesi gereken vitaminler, yemeklerin hazırlanmasında başlıca dikkat edilmesi gereken noktalardır.

Yemeklerin iştah açıcı şekilde hazırlanması, bunun yanı sıra sofranın zevkle düzenlenmesi ve yemek boyunca neşeli bir havanın esmesi besinlerde daha fazla yararlanma imkânı sağlar. Yemekler arasında zafiyet hali görülen kişiye iştah açması bakımından bir miktar şarap da verilebilir.

Zafiyet geçiren kişinin, ağır bir hastalığa yakalanmış hastalar gibi, devamlı yatırılması yanlıştır. Ağır işlerden, kötü hava şartlarından, ağır ve yorucu sporlardan kaçınmak gerekir. Bedeni yormayacak hafif işler, açık havada yapılan yürüyüşler, seyahatler beden ve ruh faaliyetlerini hafif şekilde kamçılar ve zafiyetin giderilmesinde etkili rol oynar.
İştah ve kuvvet ilaçları vücudun toparlanması ve güç kazanması da mümkündür. Ancak bu tür ilaçların bir doktor tarafından verilmesi gerekir.