Monthly Archives: Mart 2009

Hayat ve yaşlanmak

hayat__31Hayatın esası, vücudun fiziksel, kimyasal yapısıyla, biçim ile ilgili olarak meydana gelen ve devam eden değişmelerdir. Organizmayı meydana getiren hücreler, dokular ve organlar dinamik bir denge içindedir. Çok değişik hayat olayları bu dengeyi bozmaya çalışır. Organizma, çeşitli etkiler yüzünden bozulan düzeni yeniden eski haline getirir. Boşalan güç yeniden depolanır, yorulan kas dinlendirilir ve yorulan beyin uyku ile eski gücünü yeniden kazanır.

Bu aralıksız değişmelere rağmen vücut aynı görünüşünü sağlamaya çalışır. Dış görünüşle her zaman bozulan denge yerine gelmiş gibi görünse de dikkatle incelendiğinde organizmanın tam anlamıyla hiçbir zaman eski haline dönmediği görülür. Bu değişmelerde daima eskiyen ve yıpranan bir şeylerin olduğu ortaya çıkar.

Aslında organizma, bir an önceki durumuna hiçbir zaman dönemeyeceği değişiklikler içindedir. Hayatın başlangıç devresinde ve çocukluk yıllarında bu değişmelere gelişme, daha sonraki yıllara da yaşlanma denilir.

Yaşlanmanın yaşı

0151, gelişmeden doğan iç etkenlerle, hastalıktan doğan dış etkenlerin meydana getirdikleri durum olarak özetlenebilir. Yaşlılığın özel bir hastalığı yoktur. Bazı hallerde kalp, akciğer, beyin veya böbrek yaşlılığın dış etkeni olabilir.

çocukluk çağlarında başladığına göre, insan yaşının nereye kadar varacağı gibi bir soru akla gelebilir. Tıbbın gelişmesi, çeşitli hastalıklara çare bulunması, çeşitli ilâçların yardımıyla yaşlanmanın yavaşlatılması ile yaşamanın uzatılması mümkün gibi görünmektedir. Ancak buna kesin bir zaman vermek mümkün değildir. Bazı istatistikler insan ömrünün giderek uzadığını göstermektedir. Buna göre, 1850 yılında 65 yaşından yukarı olan insanların oranı yüzde 2,6 iken 1935 yılında yüzde 5,9 ‘a yükselmiştir. Bunun sonucu da tıbbın insan ömrünün uzaması üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

Yaşlılık belirtileri

Yaşlanma sırasında vücudun dış etkilere uymasını sağlayan düzen bozulur. Bunlar arısında en belirlisi sıcak ve soğuk gibi iklim şartlandır. Kalp ve damarlarda yaşlılıktan meydana gelen değişikliklerle çeşitli hastalıklar çoğu zaman birbirlerine karışır.

Damar sertliği ve tansiyon (kan basıncı yüksekliği) yaşlıların devamlı hastalıkları arasındadır.
Görme ve işitme organlarındaki yaşlanma çok küçük yaşlarda başlar. Genellikle 10 yaşlarında başlar. Genellikle 10 yaşından itibaren başlayan bu azalma 40 yaşlarında kendini gösterir.
Sindirim sisteminde tükürük ve mide salgılarının azalması, bu sistemin yetersizliğinden ileri gelen kansızlık gibi durumların ortaya çıkması da belirtileri arasındadır.

İç salgı bezleri ve hormonlar bakımından olan yaşlanma belirtileri çok önemlidir. Özellikle cinsiyet hormonları oldukça erken yaşlarda çalışmalarını azaltır. Bu durum kadınlarda 40 — 45 yaşlan arasında ortaya çıkar. Erkeklerde ise daha ileri yaşlara kadar devam edebilir.

Yaşlılarda kemikler sert olduğu için kırılmalar çok çabuk meydana gelir ve bunların iyileşmesi ise oldukça güçtür.
İhtiyarlığın diğer belirtileri ise unutkanlık, sabit fikirlerin belirmesi, öğrenmeye karşı ilgi ve kabiliyetin azalmasıdır.

Yaşlılıktan korkulmamalı

yasli_sporcu_resimler1 aslında hiç de korkulacak bir durum değildir. Ancak, halinde dikkat edilecek en önemli nokta işsiz güçsüz kalmamaktır. Yaşlanan bir kişinin kendine iyi bir uğraşma konusu bulması, yaşlılığını düşünecek zam bulamamasını sağlayacağı için çok önemlidir. Özellikle, belirli bir çalışma devresinden sonra emekli olan bir kişi, emeklilik süresini evinde köşe minderinde geçirmeyi planlar ve uygularsa çok çabuk çöktüğü ve giderek hayatının sonunu bekler duruma girdiği görülür. Buna karşılık, emeklilik devresini de aşırı yorucu olmayan fakat hayatını düzene sokan bir işle geçiren kişilerin yaşama canlılıklarında bir azalma olmayacağı gibi, emeklilik devresi çalışmalarının insana daha büyük bir hareket ve istek getirdiği dikkati çeker.

Doksan yaşına geldiği halde, gücünü yitirmeyen, ihtiyar delikanlı denebilecek kadar atik insanların başlıca özellikleri yaşama isteğini ellerinden bırakmamaları ve daima bir meşguliyet içinde bulunmalarıdır.
Yaşlılıktan korkulmamalı, üstelik yaşlılığın insana daha bir başka özellik verdiği göz önüne alınarak bu devrenin eskisinden daha canlı ve özelliği olabilecek şekilde geçirilmesine özen gösterilmelidir.

Yaşlılık

tıpta, biyolojik ve zamana bağlı olarak iki ayrı bölümde incelenmektedir. Dokuların ve organların değişmeye uğraması olarak özetlenen biyolojik yaşlanmada çok değişik etkenlerin rolü vardır.

Dokular ve organlardaki yıpranmayı, değişmeyi arttıran etkenlerin bilinmesi ve bunların incelenmesi sonucu gerekli tedbirlerin alınması yaşlanmayı geciktirebilir. Kalıtım da hızlı ve yavaş yaşlanma üzerinde önemli bir rolü bulunmaktadır.

Diğer yazılarımızda yaşlılık belirtileri, neden yaşlanılır? gibi konular üzerinde detaylı bir şekilde durulacaktır.