Monthly Archives: Mart 2009

Yılan sokmalarında tedavi

yılanYılanların zehirlerine karşı korunmak için antikor adı verilen ve direnç sağlayan karışımlar hazırlanır. Bu yolla her cins yılana karşı hazırlanmış serumlar vardır.

Yılan sokmasından sonra bu tür serumların vakit geçirilmeden kullanılması gerekir. Serum ne kadar erken yapılırsa zehirlenme o oranda hafif geçer sonra iki saat içinde serumun bir kısmının, yılanın soktuğu yerin çevresine yapılması gerekir Çocuklarda ve zayıf bünyeli kişilerde kullanılan serum oranının sağlıklı bünyeli kişilere oranla daha fazla olması şarttır.

Alınacak ilk tedbirler arasında sokma yerinin üst kısmına sıkı bir bant sarmak, bandı her on dakikada bir, birkaç saniye için gevşetip yeniden sıkmak, zehrin vücuda birden yayılmasını önlemek bakımından faydalıdır. Yılanın soktuğu yerin çizilmesi ve emilmesi sonradan iltihaplanmalara yol açacağından pek iyi bir yöntem olarak sayılmamaktadır. Sokma yerine C vitamini ya da javet suyu (1/60′lık kalsiyum hipoklorit) enjekte edilebilir.
Yılan sokmasının tedavisinde şokla mücadele etmek, kafein, striknin gibi, kalbe, sinirlere kuvvet verici ve ağrı kesici ilaçlar kullanmak gereklidir.

Yaraların tedavisi

Sadece deriyi ilgilendiren yaralarda yapılacak önemli iş kanamayı durdurmak ve antiseptik bir madde ile ve çevresini temizledikten sonra üzerine tentürdiyot sürerek üzerini temiz bir bezle kapatmaktır.
Çok hafif sıyrıklar ve kesiklerde pansumandan sonra yaralanan yerin üzerini kapamak bile gerekmez. Bu tür hava alması yararlı olur.

Meydana gelen yaranın derin olması halinde steril bir gaz bezi ile kapatılarak sarılması gereklidir.
Deri üzerinde meydana gelen yaranın derin bir kesik olması halinde ve kanamanın aşırı olduğu durumlarda cerrahi müdahale gerekir. Böyle durumlarda yaranın temiz bir şekilde dikilmesi ve kanamanın durdurulması için ya bir doktor ya da bu iş için yetiştirilmiş bir sağlık memuru gereklidir.

Yaranın bakımında titizlik gereklidir. Yara tam iyileşinceye kadar pansumanlara aralıksız devam etmek şarttır. Bazen birkaç günde iyi olabilecek bir yara haftalar hatta aylarca sürebilir.

Yaralarda dikkat edilecek bir başka nokta da tehlikesidir. Özellikle ve batıcı cisimlerle meydana gelen yaralar da bu tehlike daha çok ortaya çıkar. Daha önce aşısı olmamış bir kimsede, bu tür yaralanmalardan sonra serumunun gerekli olup olmadığının anlaşılması için bir doktor kontrolüne ihtiyaç vardır.

Yaraların daha çabuk ve daha sağlıklı şekilde geçmesi için antibiyotikli, vitaminli ve dolaşımı kolaylaştırıcı merhemler kullanılmalıdır. Yara tozları ile bu tür merhemler, yara ağzında çeşitli mikropların üremelerini önlemesi bakımından yararlıdır.
Yaranın tedavisinde dikkat edilecek noktalardan biri de, yaranın iyileşmesinden sonra bırakacağı izlerdir. Bu izlerin ortadan kalkması, yaranın iyileşmesinden sonra meydana gelecek büzülme ve görev bozukluklarının düzeltilmesi önceden alınacak tedbirlerle mümkündür. Bu bakımdan yaranın ortaya çıktığı andan itibaren tedaviye önem vermek gerekir.

Tehlikeli yanıklar

yanikYanıklarda önemli olan, yanığın derecesinden çok yanık yüzeyin genişliğidir. Vücudun üçte biri ikinci ya da üçüncü derece bir yanığa uğrarsa çok tehlikeli bir durum ortaya çıkabilir. Vücudun yarısı yanmışsa ölümün önüne geçmek çok güçtür. Kömürleşen yanmalar yanığın en ağır şekilleridir.

Geniş yanıklarda, yanık bölgesinden çok, yaralının genel durumuna önem verilir. Yanığa uğrayanın huzursuzluğu, derin soluk alamaması, vücut ısısının düşmesi, nabzın sık ve zayıf atması, sık sık kusma, aşırı su isteği, idrar azalması ya da kesilmesi durumun çok kötüye gittiğini gösteren belirtilerdir. Ağır yanıklarda ilk 4 – 24 saat tehlikeli olayların beklendiği süredir.

Geniş yüzeyli yanıklarda vücut için en fazla zararlı durum su kaybıdır. Kan suyunun fazla oranda kaybedilmesi, kanın yoğunluğunun değişmesine ve dolaşımın güçleşmesine yol açar. Bu durum organizmanın ağır kayıplara uğramasına sebep olur. Bu tür zararlar daha çok ikinci derecede yanıklarda görülür. Yanık sebebiyle ölen dokularda protein türevli zehirlerin meydana gelmesi ve bu zehirleri organizmanın emmesi de kötü sonuçların ortaya çıkmasına yol açar.Bazı hallerde de yanık olayından günlerce sonra şoklar meydana gelir. Yanığın doğurduğu sonuçların duyarlılıkları vücutta alerjik olaylara da sebep olabilir.

Yanıklarda bir diğer tehlikeli durum da, yanık sonucu yıpranmış bölgelerde çeşitli mikropların yerleşmesi sonucu ortaya çıkan iltihaplardır. Böyle durumlarda en fazla tetanostan korkulur. Yanık yüzünden güç durumda olan organizmada iltihapların da meydana gelmesi, organizmanın dayanma gücünde önemli ölçüde zayıflamalara sebep olur.

Yara

Çeşitli iç ve dış etkiler sonucu dokularda ortaya çıkan delinme, kesilme ve ezilmeler olarak isimlendirilir. Önemsiz sayılan bir , gerekli tedbir zamanında alınmadığı takdirde hayatı tehlikeye düşürecek kadar önemli sonuçlar doğurabilir.

Frengi, verem, cüzzam, varis ve kanser gibi hastalıklar sırasında görülen yaralar özel bir mikroba ya da beslenme bozukluğuna bağlı bir bölgede meydana gelen yaralardır. Bunun dışında, streptokok, stafilokok gibi yara meydana getiren mikroplar da deride değişik görünüşte yaralara sebep olur.

Vücutta yara meydana getiren dış etkiler vurma, çarpma ve düşme gibi kazalar, trafik ve iş kazaları, ve kesici aletler, ateşli silahlar, yakıcı etki gösteren gazlar, sıvılar, erimiş madenler, akımı, ültraviyole ışınları, röntgen ışınları, , alkaliler ve donma olayları olarak sıralanabilir.

Bu olayların meydana getirecekleri yaraların şekil ve özellikleri değişiklikler gösterir. Deşilen ve yara açılan kısım deride olabileceği gibi bazı hallerde deri altı dokusunu, kasları, kemikleri, damarları ve iç organları da zedeleyebilir.

Ucu olmayan cisimlerle vurmalarda deri esnek olduğu için herhangi bir zarara uğramayacak ancak deri altındaki yumuşak kısımlarda önemli ölçüde zararlar meydana gelecektir. Bu zararlar arasında kasların yırtılması, kaslar arasında sertliklerin meydana gelmesi ve geniş yüzeyli kanamalar sayılabilir. Ayrıca böyle bir vurma sırasında sinirlerin zedelenmesi hareket bozukluklarına hatta felçlere yol açabilir.

Kasların yırtılması, gergin kasa doğrudan doğruya bir basınçla ya da vurma ile ortaya çıkar. Bu sırada kas kılıfında da yırtılma ve kesilme meydana gelmişse kas, bu yırtıktan fıtık gibi dışarı çıkar.
Bir kasın yırtılması el, , ve ayak gibi organların hareketlerini bozar. Deri altı sinir yaralanmaları genellikle, sinirin kesilmesinden çok ezilmesi sonucu olur. Ancak, kemik kırılmaları sırasında sinirler kesilebilir. Sinirlerin zedelenmesi ağrıya, uyuşmalara, hareket bozukluklarına ve daha da kötüsü felçlere yol açabilir.

Damarların deri altı yaralanmaları genellikle ağır yaralanmalarda olur. Böyle hallerde büyük damardan kan deri altına veya kas içine boşalabilir. Damarlardaki yırtılma ve ezilmeler bazı zaman ameliyatı gerektirecek durumlara sebep olabilir. Küçük kanamalar bir süre sonra vücudun emmesi sonucu dağılabilir.

Yakı

yakı
Çok öncelerden bu yana gerek ev ilâçları ve gerekse tıp alanında kullanılan bir tedavi şeklidir. Yakının esası, tedavi edici etkisi olan maddeleri zamk gibi yapışkan ve koyu bir hale getirerek bir bez üzerine yayıp vücudun tedavi edilecek bölümüne dışardan yapıştırmaktır. eklem ağrılarında, bel ağrılarında, kırıklarda, çıkıklarda, incinmelerde ve burkulmalarda kullanılır.

Yakının değişik türleri vardır. Evlerde en fazla yapılanı yumurta yakısıdır. Yumurta yakısını yapmak için bir miktar sakız dövülerek toz haline getirilir, yumurta akı ile iyice çırpıldıktan sonra hiç yıkanmamış bir Amerikan bezi üzerine yayılır. Bu yakı türü özellikle incinme, burkulma, kırık ve çıkık gibi durumlarda kullanılır.
Ağrılı bölgelerde, dolaşımı hızlandırmak ve ağrıyı almak için hardallı yakı, çıbanların işlemesini sağlamak için tatbik edilir.
Günümüzde tıp artık yakıyı kullanmaz olmuştur. Tıpta yakı yerine çeşitli merhemler kullanılmaktadır