Monthly Archives: Mart 2009

Vereme hangi organlar yakalanabilir?

verem1Verem basilinin vücuda girmesinden sonra yerleştiği organa ve dokuya göre değişik durumlar gösterir. Verem basili vücudun hemen her dokusunda hastalık meydana getirebilir. Bunlar arasında akciğer, gırtlak, bağırsak, böbrek, cinsel organlar, kemikler, deri, göz ve beyin verem mikrobunun başlıca yerleşme yerleridir. Bunların yanı sıra meme, kalp kası, bezi, böbreküstü bezi, karaciğer, safra yollan, dalak, kulak, burun, ağız, dudak, salya bezi, yutak ve yemek borusu gibi organlarda da verem görülebilir.

en fazla solunum olduğu için hastalığın daha çok rastlanan cinsidir.
Vücuda giren verem basili mutlaka hastalık meydana getirir diye bir kural yoktur. Vücudun direnci ve çeşitli savunma kuvvetleri mikrobu zararsız hale getirebilir.

() yapılmadan önce o kişinin eskiden alpı almadığı çeşitli testlerle anlaşılabilir. Bu sırasında müspet tepki gösteren binlerce hatta milyonlarca insana rastlanırsa da bunlarda hiçbir şekilde hastalık şikâyeti görülmez. Bu da vücudun güçlü, vücut içi savunmanın o derece kuvvetli olduğunun bir belirtisidir.

, vücut içi şartlan uygun görünce kendini gösterir. Genellikle, solunum yolu ile alınmış ve bir akciğer keseciğinde yerleşmiş olan basil sadece o bölgedeki lenf bezini iltihaplandırır. Tıp dilinde primer komplex (birincil karmaşa) adı verilen bu durum genellikle çocuklukta gözden kaçan rahatsızlıklarla geçiştirilir. İltihap yerlerinde sadece kireçlenmeler kalır. Bünye ol bölgeyi kireçlendirerek hastalığı önlemiş olur. Böyle bir önlemenin olmaması halinde akciğerdeki odak ilerler ve yara açılır. Yara daha da ilerleyerek kavern adı verilen çeşitli büyüklüklerde harap olmuş boşluklar meydana gelir.

Verem mikrobu solunum, sindirim, üretim organları ve deri gibi yerlere doğrudan doğruya yerleşebildikleri gibi vücudun başka bölümlerine önceden yerleşmiş bir mikrop odağından kan ve lenf damarları yoluyla da atlayabilirler. Beyin zarı veremi, kemik veremi ile bazı iç organlarda görülen verem bu yolla kendini gösterir. Bir verem odağından (verem mikrobunun daha önce yerleştiği noktadan) birden milyonlarca basil kana karışabilir. Böyle durumlarda genel verem hali ortaya çıkar.

Akciğer veremi

akciğerlere ya doğrudan solunum yolu ile ya da kan, lenf yolu ile bir başka organdan bulaşır. Vücudun şartlarına göre hastalık bazen bir zatürree gibi birdenbire, bazen de yavaş ve sinsi bir şekilde başlar. Çoğu zaman gribe benzer ateş, kırıklık ve halsizlik belirtileriyle iki ya da üç hafta süren bir giriş devresi gösterir. Veremin daha ağır bir seyir gösteren başlangıcı da vardır. Böyle durumlarda zayıflama, halsizlik, iştahsızlık, çok hafif bir ateş hastayı aylarca oyaladıktan sonra doktora başvurma ihtiyacını doğurur.

Belirtileri

Akciğer vereminde belli başlı belirtiler ateş, zayıflama, terleme, öksürük, balgam, göğüs ağrısı, halsizlik, iştahsızlık ve dermansızlıktır. Bunun yanı sıra hastalığın seyrine göre sindirim bozuklukları, kalp çarpıntısı, ses kısılması, sinir bozukluğu gibi belirtiler de kendini gösterir.

Verem hastalığında görülen ateş mikrop toksinlerinin ortaya çıkardığı bir belirtidir. Veremli hastalarda ateşe karşı bir dayanıklılık vardır. Ateş hali haftalarca ve hatta aylarca sürebilir. Ateş sabah saatlerinde normale dönse bile öğlene doğru yükselmeye başlar ve akşam saatlerinde de en yüksek noktaya ulaşır. Hastalığın durumuna göre akşam görülen ateş 38,5 – 39 ve 40 dereceyi bulabilir. Hastalığın ilerlediği devrelerde ise sabah görülen ateş akşam ateşinden de yüksek olur. Ateşle birlikte hastada terleme görülür. Özellikle gece terlemeleri veremliler için tipik bir belirti olarak kabul edilir.

Hastalığın başlangıcından beri görülen halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik ileri devrelerde daha da artar. Hasta ayağa kalkamayacak hale gelir.

Hastada önceleri görülen yavaş zayıflama, hastalığın kötüye gitmesi ile daha hızlanır ve çok belirli bir duruma girer. Hastalığın ikinci ya da üçüncü ayında zayıflama 20 -  25 kiloyu bulur.

Öksürük ve balgam da akciğer vereminin başlıca belirtileridir. Öksürük önceleri kuru bir şekilde başlarsa da akciğerdeki yaranın ilerlemesi ve salgıların birikmesi sonucu dolu ve balgamlı bir hal alır. Biriken salgının atılması ihtiyacı ile hastada sabahları daha çok öksürük görülür. Hastalığın ileri durumlarında öksürük gece ve gündüz sık görülür. Genel olarak günde 30 – 90 cm3 arasında değişen balgam miktarı, hastalığın ilerlediği ve başka mikropların da balgama katıldığı durumlarda 150 – 200 cm3 bulabilir. Balgamın kıvamı ve rengi de duruma göre değişikler gösterir.

Hastaların pek çoğunda kan tükürme durumu görülür. Tıpta buna hemoptizi denir. Önceleri kan balgama bulaşmış şekilde ve azar azar gelir. Bazı hallerde ise kan birden bire ve çok gelmeye başlar. Bu çok gelmeye başlar. Bu çok kanama hayata kısa zamanda son verebilir.