Monthly Archives: Nisan 2009

Demans (Bunama) ve çeşitleri

bunama çeşitleriHalk arasında “Bunama” olarak bilinen Demans’ın çoğu, süreğen ve ilerleyicidir. Hastalığın seyri, hastalık öncesi kişilikle yakından ilişkilidir. Demans iyice yerleştikten sonra:

* Yönelim bozukluğu görülür; bu durumda yönelim bozukluğunda; yaşlı hangi zaman ve nerede olduğunu, karşısındaki kişinin kim olduğunu bilemez. Bu bozukluk, önce zamana, sonra yere ve kişilere olur. Dikkat ve dikkati yoğunlaştırma bozulmuştur.

* Bellekte (hafıza) yaygın bozukluk vardır; unutkanlık erken görülür ve dikkat çekicidir. Yakın hatıra (anı) kaybı, uzak hatıra kaybına oranla daha fazladır. Yeni şeyler öğrenmede güçlük, en dikkati çeken belirtidir.

* Bazı vakalarda algı bozuklukları görülür; düşünce akışı yavaşlar, içeriği fakirleşir. Soyut düşünce ve yargı bozulur. Düşünce içeriğinde kötülük göreceği düşünceleri fikirleri vardır.

* Duygu durum ya da mizaç değişiklikleri; erken dönemde duygu durum değişiklikleri anksiyete, irritabilte ve depresyon şeklindedir. Demans ilerledikçe duygulanım yüzeyleşir ve görünür bir neden olmaksızın, ani değişiklikler oluşabilir.

* Davranışta meydana gelen değişiklikler; ilgi ve merakın azalması, çevrenin daralması, rijid ve alışkanlıklar (anlamsız, amaçsız ve otomatik hareketler) vardır. Hasta yetenekleri ötesinde zorlandığında ani emosyonel patlamalar görülür. Hastanın iç görüsü (hastalığı ve kendi hakkında görüş ve değerlendirme) hastalığın derecesi ve tabiatına bağlı olarak azalır. Demans’ın şiddeti arttıkça, davranış bozukluklarının şiddeti de artar. Yaşlı demanslı hastalarda, agresif tutum içeren, tedaviye, ilaca cevap vermeyen davranışlar vardır.

* Kişilik bozuklukları; bunamalarda ağır kişilik değişiklikleri olur. Eski kişilik özellikleri çok abartılmış biçimde belirebilir. Hafif kıskanç ve kuşkucu kişi, ağır paranoyak belirtiler gösterebilir. Kimi zaman da, eski kişilik özelliklerinin tersini görürüz. Temiz, titiz ve düzenli kişi; savruk ve pasaklı, durgun ve sesiz bir kişi; ileri derecede konuşkan ya da eleştirici ve huysuz olabilir. Kişilikteki değişiklikler zaman zaman seksüel ya da mağazalardan eşya çalmayı da içeren anti sosyal davranışlar şeklinde ortaya çıkabilir.

Demans ilerledikçe hastanın kendine bakımı (öz bakımı) bozulur, sosyal ilişkileri azalır, davranışı amaçsız bir hale gelir (ritüel, otomatik, anlamsız davranışlar). Sonuçta hasta kim olduğunu, nerede olduğunu ve zamanını bilemez. Anlaşılamaz, yorumlanamaz bağlantısız düşünce ve konuşma ile birlikte, hasta giderek idrar ve dışkısını tutamaz bir hale gelebilir.

Demans çeşitleri

Demans beyni etkileyen ve zedeleyen çok çeşitli nedenlere bağlı olarak üç ana başlık altında toplanabilir. Bunlar:

* Alzheimer hastalığı: Yaşlılık öncesi ve yaşlılıkta en çok görülen beyin damarlarındaki kireçlenmeye, yani, bir sürece bağlı olmayan yaşlılık bunamasıdır. Bunamaların %40-%60’ını oluşturur.

* Arteriosklerotik, bunama: Beyin damarlarındaki kireçlenme ya da geçici iskemik nöbetlerle ilgili küçük enfarktüslere bağlı görülür. Bunamaların %15-%20’sini oluşturur.

* Beyin tümörleri, beyin travmaları ya da metabolik endokrin bozuklukları, enfeksiyon ve vitamin eksikliğinde ortaya çıkan bunamalar: İyileşebilen ya da kısmi düzelme gösteren bunamalar olup, bunamaların yüzde yirmisini oluşturur.

Yaşlılara verilen hizmetler

yaşlı_hizmet
İnsanlığın doğuşundan bu yana, yaşlılık süreci, araştırma konusudur. İlk kez 1929′da bir Rus araştırmacı, yaşlanmanın neden ve koşullarını araştırmış ve yaşla ilişkili olarak düzenli bir ilerleme gösteren, davranış değişimlerinin araştırıldığı bilim dalı olan “”yi tanımlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 1945 yılında Derneği kurulmuştur. 1960′lı yıllarda , akademik bir disiplin olarak hızla gelişmiştir.
Yaşlıya hizmet, ülkeler olarak ele alındığında;

A. Gelişmiş Ülkelerde :

Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlığa ayrılan bütçenin %29’u, İsviçre’de ise %60’ı, 15 yaşın üstündeki kişilere verilen hizmetlere ayrılmıştır.1900’lü yıllarda ABD’de 65 yaşın üstündeki nüfusun %60’ı çocukların yanında ikamet ederken, bu oran 1980′li yıllarda %15’e inmiştir. Tüm bu değişimler bazı sosyal tedbirlerin gelişimini beraberinde getirmiştir. Bunlar:
— Koruyucu hizmetler ve rehabilitasyon:
Toplumun, yaşlanma ve bakım hizmetleri konusunda eğitilmesini kapsar. Evde bakım, evlere yemek servisi, fizyoterapi, toplum sağlığı ve toplum ruh sağlığı hemşiresinin, uğraş ve beslenme uzmanlarının yaşlıyı evinde ziyaret ederek verdikleri destek hizmetlerdir. Bu hizmetler, sağlık merkezlerine bağlı ekipler ve gönüllü kuruluşlarca yürütülmektedir.

— Tanı ve tedavi hizmetleri:
Hastane poliklinikleri, yoğun bakım, geriatri, geropsikiyatri üniteleri ile gündüz hastaneleri bölümünde, yaşlıya verilen hizmetlerdir.

— Yaşlıların ikamet sorununa çözüm olarak kurulan huzur evleri, yaşlılar yurdu ya da yaşlı bakım evleri:
Bu kurumların finansal sorunu genelde özel kurullar, dernekler, belediye, kilise tarafından karşılanmaktadır.

B. Ülkemizde Yaşlılara Verilen Hizmetler:

Hem sosyoekonomik veriler, hem de kültürel yapı ve geleneklerimiz Türkiye’de yaşlı kişilerin bakım hizmetlerini, huzurevleri, hastaneler ya da gelişmiş ülkeler gibi bakımevleri açarak çözümlemesinin olanaksız olduğunu göstermiştir. Bu konu, son yıllarda gelişmiş ülkelerde de ekonomik sorun haline gelmiştir. Bu sorunun çözümü, yaşlı nüfusun bakımı ile ilgili olarak evde sağlık hizmetleri ya da evde bakım uygulamalarını gündeme getirmiştir. Böylesi bir yaklaşım ülkemiz için de bir çözüm olabilir. Çünkü ülkemiz nüfusunda her yüz kişiden 53’ü sosyal güvenceye sahipken, 47’sinin hiçbir sosyal güvencesi yoktur. Sosyal güvencesi olan şanslı grup, emeklilik, yaşlılık, malûllük ve sakatlık aylığı alan ya da hastane ve bakım evleri gibi hizmet alanlarından yararlananlardır.

Ülkemizde yaşlı bakımevi olarak faaliyete geçen ilk huzurevi Darülaceze, Sultan Abdülhamit tarafından 1895′de İstanbul’da kurulmuştur. Bugün Darülaceze İstanbul Belediyesi’ne bağlı olup, Döner Sermaye ile yönetilmektedir. 1993 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, ülkemizde yaşlı bakımevi olarak 74 kurum hizmet vermekte ve bu kurumlarda 11490 yatak kapasitesi bulunmaktadır.

C. Veren Kuruluşlar:

1. Devlete ait kurumlar

* Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı faaliyet gösteren huzurevleri,
* Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve P.T.T gibi diğer kamu kuruluşlarına bağlı huzurevleri

2. Yerel yönetimlere ait huzurevleri,

3. Bazı üniversitelerdeki psikiyatri üniteleri,

4. Özel, tüzel ve gönüllü kuruluşlara ait huzurevleri ve yaşlılara evde bakım hizmetleri,

D. Yaşlıların Sosyal Hizmet Kurumlarına Alınma Koşulları:

Yaşlı bireyin akıl hastalığının olmaması,

Yaşlı bireyin bulaşıcı ya da ölümcül bir hastalığının olmaması (Tüberküloz, AİDS, Kanser gibi),

Yaşlı bireyin taşınan mal varlığı veya emekli, Sosyal Sigorta, Bağ-Kur gelirinin huzurevine bağışlanması,

Eşlerden birinin ölmüş ya da hasta olması,

Çocuklar tarafından bakım görmediğinin ya da nafaka ödenmediğinin mahkeme kararı ile belirlenmiş olması,

Yaşlının bulunduğu ilde en az 5 yıl oturduğunun belgelenmiş olması,

Yaşlı bireyin doğal ihtiyaçlarını kendi kendine giderebilecek güçte olması.

Bu olanaklara karşın yaşlı insanların çoğu için huzurevi, yaşamın geriye dönüşü olmayan son istasyonu anlamında olup, bu değişmez niteliği nedeniyle reddedilir. Huzurevlerinde yapılan birçok araştırmada, bireysel özgürlük ve otokontrol mekanizmalarının azaldığı görülmüştür; bu nedenle yaşlıların çoğunluğu huzurevinde kalmayı olumsuz karşılamışlar ve çocuklarının kendisini istemediği duygusuna kapılmışlardır

Sonuç olarak, ülkemizde çekirdek ailevi yapısının gelişmesi, evin dışında çalışan kadın sayısında artış, bireylerin, yaşlı bireylerin sosyal güvencelerinin yetersizliği, yaşlıya hizmet veren organize kurum ve yetişmiş elemanların azlığı gibi nedenlerle yaşlının bakımı ve korunmasında, yaşlı ve ailesi, yalnız kalmakta ve zorlanmaktadır.

Yaşlılık nedir?

yasli_20adam1Yaşlanmayı psikolojik ve toplumsal değişimler olarak ele alan büyük düşünür Çiçero, “Büyük işler, bedensel güç ve hızla değil, yerinde düşünceler, zekice ve hedeflere ulaşmayı kolaylaştıran davranışlarla başarılır” der. Çiçero’ ya göre yaşlanma sürecini olumsuz etkileyen nedenler arasında, verimsizlik, pasiflik, fiziksel güçsüzlük, rahatsızlıklar, yaşam sevincinde azalma eğlence ya da keyiften uzaklaşma ve ölüme yaklaşma hissi vardır. Hendler’e göre de yaşlılık, zamana bağlı olarak, özellikle geriye dönüşü olmayan, organizmanın yıkımı, stresle başa çıkmada zorlanma ve ölüme yaklaşmadır. Olumsuzluk içeren yaşlılıkla ilgili bu görüşlere rağmen özelikle ülkemizde “yaş, hissettiğiniz yaştır” şeklinde, tanımı göreceli kılan deyişler de vardır. Dünya Sağlık Örgütü (), insan ömrünün uzadığı sonucundan yola çıkarak, kronolojik yaşla ilgili, sınıflamasında; 45–59 yaşı orta yaş, 60–74 yaşı yaşlılık, 75–89 yaşı ihtiyarlık ve 90 yaş ve üzerini, ileri ihtiyarlık olarak belirlemiştir. Burada ’ nün ifade ettiği yaşlılık, bedenin iç ve dış uyaranlara uygun tepki göstermede, giderek kapasitenin azalması olarak, ihtiyarlık ise tepkisel yetersizliğin ve uyum güçlüğünün daha belirli ve önemli sorunlar yaratacak seviyeye ulaşması olarak tanımlanmıştır.

Tedavisinde Botoks kullanılan hastalıklar

Bel ağrısı
2809621

Bel ağrısı oldukça yaygın bir rahatsızlıktır. Her beş erişkinden dördü, yaşamları boyunca en az bir kez olmak üzere, günlük aktivitelerini, iş ve sosyal yaşamlarını sınırlamaya yetecek kadar bir bel ağrısıyla karşı karşıya kalırlar. , basit bir kas ağrısı ve katılığından, vurucu veya delici bir ağrıya, hareketlerde kısıtlılıktan ayakta durma güçlüğüne kadar değişebilir. Ağrı genellikle omurganın küçük kemiklerini bir arada tutan, sırttaki kasların, tendonların veya ligamentlerin burkulmasına veya incinmesine neden olan bir yaralanmanın sonucunda ortaya çıkar. Nedeni; ağrılı burkulma ve incinmeler, hatalı ağırlık kaldırma, duruş bozukluğu, araba kazası veya yaralanmaları gibi çeşitli faktörler olabilir. Ayrıca kişiler yaşlandıkça, diskler sıvılarını ve esnekliklerini kaybeder ve çıkıntısı, artrit ya da osteoporoz gibi hastalıklar nedeniyle hasar görebilir; bu durum ağrılı ve katılaşmış hareketlere yol açabilir.

Botoks, bel ağrısı tedavisinde hastaların yarısından fazlasında başarılı sonuç vermiştir. Tedavide, kas aktivitesini ve kas spazmı ile ağrıyı azaltmak için, etkilenen kaslara doğrudan ilaç enjekte edilir. Hastaya bağlı olarak botoks tedavisinin yaklaşık 3–4 ayda bir tekrarlanması gerekir.

Tedavisinde Botoks kullanılan hastalıklar

botulinum
( )

Hiperhidroz, aşırı terlemeye verilen tıbbi isimdir ve bugün Amerika’da tahminen 7,8 milyon kişiyi etkileyen yaygın ve kronik bir rahatsızlıktır. Hiperhidrozlu hastalarda, vücut ısısını düzenlemek için gerekli olan miktarı aşan bir terleme söz konusudur. Hastaların hemen hemen sürekli olarak alınlarında, koltuk altlarında, avuçların da ve ayak tabanlarında terleme görülür. Aşırı terleme çeşitli cilt sorunlarına ya da rahatsız edici bir ter kokusuna da neden olabilir. Bazı kişiler o kadar çok terler ki, günde birkaç kez kıyafet değiştirmeleri gerekir. Dolayısıyla hastalığın, sosyal yaşamda sıkıntılara se­bep olduğu bilinmektedir.

Hastalık sıklıkla gençlikte veya genç erişkinlikte gelişir. Bu rahatsızlığın altında yatan neden belirli değildir, fakat genetik faktörler önemli bir rol oynar. Aşırı terleme, stres, heyecan veya egzersizle alevlenebilir, ancak sıklıkla aniden ortaya çıkar. Bu durumu tetikleyen kesin mekanizma belirsiz olsa da rahatsızlığın vücudun soluk alma, kalp atımı ve vücut ısısı gibi “istemsiz” fonksiyonlarını düzenleyen sempatik sinir sisteminin işlev bozukluğuyla ilişkili olduğu görülmektedir.

genellikle bu durumun ve ilişkili cilt sorunlarının tedavisi için dermatologlara başvurur. Hiperhidroz’un şiddetine ve etkilenen alana bağlı olarak, tedavide talk pudrasından alüminyum içeren reçeteli merhemlere kadar çeşitli toz ve pomatlar denenir. Ancak bu etkiler geçicidir ve sadece birkaç saat veya bazen bir hafta kadar sürebilir. Üstelik ter üretimindeki aşırılığı bloke eden ilaçlar, aynı anda vücudun birçok bölgesini etkileyen terlemede yardımcıdırlar.

Botoksun en başarılı kullanım alanlarından biri olan hiperhidroz tedavisinde, koltuk altı, alın ya da el, ayak gibi aşırı terleyen bölgelerde ince enjeksiyonlar uygulanır. Eğer hâlâ aşırı ter üreten alanlar varsa birkaç ilaveyle tedavi tamamlanır. Etki süresi ise yaklaşık 201 gün veya 6,5 aydır.