Monthly Archives: Temmuz 2009
Kilo almadan sigarayı bırakın
Günde 2 litre su içmek sigara isteğini azaltıyor.

Diyetisyen Fadime Özgök, kilo alacağı korkusuyla sigarayı bırakmaktan vazgeçenlerin sayısının oldukça fazla olduğunu ancak kilo almadan sigarayı bırakmanın mümkün olduğunu bildirdi.
Özgök, yaptığı açıklamada, halka açık yerlerde 19 Temmuz 2009 tarihinden itibaren sigara içiminin yasaklanmasıyla sigara içenlerin de hayatında büyük değişiklikler olduğunu söyledi. Yasakla birlikte yüzde 31 olan sigara içme oranının düşmesinin, sigarayı bırakmak isteyenlerin sayısının ise artmasının beklendiğini belirten Özgök, sigarayı bırakmak isteyenlerin en çok kilo almaktan korktuklarını kaydetti. Özgök, “Sigarayı bırakınca kilo alırım korkusuyla bırakmaktan vazgeçenlerin sayısı oldukça fazla, özellikle kadınlarda kilo endişesine daha sık rastlıyoruz. Aslında sigaranın bırakılması ile alınacak birkaç kilonun çözümü oldukça kolayken, sigaranın neden olacağı hastalıklar çözümsüz olabiliyor” dedi.
Tat duygusu geri geliyor, iştah artıyor
Sigara içenlerin çoğunda yaşanan iştahsızlığın, sigarayı bırakma ile birlikte tat duyusunun yerine gelmesi ile ortadan kalktığına dikkat çeken Özgök, “Kişi bu yüzden yemeklerin tadını daha iyi almaya ve daha fazla yemeye başlar. Bu da günlük kalori alımında artışı dolayısıyla kilo artışını beraberinde getirir. Bunu önlemek için sigarayı bırakanların sigarayı bıraktıktan sonra aldıkları enerji miktarına dikkat etmeleri önem taşıyor. Sigara kullanırken tüketilen enerji ile sigarayı bıraktıktan sonraki tüketilen enerji dengesinin sağlanması, kilonun belli bir seviyede tutulmasına yardımcı oluyor” diye konuştu.
Günde 2 Litre su içmek sigara isteğini azaltıyor
Diyetisyen Fadime Özgök, kilo almadan sigarayı bırakmak için şu önerilerde bulundu:
“Gereksiz kalori alımını önlemek için günde iki litre su alımına özellikle dikkat edilmelidir. Öğünlerde porsiyon miktarları küçük tutulmalı, vitamin, mineral ve lif açısından zengin salatalarla yemeğe başlanmalıdır. Ağır tatlılar yerine meyveli veya sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Çekirdek, kuruyemiş gibi miktar olarak küçük ama kalori olarak büyük gıdalar tercih edilmemeli, taze meyve sebze tüketimi artırılmalıdır. Sigarayı hatırlatıcı kafein içeren çay, kahve gibi gıdalar yerine su, soda, taze sıkılmış meyve suyu veya düşük kalorili içecekler tercih edilmelidir. Mutlaka günlük yapılan aktivite miktarı artırılmalıdır.”
Kaynak: İHA
Demanslıda utandırıcı ve tuhaf davranışlar

Demanslının davranışlarındaki bazı değişimler, kendisinin bakımını üstlenen kişiye sıkıntı ve utanç verebilir. Demanslı, ziyaretçilere küfretmeye, tükürmeye ve kaba davranmaya başlayabilir. Sürekli yerinde duramama hali dayanılmaz ve yorucu olabilir. Yine bazı şeyleri saklama alışkanlığı da aynı şeklide sinirlendiricidir. Demanslı, uygun olmayan şeyler yapar. Örneğin, kalabalıkta elbisesini çıkarıp çırılçıplak kalmaya çalışır. Bu davranışın nedeni, nerede olduğunu veya nasıl soyunması gerektiğini unutmasıdır.
Ne yapabilirsiniz?
1- Basit bir açıklama, utanmanızı azaltacaktır. İnsanlar genellikle hoşgörülüdür.
2- Demanslı, arkadaşı varken soyunmaya çalışırsa veya çıplak kalmışsa fazla tepki göstermeyin. Sakin bir şekilde onu başka bir odaya alın; elbiselerini, rahat olup olmadığını kontrol edin; çok soğuk veya sıcak tutmadıklarından da emin olun.
3- Tuvaleti kullandıktan sonra elbiselerini düzgün bir şekilde giyip giymediğini kontrol edin.
4- Yerinde duramama (durmadan kıpırdama) sorununu, demanslıya yapabileceği bir uğraş bularak veya alışkanlığını görmezden gelerek azaltabilirsiniz.
5- Küfretme, tükürme, kabalık gibi diğer sorunlarda, diğerlerinin bu sorunu nasıl çözdüğünü öğrenin; ziyaretçileri önceden uyarın; gerekirse psikiyatrist ya da psikiyatri hemşiresine danışın.
6- Eğer demanslı bir takım şeyleri saklıyorsa önemli şeyleri daha güvenli bir yere saklayın. Zamanla demanslının nerelere koyma eğiliminde olduğunu bileceksiniz. Anahtarları raf ve çekmecelerden kaldırmak iyi bir fikir olabilir.
Çirkin erkek yoktur!

İş hayatının yoğun temposu, stres, düzensiz beslenme erkekleri de yıpratıyor. Birbirinden güzel işkadınları kariyer basamaklarını tırmanırken, erkekler de sadece başarının yeterli olmadığını fark edip güzellik sektörünün nimetlerine daha fazla ilgi göstermeye başladılar. Üstelik medikal estetik sayesinde daha genç ve bakımlı gözükmek için sanıldığından da fazla imkâna sahipler. Işıl ışıl parlayan bir cilt, bakımlı saçlar ve çizgilerinden arınmış, dinç bir yüz için erkeklerin başvurabilecekleri temel uygulamalar şöyle:
Botoks: Yılların yüzde yarattığı izler, yaşlanmaya bağlı olumsuz görüntüler botoksla gideriliyor. Özellikle iki kaş arasında oluşan kırışıklıklar, yüzü kızgın ve yorgun gösterdiği için erkeklerin en büyük şikâyetlerinden. Ayrıca kazayağı denilen, göz çevresindeki çizgiler de yine botoksla yok edilebiliyor.
Yöntem, aşırı terlemeye de çözüm sunuyor. Hiperhidroz denilen aşırı terleme problemi, hijyene çok önem veren erkeklerde bile maalesef ciddi bir sorun. Yarattığı kötü kokular ve giysilerdeki ıslaklık sosyal yaşamı olumsuz etkileyen faktörler arasında. Bir toplantıdan gömleği ıslanmış halde çıkmaktan yakınanlar, ellerinin terlemesi nedeniyle sevgililerinin elini tutmaya çekinenler, ayak terlemesine bağlı kötü kokular nedeniyle kalabalık ortamlardan kaçanlar, 10 dakikalık bir işlemle tedavi oluyorlar. Cilt altı botoksuyla aşırı çalışan ter bezleri normale dönüyor. Tek seansla yaklaşık 6-9 ay arasında etkili bir iyileşme sağlanıyor.
Dolgu işlemi: Daha ziyade ilerleyen yaş ve kilo alıp vermeye bağlı oluşan yüzdeki çöküntülere karşı uygulanıyor. Pek çok kişi, yüzünde bir kusur bulamasa da görüntüsünden memnun değil. Bu sorun, yanaklara yapılan müdahalelerle kolayca aşılıyor.
Karbondioksit tedavisi: Tombul yanakları zayıflatmak, kat kat olmuş gıdı bölgesinde istenen görüntüyü sağlamak için mucize bir yöntem. Tabii ki en yoğun kullanılan bölge, bel çevresi. Çünkü çoğumuz spora vakit ayıramıyoruz. Üstelik düzenli egzersiz yapılsa bile, bel çevresinde, kolay kolay eritilemeyen bir bölüm var. İşte bu aşamada kullandığımız karbondioksit tedavisi, hem zayıflatıp hem de sıklaştırarak erkeklere atletik görünüm kazandırıyor.
Jinekomasti hastası erkeklere de karbondioksit tedavisi öneriliyor. Erkeklerde göğüs büyümesi anlamına gelen bu hastalık, pek çok kişinin sosyal hayatını etkileyen bir sorun. Benzer şekilde kadınsı bir kalçaya sahip olan erkekler de üzüntü duyuyorlar. Oysa ortalama 7-10 seansta bu sorunları çözmek mümkün.
Oksijen tedavisi: Erkeklerde sigara içme oranı, oldukça yüksek. Bu alışkanlık, yorgunluk ve hava kirliliğiyle birleşince gözenekleri tıkayıp cildin ışıltısını yitirmesine neden oluyor. Şehir hayatında yeterli ölçüde alamadığımız oksijenle cilde gerekli bakım sağlanarak inanılmaz bir ışıltı ve canlılık yakalanıyor.
Işın tedavisi: IPL isimli cihazla ışığın mucizesine şahit oluyoruz. Erkeklerin omuz, sırt, burun, yanaklar ve kulaklarda yaşadığı tüylenme sorunu ortalama 3-4 seansta kesin olarak çözülüyor. Tüylenme konusunda önemli olan hormonal bir problem olup olmadığının tespiti. Eğer tüyler bir hastalığın habercisi ise kişi önce tedavi edilmesi için bu konuyla ilgili doktora yönlendiriliyor. Ardından medikal estetiğin sunduğu yöntemlerle sorunları aşılmaya çalışılıyor. Işın tedavisi ayrıca tıraş nedeniyle oluşan kıl dönmesi şikâyetlerinin üstesinden gelinmesini sağlıyor.
Volkanik taş masajı: Genelde bilgisayar başında saatler geçiren işadamları boyun ve sırt kaslarının spazmı nedeniyle ağrı çekiyorlar. Bu şikâyete karşı, kasılmış bölge üzerine ısıtılmış volkanik taşlar konarak çok rahatlatıcı bir masaj uygulanıyor. Taşlarla yapılan masaj sayesinde kaslara bol miktarda oksijen gidiyor. Bu özellikle sorumluluğu yüksek, üst düzey yöneticilerin, kendilerini şımartmak için seçtikleri özel bir rahatlama yöntemi.
Saç mezoterapisi: Erkeklerin en çok rahatsızlık duyduğu konulardan biri de saçların azalması. Ne yazık ki yoğun stres nedeniyle 30′lu yaşlardan itibaren tepe bölgesi açılmaya başlıyor. Bu aşamada saç mezoterapisi uygulayarak dökülmeyi önlemek mümkün. Saç hücresini canlandıran, kılın kalitesini artıran ve dolaşımı hızlandıran bu konforlu tedaviyi, haftada bir sefer, 10-15 dakika uygulayarak altı seansta sonuç almak mümkün. Yapılan işlem sonucunda, henüz üçüncü haftada saçların dökülmesi duruyor, altıncı seanstan sonra ise diken gibi küçük küçük saç tellerinin çıktığı görülüyor.
Pıhtılaşma
Bünyemizde Bulunan Nitrik Oksit (NO) Mucizesi ile Kalp Hastalıklarına Son Yazı Dizisi’nden (Dr. Louis J. İgnarro’nun Nobel tıp ödüllü programı)

Kan pıhtılarına son
Nitrik oksit kan dolaşımında pıhtıların oluşmasını tam anlamıyla nasıl önler? Kan basıncını düşürmeyle alakalı olanla daha farklı bir metot iş başındadır. NO’nun görevi, bu sefer kanamayı önlemeyi sağlayan kan içindeki küçük hücrelerin yani trombositlerin oluşturdukları pıhtılarla mücadele etmektir.
Doğru durumlarda, pıhtılaşma oldukça önemli bir vücut metodudur. Eğer elinizi keserseniz sadece derinize değil aynı zamanda derinizin altındaki damarlar da zarar vermiş olursunuz. Kanama başladığında vücudunuzun pıhtılaştırma mekanizması harekete geçer. Önce kanamayı önlemek (pıhtılaşmayı sağlamak) için hasarlı damar seratonin salgısıyla büzülür, kan daha az akar, sonra kanın içinde bulunan trombositler devreye girer ve tüm enzimlerin biberde toplanmasını sağlar. Yaraya tampon görerek sızıntıyı önler, bölgeyi doldurur ve nihayet tıkaç oluşur. Pıhtılaşma kanamadan ölmemizi engeller.
Pıhtılaşmanın Kötü Yanı
Eğer damar çeperi zarar görmüşse biriken plaklar atar damarlarınızı hasara uğratmış olabilir trombositler kan dolaşımında hasarlı bölgeye toplanırlar. Bu sırada oluşan kan pıhtılarından biri alandan kaçabilir bu da er ya da geç kan dolaşımını bloke edecek potansiyel bir kalp krizi veya felç sebebidir. Kalbi saran ve besleyen damarlarda bir pıhtı oluştuğunda burada söz konusu olan “Koroner trombozdur” beyne giden veya beyindeki damarlarda oluştuğunda ise söz konusu olan “Serebral trombuzdur.
(Koroner kalple ilgili, serebral ise beyinle ilgili tanımlarda kullanılır.)
Çözüm NO
Kan dolaşımını düzenli tutan nitrik oksit damarların temiz kalmasını sağlar. Çeperleri Velaro gibi yapışkan olan sağlıksız damarları biliyoruz, NO bakımından zengin olan damar ağı Teflon gibi kayganken ve plakaları su gibi akıtıp pıhtıların genişlemesini önlerken sağlıksız damar yani NO bakımından fakir olan damar yapışkan iç yüzeyinde plakaların birikmesine ve tıkanmaya sebep oluyordu. Bu durumda çözüm kesinlikle NO…
Diyet yaparken böbreğinizi kaybetmeyin
Uzun süre yemek yemeyen kişilerde böbrek rahatsızlığı görüldüğü belirtildi.

Günümüzün önemli sağlık sorunlarının başında gelen şişmanlıktan kurtulmak için bilinçsizce yapılan diyetlerin kişilerde böbrek hastalığına neden olduğu belirtildi.
Zayıflamak için uzun süre yemek yemeyen ve su içmeyen kişilerin, beslenme yetersizliğine bağlı olarak karaciğer ve böbreklerinin hasar gördüğünü belirten Dr. Oktay Baygun, özellikle genç kızların, şişmanlık korkusu nedeniyle yaptıkları bilinçsiz diyetler sonucu böbreklerini kaybettiklerini ifade etti. Dr. Oktay Baygun, “Özellikle genç bayanlar, zayıflayarak daha güzel görünüme kavuşmak için hayatını karartabiliyor. Diyet yapacak olanlar, bunu mutlaka bir uzmanın denetiminde yapsınlar. Maalesef Mardin’de bilinçsiz yapılan diyetler sonunda böbrekleri iflas etmiş bayan hastalarımız var. Özellikle genç bayanlar, aşırı şişmanım diye yemek yemiyor, su içmiyor. Psikolojik olarak bunu kendilerine telkin ederek, ‘Anorexi’ aşırı zayıflık hastalığına yakalanıyorlar. Yapılan tetkiklerinde, ilk etapta bir şey çıkmıyor. Ancak bir müddet sonra, beslenme yetersizliğine bağlı olarak beyin, karaciğer ve böbrek gibi hayati organlarında hasar oluşarak, yetmezlik meydana geliyor. Karaciğerdeki hasarlar giderilebiliyor ama beyin ve böbrekteki hasar kalıcı oluyor. Yapılan bilinçsiz diyetler, kişilerin hayatını önemli bir şekilde etkileyebiliyor” şeklinde konuştu.
Kaynak: İHA






