Monthly Archives: Ağustos 2009

Oksijen:Hem dost, hem düşman

Bünyemizde Bulunan Nitrik Oksit (NO) Mucizesi ile Kalp Hastalıklarına Son Yazı Dizisi’nden (Dr. Louis J. İgnarro’nun Nobel tıp ödüllü programı)
varoluş anahtarınızdır… Günde binlerce kez, sizi yaşamda tutan 2.600 galon havayı alır, verirsiniz. Onsuz beş dakikadan fazla hayatta kalamazsınız.oksijen
Doğada en büyük çelişkilerden biride, yaşam kaynağı olan oksijenin kötü yüzü oksitlenmedir. Sizi yaşamda tuttuğu kadar, vücudunuzdaki NO üretimini azaltmakla kalmayıp mevcut NO’nun etkisiz hale gelmesine sebep olan “oksidatif stres”le sağlığınızı sabote de edebilir. Oksidatif stres oksijen moleküllerinin kontrolden çıkması ve vücutta kaosa sebep olmasıyla meydana gelir.

Serbest radikallerin saldırısı

Onlarca yıldır araştırmacılar, oksijenin türevi olduğuna inanılan oksidatif stresin sebep olduğu pek çok hastalık üzerinde çalışmaktadırlar. Fakat bu hipotezi destekleyen pek az kanıt bulunmaktaydı. Artık ispatımız var.
Oksijen atomunda elektron denilen küçük parçalar, atom çekirdeği etrafında çiftler halinde güneşin etrafında dönen gezegenler gibi hareket ederler. Bu elektronlar çiftler halinde olduklarında oksijen atomu durağan kalır. Elektronlar ayrıldıklarında atomu aniden elektronu keser, molekülün dengesi bozulur ve oksijen radikaller ya da diğer adıyla serbest radikaller oluşur. Serbest radikaller dengeyi sağlayacak hiçbir şey yapmazlar. Normale dönmek için diğer bileşimlerdeki elektronları zorlarlar. Ve hücreleri yağma etmeye başlarlar. Bu olay oluştuğunda hücre yapıları zarar görür, bu şekilde daha fazla serbest radikal oluşmaya başlar ve hücre hasarı zincirleme tetiklenir. Bu virüs çarkında daha çok hücre yaralanır ve ölür. Denge geçmişte kalır, dokular hasara uğrar ve fiziksel sistem çöker.

Etrafınızdaki serbest radikaller

Serbest radikaller sadece normal biyokimyasal süreçte değil aynı zamanda pek çok çevresel olayda da oluşabilir. Örneğin eğer sigara içiyorsanız, sigaradaki ve damarındaki maddeler akciğer sağlığınızı tehdit eden serbest radikaller üretir. Diğer çevresel kirlilikler, kimyasal içeren hava, su ve gıdalar oksidatif strese sebep olabilir ve kaçınılmaz sonuç önemli ölçüde hücre hasarıdır. Aynı şey aşırı egzersiz, x-ray ışınlardaki radyasyon ve solaryum veya güneşin ultraviyole ışınları için de söz konusudur. Yüksek seviyede stres hissi bile serbest radikal üretimini körükleyebilir. “NO’ya ‘evet’ de” planının hedefi serbest radikallerdir. Özelliklede onlar nitrik oksidi etkisiz hale getirmeden önce plan hedefe kilitlenmiştir bile.

Çöken ciltler için Mısır

mısır
: Besin değeri bilinen mısırdan, cilt çöküntülerine karşı çok iyi gelen reçeteler hazırlanır. Mısır maskesi, cilde canlılık, gençlik kazandırır. Ayrıca bu reçete sayesinde, varsa, yüzdeki hafif sivilceler de giderilir. Cilt reçetesi için bitkinin unundan faydalanılarak maske yapılır ve yüze uygulanır.
Uygulama: Mısır unu iki komposto kaşığı suyla bulamaç yapılır. Akşamları yüz temizlendikten sonra, mısır unu maskesi uygulanır. Maskenin gözlerden göz kenarlarından uzak tutulması gerekir. Maske, uygulandıktan 15 – 20 dakika sonra, kurumaya yüz tutarken ılık suyla çıkartılır. Yüz, daha sonra soğuk suyla iyice yıkanarak kurulanır, nemli kalmamasına özen gösterilir. Bundan sonra yüz maden suyu ile iyice ıslatılır. Maden suyu yerine portakal çiçeği suyu da kullanılabilir.

Prostata bağlı idrar yapma zorluğuna karşı: Kiraz sapı ve limon kürü

Kür’ü uygulamadan önce dikkat edilmesi gereken hususlar
kiraz
1- Sigara içmek, orta yaştan itibaren idrar tutmakta zorlanmayı ve damlatmayı tetikleyebilmektedir.
2- Rezidü, idrar kesesindeki idrarın bir seferde tamamen boşaltılmaması demektir. Yani, idrar yaptıktan sonra idrar kesesinde bir miktar daha idrarın kalması anlamına gelir ki, kısa bir süre sonra tekrar tuvalete gitme ihtiyacı hissedilir. Sebebi bilinmeyen veya yaşlılığa bağlı olarak gelişmekte, olan rezidüyel idrara karşı kurutulmuş -limon suyu kürü mükemmel bir yardımcıdır.
3- On iki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamaları kesinlikle uygun değildir.
4- Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı ( yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı .. ) içilmemelidir.
5- Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
6- Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.

Kür

Kaynamakta olan bir su bardağı klorsuz suya ( 150-200 ml ) 25-30 adet atınız. 5 dakika kısık ateşte ağzı kapalı olarak kaynattıktan sonra ılımaya bırakınız. Ilıyınca süzünüz, içine 3-4 damla limon damlatınız, karıştırınız ve içiniz. Bir hafta boyunca günde 1 kez kahvaltıdan veya öğle yemeğinde 1-2 saat sonra içiniz. Birinci haftadan sonra 3 hafta boyunca haftada 3-4 kez uygulayınız. Bu kür her defasında taze olarak hazırlanmalıdır ve bu kürü yılda birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Çöken ciltler için Kayısı

kayisi
Kayısı: Mükemmel bir meyve ve besin maddesi olan kayısıdan cilt çöküntülerine çok iyi gelen maske hazırlanabilir. Kayısı içinde bulunan besleyici maddeler, vitaminlerle mineraller sayesinde cilt için büyük faydalar sağlayan bir ev ilacı kaynağıdır. yüzün cildine, canlılık, renk, tazelik ve kuvvet kazandırır. Ayrıca, cilt yorgunluğunun belirtilerini giderir.
Uygulama: Mevsiminde, olgun, sağlam kayısı iyice ezilerek bir maske hazırlanır. Akşamları, yüz temizlendikten sonra kayısı maskesi bütün yüze uygulanır. Maske 10 – 15 dakika sonra, damıtılmış su veya gül suyu ile temizlenir. Maskenin kurumaya yüz tutarken çıkarılması gerekir. Bu bakımdan maskenin yüzde tutulma müddeti buna göre ayarlanır. Kışın kuru kayısıdan aynı şekilde faydalanılır. Kuru kayısı sıcak suda haşlandıktan sonra maske hazırlanır. Kuru veya taze kayısı maskesi hafta boyunca 2 – 3 defa uygulanır, yan etkileri yoktur.

Çöken ciltler için Gül

Gül
Gül: Ciltte çöküntüye karşı gül yapraklarıyla son derece faydalı, basit ve çok kolay bir reçete hazırlanır. Gül suyu reçetesinin yan tesirleri yoktur. Bu özelliği sayesinde, sık sık uygulanabilir. Gül suyu, cilde parlaklık, gençlik, tazelik ve kuvvet kazandırır.

Uygulama: Gül’ün renkli yapraklarından bir tutam ılık suda hafif şekilde haşlanır. Ilıkça gül suyu yüze, çeneye, göz kapaklarına sürülür, kendi halinde kurumaya bırakılır. Yan tesirleri bulunmadığı ve kolay olduğu için bu reçete sık sık uygulanır. Büyük ölçüde fayda sağlar.