Monthly Archives: Ağustos 2009
Lentigoya ( Yaşlılık lekelerine ) karşı: Soya fasulyesi kürü
Kür’ü uygulamadan önce dikkat edilmesi gereken hususlar

1- Yaşlılık lekeleri bazı durumlarda keratoza dönüşerek, pul pul ince bir tabakayla kaplanabilir. Yaşlılık lekelerinin aksine keratozlar zamanla cilt kanserine dönüşebilir. Bu nedenle dermatoloğa gidilmesi gerekir.
2- Güneş ışığından korunmak yaşlılık lekelerinin artışına karşı bir önlem oluşturur. Alkol ve tütün kullanımı yaşlılık lekelerinin artışında etkendirler.
3- Lentigolar ( Yaşlılık lekeleri ), fiziksel, kimyasal veya mekanik olarak uzaklaştırılabilmektedir. Böyle bir işlemin yapılabilmesi için bir uzman hekim tarafından mutlaka yaşlılık lekesinin melanom olmadığı teşhis edilmelidir.
4- On iki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamaları kesinlikle uygun değildir.
5- Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı ( yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı .. ) içilmemelidir.
6- Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
7- Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
Kür
Kaynamakta olan yaklaşık iki bardak klorsuz suyun içerisine 6 yemek kaşığı soya fasulyesi ilave ediniz. Kısık ateşte ağzı kapalı olarak en az 20 dakika kaynatınız. Kaynatma esnasında su çok azalırsa, bir miktar su ilave edebilirsiniz. Kullanılacak olan bir miktar bir kahve fincanı haşlama suyudur. 20 dakika sonuna doğru soya fasulyesinin haşlama suyunun bir miktar kırmızı renge dönüşmesi gerekir. Eğer henüz kırmızı renge dönüşmemişse biliniz ki yeteri kadar kaynatılmamış demektir. Hafif kırmızı renge dönüştükten sonra suyunu süzüp ayırınız. Ilıyınca yaşlılık lekeleri üzerine pamukla etki ettiriniz. Haşlama suyuyla ıslatılmış pamuğu, yaşlılık lekelerinin zerine kurudukça 3-4 kez etki ettiriniz. Her defasında taze olarak hazırlanması gerekir. Bu kürü haftada 3 kez bir ay boyunca uygulamak yeterli olacaktır.
Alo 184 hayat kurtaracak
Sağlık Bakanlığı ile Türk Telekom işbirliğiyle, istenen hastane ve hekimden telefonla randevu alınması sağlanacak

Sağlık Bakanlığı ile Türk Telekom işbirliğiyle, istenen hastane ve hekimden telefonla randevu alınmasını sağlayacak ‘Merkezi Hastane Randevu Sistemi’nin pilot uygulaması, Kayseri ve Erzurum’da başlayacak.
Sistem, Kayseri ve Erzurum’daki pilot uygulamanın ardından tüm Türkiye’de yaygınlaştırılacak. Pilot uygulamada Erzurum’a kurulacak çağrı merkezi, telefondan 184′ü tuşlayan vatandaşların randevu taleplerine, dijital ortamdaki tedavi olanaklarını kontrol ederek Kayseri ve Erzurum’daki hastanelerden randevu verecek.
Kayseri Sağlık İl Müdürü Dr. Kadir Çetinkara, protokol kapsamında Türk Telekom tarafından herhangi bir bedel talep edilmeden çağrı merkezi kurulacağını belirtti. Türkiye’de çağrı merkezi bulunan yüzlerce hastane olduğunu, ancak bu merkezlerin sadece ilgili hastane tarafından kullanıldığını anlatan Çetinkara, bir ildeki hastane aracılığıyla diğer ilin hastanesinden randevu alınamadığına dikkati çekti.
Kayseri ve Erzurum’daki pilot uygulaması başlayacak sistemle, hastanelerin tümünden randevu alınabilmesine imkan verileceğini ifade eden Çetinkara, protokol gereği çağrı merkezlerinde özel eğitim almış personelin istihdam edileceğini, bu sayede telefon başında uzun süre geçirilmeyeceğini söyledi. Çetinkara, çağrı merkezinde talepte bulunulan hastanede yoğunluk varsa farklı hastanelere yönlendirme yapılacağını, hekim seçme imkanı sunulacağını, rehberlik ve bilgilendirme hizmetlerinin verileceğini anlattı.
Çetinkara, şöyle dedi:
“Hastanede kayıt sırasında yaptıracağınız birçok işlemi de telefon başında hallederek hem sizin vatandaş olarak hem hastanedeki yöneticilerin işini kolaylaştıracak son derece çağdaş ve modern bir yaklaşım getirmiş oluyoruz. Özellikle vurgulamak isterim; geçmiş dönemde, daha ziyade SSK hastanelerinde var olan mekanik randevu sistemleriyle bugün başlatacağımız programla oluşacak sistemi asla birbirine karıştırmamak lazım. Bu mekanik sistemler geçmişte vatandaşın çile kapısıydı.”
Uygulama için Kayseri ve Erzurum’da yaklaşık 6-9 ay süren pilot çalışma dönemi olacağını anlatan Çetinkara, “Bu süre içinde sistemin nasıl işlediğini göreceğiz. Sistemi biraz daha rafine ederek mükemmel hale getireceğiz, daha sonra da tüm Türkiye’ye yaygınlaştıracağız” diye konuştu.
‘Merkezi Hastane Randevu Sistemi’nde bir çağrı merkezi ile bir randevu yazılımı olacağını belirten Çetinkara, “Hastalar yeni sistemle ’184′ü tuşlayarak Kayseri ve Erzurum’daki hastanelerden kolayca randevu alabilecek. Randevu sisteminde, hastaya hekim seçme olanağı verilecek. Bir sonraki aşamada ise vatandaşlardan hastaneye gitmeden önce bir “ön kayıt” alınacak. Hastaların hastane bilgi sistemine kaydının da gerçekleştirilmesinin ardından hastalar, kayıt için kuyruğa girmesine gerek kalmayacak. Avrupa ve ABD günümüzde çalışma hayatında iş gücünden azami düzeyde yararlanmak için önemli reformlar yapıyor. Türkiye’de bu sistem hastanelerde kaybolan işgücü zamanının kazandırılmasını sağlayacak.” diye konuştu.
Kaynak: Haberturk.com
Proteinin gücü
Bünyemizde Bulunan Nitrik Oksit (NO) Mucizesi ile Kalp Hastalıklarına Son Yazı Dizisi’nden (Dr. Louis J. İgnarro’nun Nobel tıp ödüllü programı)
Proteinle ilgili kısa bir tanıtım L-arginine gibi aminoasitlerin önemini daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. Protein pek çok gıdada da bulunan karmaşık bir organik maddedir. Vücut dokularının bakımında ve korunmasında, kasların oluşumunda, organların düzeninde, yaraların tedavisinde, pek çok fiziksel sürecin düzenlenmesinde, oksijenin ve besleyici gıdaların tüm vücuttaki hareketinde, enerji sağlamada çok ciddi roller üstlenir.
L-Arginine = NO
Gıdalardan ve destek ürünlerden alınan L-arginine kan dolaşımı içinde yolunu bulur ve tüm vücudu dolaşır. Damar çeperlerindeki düz kasları astarlayan endotelya hücrelerden içeri girdiğinde ise L-arginine’nin NO’ya dönüşmesini sağlayan enzimsel reaksiyonlar oluşur. Vücutta L-arginine seviyesi arttıkça, kardiyovasküler sağlık üzerinde olumlu etkisi olan NO üretimi de artmış olur.
Paha Biçilmez Dönüşüm Patikası:
L-Arginine ile L-Citrulline buluşması
L-arginine, L-citrulline ile sinerji oluşturduğunda NO çıkışı artar. L-arginine ve L-citrulline arasında eşsiz bir ilişki vardır. Pek çok yıldır, bilim adamların L-arginine’nin vücutta imal edilmediğine, gıdalardan ve destek ürünlerden alınması gerektiğine inanıyorlardı. Daha yakın zamanda bilim adamları vücutlarımızın, L-citrulline ile meydana gelen sinerjik etki neticesinde L-arginine üretebildiğini keşfettiler. Ve buna “L-citrulline/L-arginine dönüşüm patikası” dediler. Hücrelerde var olan L-arginine NO’ya dönüşür, süreç içerisinde yan ürün L-citrullineyi yaratır. Bu yan ürün olan vücudun ürettiği L-citrulline; yenen gıdalardan veya destekleyici yan ürünlerden alınan L-citrulline ile tekrar L-arginine üretir ve L-arginine daha sonra NO’ya dönüşür.
L-citrulline/L-arginine dönüşüm patikasının “turbo-şarj” etkisi NO üretimini önemli ölçüde artırır.
Destekleyici reçetenizde L-citrulline ve L-arginine’nin doğru bileşimlerde kullanılmasının önemini vurgulamakta yarar var. Piyasada NO üretimini artırıcı pek çok ilave destek paketleri bulunmaktadır. Ancak bunlar L-citrulline içermemektedirler. Eğer böyle bir paketi seçecek olursanız, NO terapisinden elde edeceğiniz faydayı göz ardı etmiş olacaksınız. Aldığınız ürünün etiketini iyi inceleyerek bir sonraki yayınlanacak yazılarda belirtilen içerik ve dozajlara uygun olduğundan emin olun.
İkna edici kanıtlar
L-arginine ve L-citrulline, kardiyovasküler sağlığınızı korumak ve iyileştirmek üzere NO’ya dönüşebilir mi? Devam eden araştırmalar bu soruyu olumlu cevaplandırmaktadır ve kanıtları da git gide ikna edici şekilde artmaktadır. Anekdot olarak bahsetmek gerekirse pek çok kişi Dr. Louis J. İgnarro’a, ilave L-arginine desteğinden sadece iki veya üç hafta sonra kan basınçlarında keskin düşüşlere şahit olduklarını belirten yazılar göndermektedir. Bazı durumlarda düşüş öyle çarpıcı ki, kan basıncını düşüren tıbbi ilaçların her zaman elde edemediği normal kan basıncı seviyesine ulaşılmış.
Dolaşımda L-Arginine
Hannover Tıp Okulu’nun bir başka çalışmasında, bilim adamları, L-arginine’nin bacak atardamarlarına giden damarların daralması şeklinde ifade edilen ve yürüyüş sırasında baldır kaslarında şiddetli ağrılarla kendini gösteren yüzeysel damar hastalıkları üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Araştırmacılar bu belirtilerden şikâyet eden 39 hastaya, iki günden birinde L-arginine (her birinde 8 gram), prostaglandin El (vazodilatör) veya üç haftalık nitrik oksit tedavisi uyguladılar. Kontrol grubu hastalarda hiçbir önemli değişiklik yokken L-arginine olan hastaların ağrısız yürüyebildikleri mesafede ilerleme gözlenmiştir.
L-arginine ayrıca bacakların diz kapağından yukarısında endothelial fonksiyonlarla damarların genişlemesini sağlamıştır. Araştırmacılar “NO oluşumunun ve endotheliumun, L-arginine tarafından yenilenmesinin, yüzeysel damar hastalıklarından şikâyet eden hastaların klinik belirtilerini tedavisinde L-arginine’nin etkin olduğu sonucuna varmıştır.”
L-arginine ile sağlanan en etkili düşüş;
L-arginine ile ilişkili olan NO seviyesinin artmasıyla damarların genişlemesine sebep olan diastolik (küçük) kan basıncında gözlenmiştir. Özellikle vücudumuzun diğer bir cephanesi olan antioksidanlarla sinerji oluşturduklarında NO potansiyeli için L-arginine ve L-citrulline Dr. Louis J. İgnarro’nun programının önemli iki kalemidir.
Karaciğer yetmezliğine karşı: Maydanoz kürü
Kür’ü uygulamadan önce dikkat edilmesi gereken hususlar

1- Ispanak-Maydanoz-Tere kürünün ( IMTK ) herhangi bir yan tesiri yoktur ve alınan ilaçlarla da etkileşmesi söz konusu değildir. Fiziksel performansta düşüş, konsantrasyonda azalma, sersemlik, sabah kalkıldığında uyuşukluk, aşırı kullanımdan dolayı toksisite, bağımlılık ve kürü bırakamama gibi endişe verici yan etkiler Ispanak-Maydanoz-Tere küründe söz konusu değildir. Ancak, bu kürü uygulamadan önce hekiminize danışınız ve önerilerinize uyunuz.
2- Hamile bayanların, hamileliklerinin ilk üç ayında maydanoz tüketirken ölçülü olmaları ve eğer düşük tehlikesi varsa, hamilelikleri boyunca maydanozdan uzak durmaları gerekir.
3- Mantar şikâyetleriniz varsa ve hekiminiz size bundan dolayı ilaç vermişse, bu süre zarfında maydanoz tüketimine ağırlık veriniz. Mantar tedavisine paralel olarak öğünlerinizde tüketeceğiniz maydanoz, mükemmel bir tedavi imkânı sağlamış olacaktır.
4- Düşük tansiyon şikâyetiniz varsa da maydanoz kürünü çok dikkatli bir şekilde uygulamalısınız. Çünkü maydanoz kürü tansiyon düşüklüğüne sebep olabilmektedir.
5- Kalsiyum eksikliği problemi ve osteoporoz rahatsızlığı olanların maydanozu ölçülü tüketmeleri gerekmektedir.
6- Maydanozun idrar söktürücü özelliği oldukça güçlüdür. Bu aynı zamanda vücuttan fazla su ve tuz atılması demektir. Eğer öğünlerinizde bol bol taze maydanoz tüketme alışkanlığınız varsa, bu alışkanlığınızda ölçülü olmanız gerekir. Çünkü maydanoz vücudun su ve tuz dengesini olumsuz etkileyebilmektedir.
7- İri ve geniş yapraklı, iri sapları ve dalları olan kocaman maydanozları ne kür amaçlı olarak ne de salatalarınızda kullanmayınız. Pazardan satın alacağınız maydanozların saplarıyla beraber boyları 20 cm. geçmemelidir. Yaprakları bol, yeşil ve küçük olmalı, gövde sapları ince olmalıdır. Kür için uygulayacağınız maydanozların aynı zamanda yapraklarının renk atmamış olmasına özen gösteriniz. Sararmaya yüz tutmuş olanlarını kesinlikle kullanmayınız. Satın aldığınız maydanozların körpe, taze ve diri olmalarına dikkat ediniz.
8- Hamile bayanların, hamileliklerinin ilk üç ayında bu kürü uygulamamaları gerekir. Hamile bayanların hamilelikleri boyunca hekimlerine danışmadan ilaç kullanmaları veya kendi başlarına bitkisel kür uygulamaları yanlıştır.
9- Karaciğer yağlanması tedavisi esnasında ceviz ve beyaz üzüm tüketimine ara vermek gerekmektedir.
10- On iki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamaları kesinlikle uygun değildir.
11- Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı ( yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı .. ) içilmemelidir.
12- Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
13- Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
Kür
Kullanacağınız tere ve maydanozun sararmamış olmasına dikkat ediniz. Sararmış olanları kullanmayınız. Kullanılacak olan bitkiler maydanoz, ıspanak ve tere otudur. Sabah; maydanoz-ıspanak, akşam ise ıspanak-tere otu karışımı kullanılır. Kısaca:
Sabah ( Maydanoz+Ispanak ) karışımı uygulanır.
Akşam ( Tere otu+Ispanak ) karışımı uygulanır.
Saplarıyla birlikte, 5-6 yaprak ıspanak ve 10-12 tane maydanoz kaynamakta olan 2 su bardağı klorsuz suya atılır ve ağzı kapalı olarak kısık ateşte 3 dakika yavaş yavaş haşlanır. Soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra 1 su bardağı içilir. Her sabah taze olarak hazırlanır. Aynı günün akşamında ıspanakla tere karışımı hazırlanır. Kaynamakta olan 2 su bardağı klorsuz suyun içerisine 5-6 adet saplarıyla birlikte ıspanak ve 9-10 tane tere (saplarıyla beraber) atılır ve ağzı kapalı olarak kısık ateşte 3 dakika haşlanır. Ilıdıktan sonra 1 su bardağı içilir. Sabah ve akşam için ayrı ayrı hazırlanan bu karışımlar 1 hafta boyunca uygulanır. 1 hafta boyunca her gün uygulandıktan sonra 2. Haftada iki günde bir uygulanırken, 3. Haftada üç günde bir uygulanır. Bundan sonraki haftalarda, haftada bir olmak üzere 2 ay boyunca uygulanır ve kür tamamlanmış olur. İhtiyaca göre bu kür 6 ayda bir tekrarlanabilir. Her iki karışım da yemekten yarım saat önce veya yemekten en az bir saat önce içilir.
“No” üretimini artıran destekleyicilere “Evet”
Dr. Louis J. İgnarro’nun üç bölümlü “NO’ya ‘Evet’ de!” programında sizlere tüketmenizi önereceği destekleyiciler;
* L-arginine, amino asit denilen doğal olarak üretilen protein bloğudur. L-arginine kan dolaşımını kolaylaştırır ve endotelya hücrelerin aktivitesini düzenler çünkü vücutta NO’ya dönüşmektedir. Kırmızı et, balık, tavuk, fasulye, soya, fındık gibi bazı gıdaların içinde L-arginine bulunmasına rağmen, sadece öğünlerinizde yediğiniz yemekle yeterli miktarda L-arginine alamazsınız; çünkü çok fazla yemeniz gerekir. Dolayısıyla Dr. Louis J. İgnarro’nun önerisi her gün L-arginine desteği almanızdır.
* İkinci bir amino asit olan L-citrulline de L-arginine’e benzer ve protein bakımından zengin olan gıdalarda ve ayrıca kavunda bulunur. L-citrulline vücudunuzda L-arginine’e dönüşür. Dolayısıyla Dr. Louis J. İgnarro’nun diğer önerisi her gün L-citrulline desteği almanızdır.
* Vücutta antioksidan olarak bulunan, C, E vitaminleri ve folik asit gibi belirli kilit vitaminler NO üretiminizi korur. Bu vitaminler, ileri safhasına oksidasyon denilen, NO’yu etkisiz hale getiren, vücuttaki varlığını azaltan ve endotelya hücrelere zarar veren bazı hastalıklarla savaşır. Antioksidan desteği almak fark yaratabilir. Dr. Louis J. İgnarro’nun belirttiği dozajlarda alındığında oksitlenme sürecini bloke edecek, endoteliya tabakanın iyileşmesini destekleyecek ve vücudunuzun ürettiği nitrik oksidi koruyacaktır.
* Antioksidanların diğer bir önemli doğal kaynağı Alfa lipoik asittir. Bu destekleyici vücutta üretilir ve öncelikli rolü hücresel enerji üretimidir. Alışılmadık şekilde çok sayıda olan ve hücrelere zarar veren yan ürünlerin (serbest radikallerin) uzaklaştırılmasına yardım ederken aşırı bir alfa liposit asit gereksinimi duyulmaz.
Yarım saat içinde kan basıncını düşürür!
Almanya’daki Hannover Tıp Okulu’nda on sağlıklı erkeğe L-arginine verildi, (otuz dakika bir kontrolle, 30 gramlık dozaj) Hastalar, hem diastolik ve sistolik olmak üzere her iki kan basıncının da düştüğünü, hem de plak yığılmasında %33 azalma olduğunu tecrübe ettiler. Ayrıca idrarda ölçülen NO seviyelerinde de artış gözlenmiştir. (N03-NO’nun bir çeşit türevi L-arginine katılımı takiben % 65 artmıştır.)






