Monthly Archives: Ağustos 2009

Erkekler için andropozu tanımak önemli

andropoz
Bütün kadın dergilerinde, üzerine yazılar görürsünüz. Tüm dünya, menopozu kabul ediyor, ama erkeklerin hayatında büyük farklılıklar yaratan , hâlâ yok sayılmakta. Erkekler, ileri yaşlarda, seks hayatında farklılaşma, kas yapısında güçsüzlük, hafıza kusurları, prostat sorunları, kemiklerde kırılganlaşma, sebepsiz kilo artışı, yorgunluk hissi ve depresif ruh hali gibi durumlarla karşı karşıya kalıyorlar. Oysa erkeklere yönelik yayımlar, her yaştaki erkek için hâlâ arabalar, hobiler, güzel kadınlar ve bilgisayar oyunlarından bahsediyor. Bu nedenle, erkeklerin kendi yaşamlarıyla ilgili değişiklikler hakkında daha aktif olarak bilgi toplamaları, bedensel ve psikolojik olarak yaşayacakları değişimlere hazırlanmaları önemli.

Erkek bedeninde oluşan değişikliklerin, testosteron seviyelerine paralel olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Testosteron seviyelerindeki ilk değişiklikler, 40′lı yaşlarda görülür. Bu yaşlarda, hormonal dengesizlikler fark edilir. Belli bir yaştan sonra testosteron seviyeleri düştüğü gibi yıllar geçtikçe testosteron, kendisini taşıyan protein maddesinden ayrılmakta da zorlanır. Bir erkeğin yaşamının değişik devrelerindeki, testosteron seviyesini karşılaştırabilmek açısından, 20 yaşında 9 nanogram olan hormonun, 40-50 yaş arasında 6 nanograma düştüğünü belirtmek yeterlidir. 90 yaşında ise bu sayı, 3′e düşer.

Erkeklerde bulunan kadın hormonu estradiol artmaya başladığında, testosteron eksikliği daha büyük bir problem haline gelir. İşte andropozu meydana getiren de bu kombinasyondur. Gerçekte bu hormonal değişiklikler, 65 yaş sonrası erkeklerin neden 40 yaşındaki oğullarından çok eşlerine benzediklerini açıklamaya yeter.

Kadınlar için iyi hazırlanılması gereken bir dönem: Menopoz

menopoz, kadınların düzenli âdet kanamalarının ortadan kalktığı bir dönemdir ve genellikle kişinin yaşam süresinin üçte birini kapsar. 45-55 yaşları civarında dönemine girildiğinin önceden bilinmesi, bedende oluşacak değişimlerin öğrenilmesi, kadınların psikolojik olarak bu yeni evreye hazırlanmasına fırsat verir. Kadınlık hormonu olan östrojenin azalması, hayatı derinden etkileyen değişimlerin sebebidir. Bu dönemde ateş basması, terleme, çarpıntı, depresyon, unutkanlık, çabuk sinirlenme, uyku bozuklukları, kemik erimesi (), damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi ve kalp rahatsızlıkları, cinsel organın elastikiyetini kaybetmesi, yüzde kırışıklıklar ve idrar kaçırma gibi rahatsızlıklar görülür.

Modern tıp, artık hastalıklara karşı ilk adım olarak koruyucu ve önleyici tedavileri tavsiye etmektedir. Stresle mücadele, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, olabildiğince üretken bir yaşam sürme, kötü alışkanlıklardan uzak kalma, menopoz dönemine iyi hazırlanmakta kesin işe yarayan önerilerdir. Bedenimizi iyi hazırlamış olsak da, östrojenin azalmasından kaynaklanan bozuklukların ve eksikliklerin giderilmesinde, hormon tedavisi gündeme gelir. Bu etkili tedavi ağızdan tabletler, cilde yapıştırılan bantlar veya sürülen jeller ile yolla östrojen sağlar. Tabii ki bu tedavilere başlanmadan önce, jinekolojik muayene, tansiyon, kan ve idrar tetkikleri, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümleri, smear testleri gibi tüm testlerin ve analizlerin yapılması gereklidir. Ayrıca kalsiyum desteği bifosfonatlar, D vitamini, süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyum açısından zengin bir diyet uygulanması, düzenli egzersiz ve ultraviyole ışınlarından yeterince faydalanılması da büyük önem taşır.

Melatonin

melatonin
Melatonin, hormon sistemimizin gölgesinde gizlenen müthiş bir mekanizmadır. Üstlendiği rol, vücut enerjisinin üretimine ve kullanımına nezaret etmek ve vücudun dengesini korumak için diğer hormon seviyelerini ayarlamak şeklinde açıklanabilir. Melatonin, dolaylı olarak hareket eder, diğer hormonların salgılamasını azaltmak için kendi salgılama seviyesini düşürür.
Bazen, “Bu iş, benim biyolojik ritmime uygun değil” deriz. Kimileri sabah çok erken kalkmayı sever, genellikle yazarlar, sanatçılar ise gece üretmeyi… İşte, vücudun biyolojik saatini yöneten, melatonindir. Bunun yanında, sıcaklığın ritmini belirler, uyuma/uyanma enerjisine kumanda eder. Hücrenin her bölümüne girme yeteneğine sahip olan melatonin, serbest radikallere karşı etkili bir biçimde savaşır. Beyin hücrelerini savunur ve bedende stresle mücadele eder.
Bütün bu hormonlar, vücudun kimyası açısından gereklidir. Dengeyi sağlamak için hayatın anahtarı gibi davranırlar. Sadece bir hormonun yetersiz üretilmesi bile enerji kaybına yol açar, canlılığımızı tüketir. Bu nedenle, uygulanan hormon tedavisi, organizmanın zayıflıklarına göre dikkatle belirlendiğinde, eski uyumu yeniden yakalamamız için uygun ortam yaratılabilir. Böylece hızlı yaşlanmayı durdurup, vücuda eski kapasitesini kazandırabiliriz.

DHEA

DHEA
Bu hormon, hormonal salgılamada en bereketli olanıdır. Kanda diğer hormonlardan 20 kat daha fazla toplanır ve deride de daha fazla bulunur. Yağ oluşumuna izin verir ve bazı boyutlarda kas ve suyun yerini alır. Kötü kolesterol miktarını azaltır. Bizi kardiyovasküler hastalıklara karşı korur ve stresten kaynaklanan yüksek kan basıncına karşı etkili olur. eksikliğinde kuru, dökülen saçlar, kuru gözler, derinin kuruması, karında sarkma, selülit ve endişe hissi ile seste kısılma görülür.

Tiroit hormonu

troid_hormonu
Kalabalık ailelerde yaşayanlar bilirler, insanlar yaşlanmaya başladıkça anlatmak istedikleri, birisini bulmuşken paylaşmak istedikleri şeyler artar. Bir konuyu anlatmak için söze başlar, birdenbire savaş anılarını anlatıp duygulanırlar.

Bu hormon, kadın ve erkekte, ortalama 35 yaşından sonra azalmaya başlar. Yarattığı olumsuz etkiler, 60-70 yaşına doğru, daha açık ve belirgin bir biçimde fark edilir. Tiroit eksikliğinin sonucunda saçlarda kuruma, kırılma, yüzde şişkinlik, gözlerde cansızlaşma, göz kapaklarının altında ve dudaklarda şişme görülür. Bu tabloya, sabahları zor uyanma, yorgunluk hissi, depresyon ve giderek zayıflayan bir hafıza eşlik eder.

Bedende, tiroitle ilgili sorunları düzenlemek için, vücutta bu hormonun dönüştüğü T3 ve T4 hormonlarından oluşan bir kombinasyonla hormon tedavisi uygulanır. Böylece, hormon dengesizliğinden kaynaklanan kalp ve damar hastalıkları ile insomnia gibi uyku problemleri de ortadan kaldırılabilir.