Monthly Archives: Kasım 2009

L-arginine: Kötü etkileri olmayan çalışkan mucizeler

Bünyemizde Bulunan Nitrik Oksit (NO) Mucizesi ile Kalp Hastalıklarına Son Yazı Dizisi’nden (Dr. Louis J. İgnarro’nun Nobel tıp ödüllü programı)Eğer Dr. Louis J. İgnarro’nun önerdiği dozda almayı seçtiyseniz hiçbir yan etkiyle karşılaşmazsınız. oldukça güvenli bir amino asittir ve hiçbir zehirlenme endişesi taşımadan 4–6 gramlık dozda rahatlıkla alınabilir. Zaten daha yüksek seviyelerde ki dozlar da klinik anlamda ciddi ters etkiler doğurmamaktadır.

Bir çalışmada yüksek dozda L-arginine (günde 9 gram) sonrasında hastanın dudağında uçuk çıkmıştır, fakat aminoasit özelliği kaybolduktan sonra uçuk geçmiştir. Bu bağlamda hastalar arasında ve hatta bazı doktorlar arasında L-arginine’nin sivilcelere sebep olduğuna dair tartışmalar olmuştur. Bu eksik bilginin muhtemel sebebi uçukların virüs kopyalama sürecinde L-arginine bakımından zengin proteinlerin üretilmesidir. Bununla birlikte L-arginine’nin bu sürecin bir ürünü olması onun sivilce veya uçuklara sebep olduğu anlamına gelmez. Aslında L-arginine alımının bir sonucu olarak hastalarda sivilce, uçuk artışını ispatlayan bir çalışma bilinmemektedir. Bu olasılığı düşük olayda, L-arginine kullanımı kesildiğinde çıkan uçuk veya sivilceler bir hafta gibi bir süre içinde geçecektir.
Bunun dışında L-arginine ile ilişkilendirilen bir yan etki veya aksilik yoktur. Yine de herhangi bir destekleyici ilave ürün almadan önce bu konuyu doktorunuzla görüşmenizde fayda vardır çünkü doktorunuz sizin tıbbi geçmişinizi herkesten daha iyi bilir.
Yatmadan önce günde 1 kez: 200–100 mg

L-citrulline hedef dozu

Bir diyet desteği olarak L-citrulline hakkında yayınlanmış çok az bilgi bulunmaktadır ancak Dr. Louis J. İgnarro bilim adamlarının, NO’nun, L-citrulline ve L-argınine tarafından direk olarak üretildiğini daha iyi özümsedikleri ve üzerinde çalıştıkları taktirde daha fazla bilgiye ulaşılacağını düşünmektedir. L-citrulline’nin sinerjik etki yaratmak üzere L-arginine ile birleştiğini hatırlarsınız işte bu noktada destekleyici programınızın L-citrulline de içermesi sizin için önemli olmalıdır. Dr. Louis J. İgnarro’nun önerdiği günlük L-citrulline destek dozu ise şöyle;

L-citrulline destek dozu

L-citrulline destek ürünlere ulaşmak eskiden beri hep zor olmuştur ancak son zamanlarda L-citrulline tablet ya da tozların bulunduğu yerlere internetten ulaşılabilmektedir üstelik sayıları git gide artmaktadır. Unutmayın eğer destek paketiniz L-citrulline içermiyorsa “NO’ya ‘evet’ de” programından tam fayda sağlayamazsınız.

Mucizevî olay

Joanne ve Terry, yeni doğan kızlarının hayatını tehlikeye sokan, yeni doğanların akciğer hipertansiyonu (PPHN) denilen solunum düzensizliği hastalığını taşıdığını öğrenirler. Doktorları, onlara durumun ciddi sorunlar yaratabileceğini ancak bu durumun yeni doğan Bebeklerde, kendi başlarına nefes alamama ile başladığını belirtir ve normalde doğumda bebeğin nefes almaya başladığı ilk beş dakikaya tepki olarak bebeğin akciğer damarlarının gevşediği dolayısıyla kan dolaşımının kolaylaştığı ve havanın karbondioksit olarak dışarı verildiğini anlatır. Onların bebeklerinin rahatsızlığında ise kardiyovasküler sistemin adaptasyonu sağlayamamış bunun neticesinde akciğerlerde yüksek kan basıncı oluşmuştur ve eğer tedavi edilemezse sistematik hasara hatta ölüme bile sebebiyet verebilecektir. Çift, bebekleri için ne yapılabileceğini sorduğunda doktorları gülümser ve der ki: “Eğer on yıl önce olsaydı, şu anda gülemiyor olurdum,1997′de olsaydı, şu anda gülemiyor olurdum, ama 1977′de March Of Dimes tarafından finans edilen iki çalışma sayesinde vücut tarafından damarları rahatlatmak üzere üretilen nitrik oksit gazı bulunmuştur ve PPHN ile doğan bebeklerin kan basıncının düşürülmesi ve durumun büyük ölçüde giderilmesi sağlanmıştır. Ek olarak nitrik oksit metodu riskli ameliyatları da gereksiz kılmaktadır.”

Örneklere dayanır

Bu ve benzeri hikâyeler çerçevesinde, bir bilim adamı olarak konuyla ilgili ihmal ve kusurlardan haberdarım. Neyse ki örnekler yol gösterici olmuştur. Eğer yüksek kan basıncı, artan kolesterol seviyeleri veya atherosclerosis, gibi sorunlarınız varsa L-citrulline tarafından oluşturulan L-arginine damarlarınızdaki endotheliumun düzelmesine ve NO üretiminin artmasına yardımcı olabilir ve kardiyovasküler sağlığınızı düzenler.

Çam

Sanayideki öneminin yanı sıra, hava temizliğindeki çok büyük rolü olan tıpta geniş bir uygulama alanına sahiptir. Pek çok çeşidi olan , evde yapılabilecek ilaçlar için de mükemmel bir ham maddedir.
Çamın taze sürgününden, katranından, fıstığından, katranından ve çırasından şifalı ilaçlar yapılır.
çam
Neye yarar ?

* Çam çırası kaynatılarak elde edilen su içilirse, mide üşütmesine iyi gelir.

* Çam fıstığının yağı içilirse, özellikle, göğüs ağrılarında şifa verir.

* Taze çam sürgünleri çay gibi pişirilerek, şekerli olarak içilirse balgamı söker.

* Çam Fıstığı, kuvvetli, kuvvet verici özelliği ile bir kuvvet ilacı gibi etkilidir.

* Öğütülmüş çam fıstığı ile yapılacak çorbalar, sinirliliği giderir. Özellikle, doğum sancıları sırasında bu çorbadan içen anne adaylarının sükûnete kavuştuğu bilinir.

* Çam katranı, diş ağrılarını dindirici özelliğe ve etkiye sahiptir. Ağrıyan dişin üstüne sürülerek yararlanılır.

Cincorof

Bolca nişastalı, şekerli bir bitkili olan cincorof küçük boylu bir bitkinin kökündeki yumrudur. Kahve renkli bir örtüsü vardır. Genellikle fındık kadardır. Tarlalarda yetişir, tarla sürülünce cincoroflarda ortaya çıkar.

Neye yarar?

* Nişastalı, şekerli bir bitki olduğu için, özellikle çocuklar tarafından bir meyve gibi yenir. Yemekten önce iyice temizlenir, kabukları soyulur.
* Suyu mide bulantılarına iyi gelir. Bulantıyı azaltıcı, giderici etkiye sahiptir.

“Domuz gribi bulaşıcı bir virüs”

İşte domuz gribi hakkında bilinmeyenler..
domuz_gripp
Dr. Ahmet Tanrıtanır, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ölümlere sebep olan domuz gribi hakkında vatandaşların duyarlı olması gerektiğini bildirdi.
Başhekimi Dr. Ahmet Tanrıtanır, yaptığı açıklamada, domuz gribinin Türkiye’de beklenenden daha fazla etkili olduğunu belirtti. Bir solunum hastalığı olan domuz gribinin, domuzdan insana ve insandan insana bulaşabildiğini kaydederek, “İnsandan insana; hapşırık, öksürük, hatta tokalaşma ve temas yoluyla bulaşabilen domuz gribine karşı doğal bağışıklığımız bulunmuyor. Hastalığa A tipi H1N1 adlı virüsün daha önce hiç görülmemiş bir türü yol açıyor. Bu tür, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor. Kuru öksürük, ani ateş, boğaz ağrısı, eklem ağrıları, üşüme, bitkinlik ve baş ağrısı hastalığın belirtilerini oluşturuyor. Bunların dışında, aşırı kusmaya ve ishale neden olabiliyor” dedi.

Domuz gribinin kuş gribinden farklı olduğuna dikkat çeken Dr. Tanrıtanır, “Kuş gribi virüsünün öldürücü etkisi çok yüksek. İki virüs bir araya gelip de insan virüsünün bulaşıcılığına ve kuş gribi virüsünün öldürücülüğüne sahip olsaydı o zaman gerçekten tam bir felaket senaryosu ortaya çıkardı. Ama bu olmadı. Çeşitli türlere ait virüsler eğer bir konakta bir araya gelirse, mesela insanda ya da domuzda, böyle bir risk oluşurdu. Ancak oluşmadı; o salgın atlatıldı. Domuz gribi diye adlandırılan bu salgında öyle bir risk yok, çünkü çok öldürücü bir virüs değil, sadece daha bulaşıcı bir virüs” diye konuştu.

Dr. Ahmet Tanrıtanır, domuz gribi virüsünün daha önce hiç görülmemiş bir biçimde hızla yayıldığını ifade ederek, şunları söyledi:

“Ne kadar önlem alırsak alalım bu hastalık yayılacaktır. Yani teorik olarak bütün toplumu etkileyebilir, böyle bir potansiyeli var. Çoğu kimse bu virüsle belki grip olacaktır, bunu tamamen önlemek imkansız. Çünkü hastalar izole edilse bile, belirtiler başlamadan önce hastalık bulaşmaya başlıyor. Kişi, kuluçka süresinin sonrasında kendisinde henüz hastalık belirtilerinin olmadığı bir günlük sürede bunu bulaştırmaya başlıyor. Ancak bulaşmaya karşın kişisel korunma önlemlerini almak gerekiyor. Nasıl olsa bu hastalığa yakalanacağız deyip teslim olmak doğru değil. Görünüşe göre domuz gribi virüsü kalıcı bir virüs gibi gözüküyor. Yayılacak ve mevsimsel grip haline gelecektir. Uzmanlara göre, bu yıl bu gribi geçirip bağışıklık kazananlar seneye korunacaktır. Bağışıklık yine işe yarayacaktır. Ayrıca aşılananlar olacak ve risk düşecektir. Bu yıl kimsede bağışıklık olmadığı için panik bundan kaynaklanıyor.”

Kaynak: Haberturk.com

Demanslının gevşemesi

Progressif Gevşeme Egzersizi

Progressif Gevşeme Nedir?
demanslı egzersiz
Progressif gevşeme tekniği stresi azaltmak ve stresle başa çıkmak için mükemmel bir başlangıçtır. Bu teknik, sizin kaslarınızdan ve gerginlikle gevşeme arasındaki farktan haberdar olmanızı sağlayacaktır.
Gerçek gevşeme, oturmak, ayakta durmak gibi farklı durumlarda kendinizi gevşek ve rahat hissetmenizdir. Bu durumlarda şüphesiz ihtiyaç duyulan kaslar gergin olacaktır. Ancak kendinizi kontrol ettiğinizde, çoğunlukla yaptığınız faaliyete katılmayan bazı kaslarınızın da gergin olduğunu göreceksiniz. Gereksiz yere en sık gerdiğimiz kaslar çene, karın, alın ve boyun kaslarıdır. Gereksiz gerginlikleri yaşayıp yaşamadığınızı kontrol etmek için araba kullanırken, otururken, birisini beklerken sık sık bedeninizi kontrol edin.

Temel progressif gevşeme basamakları:

* Başınızdan ayağınıza kadar her kas grubunu gerin, 5′e kadar sayın ve gevşetin. Eğer gerek varsa, germe ve serbest bırakma fazını çoğunlukla gergin olan kas gruplarında yoğunlaştırarak tekrarlayın.
* Her kas grubunu gevşettikten sonra, derin bir nefes alın ve bu nefesi yavaş yavaş bırakın.
* Kaslarınızı kendinizi rahatsız edecek veya bir krampa sebep olacak kadar aşırı germeyin.

İpuçları:

* Gevşemede başarının anahtarı uygulamadır. Tercihen iki, ancak mümkün olmazsa, günde en az bir kere uygulama yapmaya gayret edin.
* Çevrenize, bedeninizdeki ve kaslarınızdaki gerginliği kontrol etmenizi sağlayacak “Hatırlatıcılar” yerleştirin.

Progressif Gevşeme Egzersizi Nasıl Yapılır?

Oturur veya yatar durumda en rahat ettiğiniz sekili alın. Gözlerinizi kapatın. Ayak ayak üstüne atmayın. Zihninizi belirtilen kas grupları üzeninde toplayın. Rahat, sessiz, ağır ve derin bir nefes alın. Aşağıdaki cümleleri kendi kendinize sessiz olarak içinizden tekrarlayın.

* Sükûnet ve huzur içindeyim. Alın kaslarım rahat, yumuşak. Alın ve göz kaslarım yumuşak. Gözlerimi sıkıyorum…
Daha sıkı, daha sıkı… ve sonra yavaş yavaş gevşetiyorum… Derin bir nefes alıyorum… Tutuyorum… ve bırakıyorum… Alın kaslarım, göz kaslarım bütünüyle yumuşak, gevşek…

* Çenem rahat, kasları gevşek. Çene kaslarımı sıkıyorum… Sıkı… Daha sıkı… Sonra bırakıyorum… Çenemi yavaş yavaş gevşetiyorum… Derin bir nefes alıyorum… Tutuyorum… ve yavaşça bırakıyorum… Çenem sarkıyor, kasları yumuşak, gevşek…

* Ense kaslarım yumuşak, gevşek… Şimdi onları sıkıyorum… Daha sıkı… Daha sıkı… Sonra yavaş yavaş gevşetiyorum… Derin bir nefes alıyorum… Tutuyorum… ve bırakıyorum… Ense kaslarım da bütünüyle gevşiyor ve yumuşuyor…

* Alın kaslarım… Göz kaslarım… Çene kaslarım… Ense kaslarım yumuşak ve ağır… Sükûnet ve rahatlık içindeyim… Verdiğim her derin solukla birlikte gerginliğin bedenimden akıp gittiğini hissediyorum…

* Şimdi dikkatimi omuz kaslarıma çeviriyorum ve onları geriyorum… Omuz kaslarımla birlikte göğüs kaslarımı da geriyorum… Tutuyorum… Sonra yavaş yavaş gevşetiyorum… Derin bir nefes alıyorum… Bekliyorum… Ağır ağır bırakıyorum… Omuz kaslarım, göğüs kaslarım yumuşak ve rahat…

* Kol ve el kaslarım gevşek. Şimdi onları sıkıyorum… Daha sıkı… Daha sıkı… Sonra yavaşça gevşetiyorum… Derin bir nefes alıyorum… Tutuyorum… ve veriyorum… Rahatlığın kollarıma ve ellerime yayıldığını hissediyorum…

* Alın kaslarım… Göz kaslarım… Çene kaslarım… Boyun kaslarım gevşek ve rahat… Omuz, göğüs ve kol kaslarım da yumuşak ve gevşek… El kaslarım da bütünüyle gevşemiş durumda… Verdiğim her derin solukla birlikte bedenimden akıp giden gerginliği görür gibi oluyorum…

* Şimdi dikkatimi karın kaslarıma çeviriyorum… Nefesimi tutuyorum ve karın kaslarımı sıkıyorum… Daha sıkıyorum, sonra yavaş yavaş gevşetiyorum… Derin bir nefes alıyorum… Tutuyorum ve ağır ağır veriyorum… Şimdi karın kaslarım yumuşak… Rahat ve gevşek…

* Kalça kaslarım yumuşak… Şimdi onları sıkıyorum… Sıkıyorum… Tutuyorum… Sonra ağır ağır bırakıyorum… Derin bir nefes alıyorum… Duruyorum ve veriyorum… Kalça kaslarımın yumuşak ve rahat olduğunu hissediyorum…

* Şimdi dikkatimi bacağımın üst ve alt bölümündeki kaslara çeviriyorum. Bunları geriyorum… Geriyorum… Tutuyorum, ayaklarımı yere doğru yaklaştırıyorum… Sonra kendime doğru kaldırıyorum… Gerginliği iyice hissediyorum ve yaşıyorum… Sonra yavaş yavaş bacak ve ayak kaslarımı gevşetiyorum… Derin bir nefes alıyorum… Duruyorum ve ağır ağır bırakıyorum… Kalça, bacak ve ayak kaslarım yumuşak… ve gevşek… Kendimi gevşemiş ve rahatlamış hissediyorum…

* Bedenimin bütün kasları yumuşak… Ağır ve gevşemiş durumda… Alın kaslarım gevşek… Göz kaslarım, çene kaslarım gevşek… Boyun ve omuz kaslarım yumuşak ve gevşek… Kol, göğüs, karın kaslarım da yumuşak ve gevşek… Kalça bacak ve ayak kaslarım da gevşemiş durumda…

* Bedenim bütünüyle gevşemiş durumda, sakinim ve huzur içindeyim… Kendimi rahat, yumuşak ve sükûnet içinde hissediyorum… Bütün bu duyguları, sükûneti… Huzuru… Rahatlığı gün boyu kendimle taşıyacağım… Derin bir nefes alıyorum… Geriniyorum ve yavaş yavaş gözlerimi açıyorum…