Monthly Archives: Ocak 2010
Devetabanı
Dilimli geniş yaprakları ve bunları tutan uzun sapları vardır. Çiçekleri yapraklarından önce açar. Çiçekleri Nisan’da, yapraklanır, Haziran ve Temmuz’da toplanır, özel bir fırında kurutulur. Çiçekleri, kurutulduktan sonra da güzel, sarı renklerini muhafaza eder. Nemli toprakta kolayca yetişir.
Neye yarar ?
15 gr Devetabanı çiçeği bir litre suda çay gibi haşlanıp günde birkaç çorba kaşığı içilirse göğsü yumuşatır, öksürüğü keser, nefes darlığını giderir. Göğüs nezlelerinde ve soğuk algınlığında şifalı bir ilaçtır. 50 gr kadar yaprağı bir litre suda yarım saat kaynatılır ve bundan günde üç, dört kahve fincanı içilirse idrarı söktürür, vücudu dinlendirir, sinirleri yatıştırır.
Nefes darlığı çeken insanlar bu bitkinin kurutulmuş yapraklarını sigara gibi büküp içerek akıntılarını giderirler.
Yağsız beslenme sağlıklı mıdır?
En azından, çocuklar söz konusu olduğunda bu düşünce her zaman doğru değil. Lincoln’daki Nebraska Üniversitesi’nden araştırmacılar, kısa süre önce, sıkı bir yağsız perhizin çocuklarda vitamin eksikliğine sebep olduğunu saptadılar. Judy Driskell’in ekibindeki beslenme uzmanları bir araştırmada, okul öncesi çağındaki çocukların üçte ikisinin E vitamini, üçte birinin de C vitamini için tavsiye edilen kan değerlerine ulaşamadığını gösterdiler. Araştırmacılar bu hayret verici sonuçları, bazı anne babaların yağsız beslenme tarzlarını çocuklarında da uygulamalarıyla açıklıyorlar.
Araştırmada, çocuklar henüz eksiklik belirtileri göstermiyorlardı ama kan değerleri, bunun ancak bir zaman meselesi olduğuna işaret ediyordu. Nebraska’lı uzmanlar, vitamin eksikliğinin tehlikelerinden korunmak için, sebze ve meyvelerin her türlü beslenme planına kolaylıkla eklenebileceğini söylüyorlar. Özellikle anne babalar sağlık konusunda bilinçliyse ki yağsız beslenme bunun bir göstergesi olsa gerek, sebze ve meyve tüketimine açık olmalılar. Ancak Kuzey Carolina’daki Duke Üniversitesi’nden Till Bravender bu araştırmaya biraz mesafeyle yaklaşıyor: “ABD’de çocuklarda en büyük sağlık sorunu, C vitamini eksikliği değil, Obezite.”
Pizza sağlıksız mıdır
Yavan bir hamur, üzerine birazcık bir şey hem de genellikle doğrudan konserveden sonra da üzerinde bolca peynirle fırına… Pizzanın sağlıklı olması mümkün değilmiş gibi görünüyor. Ama İtalyanların en sevdiği bu yemek bir tür her derde deva gıda maddesi olarak taçlandırılıyorsa, buna dair araştırmalar elbette pizza, makarna ve ortaklarının ülkesinden geliyordur.
Milanolu bilimciler, yaklaşık 1000 hastadan beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi topladılar. Bu hastaların 500′ü kalp krizi geçirmişti, diğer 500 başka sebeplerden hastanedeydi. Araştırma sonucunda, ara sıra pizza tüketiminde bile kalp krizi riski % 22 düşüyordu; hatta düzenli tüketimde bu oran % 38′di. Haftada iki seferden fazla pizza yiyenler kalp krizi geçirme riskini % 50 düşürüyordu.
Tıp âlemi, kalp hastalıklarının Avrupa’da düzensiz bir dağılım gösterdiğini uzun süredir biliyor. İskoçya’da 100.000 kişiden 300′ü her yıl kalp krizi geçirirken, Güney Fransa’da bu sayı yaklaşık 50. Bu bulgu, “Fransız paradoksu” olarak biliniyor, çünkü Fransızlar da kolesterol değeri yüksek ve yağlı besleniyorlar. Şimdi karşımıza bir de “İtalyan bilmecesi” çıktı.
Bu araştırma tıp dergilerinde hayret verici tepkilere yol açtı. Malaga Üniversitesi’nden Jorge Gomez Aracena bu sonucu “şaşırtıcı” bulmadı. Çünkü ne de olsa, pizzada İspanyol yemeği Gazpacho’daki gibi bol miktarda domates bulunduğunu, domatesin de yoğun miktarda likopen içerdiğini ifade etti. Likopenin ise antioksidan özellikleri bulunduğunu ve bu yüzden, kanıtlandığı üzere, kalp krizinden koruduğunu ekledi.
Diğer araştırmacılar, ne yendiğinden çok, yemeğin nasıl yendiğinin daha önemli olduğunu vurguladılar. Keyifli bir sofrada, neşeli bir öğünün sağlığımızı, birçok vitamin karışımı ya da az pişmiş gıdadan daha olumlu etkilediğini belirttiler. Keyifle yenen bir yemekte stres hormonlarının konsantrasyonunun daha düşük olduğunu eklediler. Yani araştırmacılara göre, yemeğin günlük hayatın içinde önemli bir yer tuttuğu Fransa ve İtalya’da, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarının daha kuzeyde yer alan bölgelere kıyasla ender görülmesi sürpriz değil.
Kaynak: http://www.vucutbilim.com/beslenme/makaleler/242.html
Kafa travmalarında hastanın uyuması önlenmeli midir?
Kafa travmalı kazalarda genellikle şöyle bir telaşlı tavsiye duyulur: Aman uyutmayın. Bu tavsiyenin arkasında, kaza geçiren kişinin bir kez uyuya kalırsa, komaya girebileceği ve bir daha uyanmayacağı korkusu yatar. Anlaşılan o ki, bu boş inanışın kaynağı, hastaların bayıldıktan sonra kısa süreliğine ayıldığı ve sonra tekrar komaya girip hayatını kaybettiği vakalar. Ancak bu kural değildir. 300′den fazla çocukla gerçekleştirilen araştırmalarda, baş yaralanmalarında, kişinin ayık tutulup tutulmamasının hastalığın seyri açısından önem taşımadığı görüldü. Hasta, kazadan sonra bayılırsa, bu kötü bir işarettir. Ama bu durumda önemli olan, hastanın ayık tutulup tutulmaması değil, tıbbi bakımdır.
Bademcikler faydasız olduğu için küçük çocuklarda bile alınsalar olur mu?
En azından onlarca yıldır böyle bir inanış vardı. Bademcikleri alınan çocuklar büyük zarara da uğramamış görünüyorlardı. Ancak bademcikler bağışıklık sisteminde gayet önemli bir rol oynar. Çünkü bunlarda çok sayıda koruyucu hücre üretilir. Bademcikler, yemek ve nefes borusunun girişindeki konumlarıyla, Waldeyer halkası adı verilen lenfatik dokuların bir parçasıdır ve bu dokular mikroorganizmaları nefes yollarından ve sindirim sisteminden uzak tutmaya yarar.






