Daily Archives: 28 Nis 2010

Yıllık check-up gizli hastalıkları ortaya çıkarır mı?

check-up30 yaş üstü birçok yetişkin için bu artık âdettendir: Yılda bir kez, “bütün vücudu şöyle bir çek etmek için” doktora gidilir. Herhangi bir şikâyet ya da bir gerekçe yoktur ve doktordan, her şeyin yolunda olduğuna dair bir rapor beklenir. Kan tahlilleri, kalp, akciğer ve böbreklerin kısa bir muayenesi; nasıl ki arabalar belirli aralıklarla araç muayenesinden geçirilip trafiğe çıkmasında bir sakınca olup olmadığına bakılır, da bir tür fiziksel trafik muayenesi işlevi görür ve sürdürdüğümüz hayat tarzımızın doğru olduğundan emin olmamızı sağlar. 1861′de yıllık doktor kontrolü ilk kez önerildi. 1920′lerde bu fikir yayıldı ve Amerikan Tıp Birliği 1923′te “görünürde sağlıklı bütün yetişkinlerde” bu kontrolün yapılmasını önerdi.

Ancak 1970′lerin sonlarından beri check-up eleştirilmeye başlandı. En önemli eleştiri şuydu: Bu testlerle hatalı bir güvence veriliyordu. Check-up karşıtları, bu genel kontrolde gerçekten var olan tıbbi sorunların saptanamadığını, kontrolün fazlasıyla yüzeysel olduğunu ve kontrollerde belirli hastalıkların hedef alınıp incelenmediğini savundular. 1979′da Kanada Tabipler Birliği, yıllık sağlık kontrolünü faydasız ilan eden ilk kurum oldu. ABD ve diğer ülkelerin tıp uzmanları birlikleri bunu izledi. Böylece bilimsel açıdan artık şundan emin olunabilir: Görünürde sağlıklı insanlarda, genel sağlık kontrolü tıbbi açıdan gereksiz ve bu yüzden kaldırılmalı. İlk şikâyetler ortaya çıkar çıkmaz gerçekleştirilen ve belirli hastalıkları hedef alan bir anamnez, muayene ve teşhis daha doğru. Çünkü tıbbi test yöntemlerinin çerçevesi (rutin kan değerleri, EKG, kalp ve akciğerlerin dinlenmesi, belirli organların elle muayenesi ve bazen de batındaki organların ultrasonla muayenesi), hastalıkların çoğunu oluşum evresinde yakalamak için fazlasıyla yüzeysel.

Check-up’ın önemine güven yine de neredeyse hiç sarsılmadı. 2002′de, Denverlı doktorlar, yetişkinlerin yıllık sağlık kontrolünden bir beklentileri olup olmadığını araştırdılar. California’da San Diego, Boston ve Denver’da sorular yöneltilen
1200 kişinin % 66′sı, ortaya çıkan şikâyetlerde aile hekiminden aldıkları tedavilerin yanı sıra yıllık rutin bir muayeneyi gerekli buluyordu. Ancak soru yöneltilen kişilerin rutin kontrole inancı, muayeneleri kendi ceplerinden ödemeleri gerektiği durumda, % 33′e düşüyordu. Check-up’tan beklentiler gayet açıktı: % 90′ın beklentisi, doktorun beslenme, fiziksel aktivite, alkol ve sigara alışkanlıkları hakkında fikir bildirmesiydi.% 60, doktorla konuşmada cinsel hayat ve arabada emniyet kemerinin kullanımı hakkında da açıklamalar getirilmesi gerektiğini düşünüyordu. Araştırmaya katılanların % 90′ı fiziksel muayenede, tansiyon, kalp, akciğer, karın, refleksler ve prostat muayenesi yapılması gerektiği fikrindeydi % 80′den az bir oran da işitme ve görme gücünün kontrolünü istiyordu. Ayrıca, rahim ağzı kanseri için pap smear testi (% 75), mamografi (% 71), kolesterol değerleri (% 65), prostat spesifik antijen (% 65), kan şekeri (% 41), idrar (% 40), dışkı­da gizli kan (% 39) ve akciğer röntgeni gibi muayenelerin yapılması arzu ediliyordu.

Konunun uzmanı olmayanların bu beklentisi şaşırtıcı değil. Çünkü farklı araştırmalardan sonra, olumlu tıbbi bilgilerin uygulamaya geçmesi ve halka yayılması ortalama 17 yıl sürüyor. Olumsuz sonuçlarda yani bu durumdaki gibi, bir şey etkisiz ya da faydasız olduğunda- belli ki bu süre daha da uzuyor. Ama doktorların yıllık sağlık kontrolünün faydalı ve an­lamlı olduğuna hâlâ inanmaları şaşırtıcı. 2005 yazında Denver’daki çalışma grubu (2002 yılındaki araştırmayı yürüten ekip), aile hekimleri ve pratisyen hekimlerle gerçekleştirilen bir incelemeyi yayımladı. Yayımlanan verilere göre, doktorların % 65′i yıllık tıbbi muayeneyi gerekli buluyordu. Araştırmaya katılan doktorların % 88′i bu muayeneyi kendileri gerçekleştiriyordu ve % 55′i uzman kuruluşlarının, düzenli sağlık kontrolünü kaldırma yönündeki tavsiyelerine katılmadıklarını bildiriyorlardı. Doktorlar bu kontrolü, sadece doktor ve hasta arasındaki ilişkiyi güçlendirdiği ve doktorlara gelir sağladığı için değil, bu testlerle bilimsel verilerin aksine hastalıklar erken safhada ortaya çıkarılabildiği için savunuyorlardı.

Birçok doktorun rutin muayeneleri savunmasında, maddi nedenler de rol oynasa gerek. Ancak rutin kontrolü savunan doktorların sayısının bu derece fazla olmasını, Washington’lu iki tıp uzmanı bir meslek dergisinde farklı olası sebeplerle açıkladılar. Patrick O’Malley ve Philpp Greenland’e göre, doktorlar ve hastaların bu muayeneleri tasvip etmelerinin ardında, büyük olasılıkla başka bir sebep vardı örneğin daha güçlü bir doktor-hasta ilişkisi. Doktorlar, normal randevularda bu ilişkiyi kurmak için mevcut zamanın giderek azaldığını, bu randevularda kişisel ilişkinin önemine çok az değer verildiğini ifade ettiler. Dolayısıyla, yıllık rutin muayeneler kaldırılmamalı, ama farklı adlandırılmalıydı. O’Malley ve Greenland “check-up” yerine, “yıllık sağlık ziyareti”ni öneriyorlar.