Monthly Archives: Mayıs 2010

Ciltte oluşan kırışıklıklar için Çilek

: Bilinen değerlerinin yanı sıra çilekten, yüz ve alındaki kırışıklara, kırışmalara, derin çizgilere ve cilt katlanmalarına karşı çok iyi gelen ev reçeteleri yapılır. Ancak, içinde bulunan çok tesirli maddeler bakımından çilek alerjiye sebep olabilen meyvelerin en başında gelir. Böyle bir hassasiyet yoksa çilek suyundan cilt güzelliği için kolaylıkla ve rahatlıkla faydalanılır.

Uygulama : Bir miktar olgun, sağlam çilek iyece yıkanır, süzülür. Çilekler sıkılarak suyu çıkarılır. Bir kısım çilek suyuna, üç kısım çiğ süt karıştırılır. Akşam önce yüz iyice temizlenir, silinir. Çilekli sütlü su yüze bol bol sürülür. 10-15 dakika beklenilir. Bundan sonra yüz, soğuk sabunlu suyla yıkanır.

Ciltte oluşan kırışıklıklar için Armut

Armut : Pek çok çeşidiyle sevilen ve aranan meyveler arasında bulunan armuttan cilt için mükemmel ev reçetesi hazırlanabilir. Kırışıklıklara, buruşuklara çok iyi gelen armut maskesi, bir zaman uygulanırsa, beklenen faydalar elde edilir. Maske kolayca hazırlanabilir.

Uygulama : İki tane olgun, sağlam armut iyice yıkanır, ezilir ve maske hazırlanır. Akşam, yüz iyice temizlenir, armut maskesi uygulanır. Maske yüzde 20 – 25 dakika tutulur. Maske, soğuk suyla çıkarılır. Bu ev reçetesi cilde parlaklık kazandırır, kırışıklara, buruşuklara karşı çok iyi gelir. Ayrıca, cilde sağlıklı, renkli bir güzellik kazandırır.

Kırışıksız yüz, kelimesiz kitaba benzer…

Ünlü Güzellik Uzmanı ’in “ kelimesiz kitaba benzer” demesine rağmen hanımlar hep çizgilerden uzak bir çehrenin hayali içindeler. Bunun için üç önemli noktaya dikkat edilmesi gerekiyor.
15 veya 25, yaşlar ne olursa olsun rüzgar, güneş ve ani ısı değişiklikleri kadınların kesinlikle kendilerini korumaları gereken üç ana unsur olarak ortaya çıkıyor.

Kırışıksız, düzgün bir cilde sahip olmak için kişilerin alacakları önlemler çok küçük yaşlardan itibaren başlıyor.
“Rüzgar, soğuk ve yağışlı havalar özellikle hassas olan yüz cildinde önemli derecede tahribat yapabilir. Rüzgar ve soğuğa karşı cilt üzerinde yüzeysel damarlar bir çeşit fizyolojik savunma yapmak için daralırlar. Zararların hareket noktası buradan başlamaktadır. Daralan kan damarları doku ve organlara besin ve yararlı biyo organik elemanların daha az ulaşmasına neden olur. Böylece normal düzeni bozulan cildin parlaklığı kaybolacak dış etkenlere karşı hassaslaşacak ince kepekli bir görünüm alarak çatlaklar ve kolaylıkla oluşacaktır.”

İnsan vücudunda yüz cildi en hassas bölge olarak tanımlanır. Ayrıca göz kenarları en erken kırışan bölge olarak ortaya çıkarken, alın, dudak kenarları, boyun ve eller kırışıklıkta tehlikeli bölgeler olarak dikkat çekiyor. Özellikle göz kenarları ve eller kişinin en çok dikkat etmesi gereken ve gizlenmeyecek bölgesi olarak belirleniyor.

HAVUÇ… HAVUÇ… HAVUÇ…

Güneş, cilt güzelliğinde özellikle göz çevresinde tahrip edici bir rol oynar. Araştırmacılar İsrail’deki Kibutzlarda çalışan 1415 yaşları arasındaki genç kızlarda göz kenarlarında kalıcı “Kazayağı” tabir edilen göz kırışıklıklarından söz etmektedirler. Bu nedenle, yüz güneşten çok iyi korunmalıdır.

Özellikle 25 yaşından sonra kişiler ciltlerinin cinsini iyice tayin edip cilt bakımlarını buna göre yapmalıdırlar. Kuru ve hassas cildi olanların özellikle kış aylarında nemlendirici krem sürmeden dışarı çıkmamaları gerekir.
Cildin nemlendirilmesi her kişinin düşünmesi gereken bir olaydır. Bu nedenle günde sekiz bardak su içilmelidir.
Havuç, bol miktarda A vitamini içermesi ve cildin kendini yenilemesi bakımından önemli bir besindir. Daha sonra mısır ve yeşil yapraklı sebzeler cilt güzelliği için vazgeçilmeyecek gıdalardır.

Öneriler

* Günde 8 bardak su için.
* Özellikle kış günleri yüzünüzü kremlemeden sokağa çıkmayın.
* Anık bir ten sağlıklı bir görünüm verir. Ama cildinizdeki kırışıklıkları arttıracağını unutmayın.
* Havuç ve mısır cildiniz için vazgeçilmez gıdalardır.
* Alkollü içkiler sigara bütün hastalıkların olduğu gibi cildinizin de baş düşmanı.
* Cilde mümkün olduğu kadar sabun sürmeyin. Veya sabunla temizledikten sonra bolca kremlemeyi unutmayın.
* Cilt temizliği sadece sabunla olmamaktadır. En az 15 günde bir cildinize buharlı banyolar yapın. Bunlar papatya veya ıhlamur banyoları olmalıdır.
* Yatarken sırt üstü yatın. Cildinizin yastıkla kırışmasını önler.
* Konuşurken mimikler yapmadan kırıştırmadın konuşun.

Cilt kırışıkları

Genellikle kırışıklıklar cilt elastikiyetini kaybedince belirir. Kırışıklıklar hemen hemen her insanda aynı şekillerde meydana gelirler. Önce alında düşey ve yatay çizgiler belirir. Daha sonra denilen çizgiler göz çevresinde görülmeye başlar. Yıllar ilerledikçe çizgiler aşağı doğru inerek burun ve ağız çevresine yayılırlar. Zamanla dudaklarda ve gözkapaklarında da yer yer kırışıklıklar başlar.
Tabi ki cildin kırışması tamamen yaşla ilgili değildir. Çeşitli nedenleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

1. Isının çabuk değişmesi, rüzgar,güneş, soğuk ve sıcak hava cildi etkiler.
2. Yüz kaslarını gereksiz yere kullanmak. Göz kırpmak, tikler,
3. Aşırı ışıklı yerde oturmak, gezmek,
4. Gözlerini kısacak kadar kuvvetli ışıkta okumak,
5. Sık sık kilo kaybetmek, ileri yaşlarda çok zayıf olmak kırışıklıkları arttırır.
6. Kilolu olmak, cildin pürüzsüz ve gergin olmasını sağlar.
7. Dişlerin eksilmesi yüz kaslarının gevşemesine neden olur.
8. Aşırı sigara, alkol, kahve ve çay içmek.
9. Uykusuzluk ve dinlenememe, cildinize zararlı güzellik malzemesi kullanmak.
10. Cildi fazlası ile kurutan malzemeler kullanmak.

Sinirli olan kimselerin yüzü daha çabuk kırışır. Ancak kırışıklıkların önüne geçilebilir. Bunun için bazı noktalara harfiyen boyun eğmek gerekir.

1. Düzenli olarak göz kremi kullanın,
2. Düzenli olarak nemlendirici kullanın,
3. Cildinize haftada bir mayonez hazırlayarak sürün. On, on beş dakika beklettikten sonra ılık su ile yıkayarak çıkarın,
4. E vitamini kullanın. Bunu ya yutun ya da E vitamini kapsülünü kırıp ilacı göz kremine katıp doğrudan doğruya kırışıklıklara sürün.
5. Uykunun sağlıklı ve için gerekli olduğunu unutmayın.

Ciltteki kıllanmalara karşı ev reçeteleri

Genç kızların çocukluğa veda ettiği çağda vücutta büyük değişiklikler ve gelişmeler olduğu bilinir. Buluğ çağı denilen bu dönemde, bir çok genç kızda istenmeyen, sevimsiz belirtiler de ortaya çıkar. Bunlar, genel bir tanımlama ile “Anormal Kıllanma ” diye adlandırılır. yüzde olduğu gibi, kollarla bacaklarda da görülebilir. Hormon dengesizliğinin bir sonucu olan bu durum karşısında yapılacak ilk iş doktora başvurmaktır.

Tabiat, aynı sürprizi kadının gençliğe veda döneminde de tekrarlar. Genellikle 50 yaşından sonra adetten kesilen bazı kadınlarda da aşırı kıllanma ortaya çıkar. Doktorun tavsiyeleri daima ilk planda tutulmakla beraber, kadın vücudunun bu, davetsiz misafirlerden kurtarılabilmesi için, evde alınabilecek tedbirlerle, bulunabilecek çareler ve yapılabilecek bazı ev reçeteleri de vardır. Bu konudaki reçetelerin temel kuralını dengeli, yeterli, yerli yerinde bir beslenme düzeni teşkil eder.

Adaçayı : Pürüzsüz, güzel, canlı bir cilde sahip olunması bakımından son derece faydalı ev reçeteleri yapılabilen adaçayından aşırı kıllanmaya karşı da yararlanılır. Bunun için yapılacak iş,adaçayını bilinen çayın yerine koymaktır. Özellikle, adet gününden itibaren,15 – 20 gün boyunca bol bol adaçayı içmek büyük ölçüde fayda sağlar.

Beslenme : Aşırı kıllanmalarda beslenme tarzının, besin maddelerinin büyük rolü bulunur. Bu bakımdan yiyecek ve içeceklerin iyi seçilmesi gerekir. Genellikle, herkesçe sevilen ve bol bol kullanılan bazı sebze ve ıtırlı maddelerin aşırı kıllanma halinde, yemek listelerinden hiç eksiltilmemesi, geniş ölçüde fayda sağlar.

Çareler : Aşırı kıllanmaya karşı bazı çareler ve alınabilecek tedbirler faydalı sonuçlar sağlar. Bunların başlıcaları şunlardır :

Elektrikli iğne : Aşırı kıllar elektrikli iğnelerle yok edilebilir. Bu yolla kılların kökleri yakılır. Ancak, özellikle yüz cildinde bu tedavi tarzında çok dikkatli davranılması şarttır. Çünkü uygulama sırasında, kan damarlarının zarar görmesi tehlikesi vardır. Bu tehlike ve ihtimal dikkate alınarak, tedaviden önce doktorun fikrini ve tavsiyesini almak gerekir.

Jilet : Aşırı kıllanmadan şikayetçi bulunan kadın veya genç kızlar arasında pek çoğunun, çok yanlış bir tutumla, jilet kullandıkları bilinir. Bu, bir tedavi tarzı değildir. Bir kaç saat için kıllar ortadan kalksa bile, daha gür ve daha sık olarak yeniden belirir.

Oksijenli su : Aşırı kıllanmalara karşı bazı hallerde, oksijenli su faydalı olabilir. Umulan sonuç, ancak kıllar seyrekse elde edilebilir. Bunun için, bir kaç günde bir, oksijenli suya batırılmış bir parça pamukla kılların bulunduğu kısımlar bol bol ıslatılır ve silinir. Oksijenli su kılları yok etmezse de renklerini alabildiğine açarak, gözden ırak kalmalarına yardımcı olur.

Sakız : Aşırı kıllanmada, en çok başvurulan çarelerden birisi sakız kullanmaktır. Ağda haline getirilen sakızla kıllar alınır. Sakız, sıcak suya soğuk olarak uygulanır. Umulan faydanın sağlanabilmesi için, uygulamanın sabırla sürdürülmesi gerekir.