Botoks’un medikal kullanımı
1989 yılında, kontrol edilemeyen göz kırpma tedavisi için FDA tarafından onaylandığından bu yana botoks, pek çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor, bazı tıbbi tedavilerde, kendisinden önce çözümü olmayan sorunlara en etkili tedavi, olmayı başaran bu becerikli proteini tanımak, ilacın güvenilir medikal geçmişini ve tıp dünyasına katkısını görebilmek açısından önemlidir.
Clostridium botulinum bakterisinden üretilen saflaştırılmış bir protein olan botulinum toksini, bakterinin 1895′te tanımlanmasından beri, yani 110 yılı aşkın süredir araştırılmaktadır. Clostridium botulinum’un, A, B, C, D, E, F ve G diye adlandırılan yedi çeşidi içinde botulinum toksin tip A (botoks), oldukça saflaştırılmış, çok az miktarda botulinum toksini içeren tıbbi bir üründür. İlaç, aşırı aktif kas kasılmalarına neden olan sinir uyarılarını bloke ederek spesifik kas aktivitesini azaltmak üzere küçük enjeksiyonlar halinde uygulanır. İlk olarak 1950′lerde, botulinum toksinini kasa enjekte ederek, hedeflenen kasta geçici bir gevşeme olduğunu keşfeden araştırmacılar, sonraki 20 yıl içinde, ilk olarak maymunlara toksini uygulayıp, göz kaslarına enjekte edilen maddenin, bozuk göz hizalamasını düzeltebildiğini keşfettiler. Toksin, ilk olarak 1989 yılında kontrol edilemeyen göz kırpma tedavisinde kullanılmak üzere FDA (Amerikan ilaç ve Gıda Dairesi) onayını aldı. Şu anda, kendisinden önce tedavisi yapılamayan kimi hastalıklarda en etkili yöntem olmayı başaran botoks, tıpta sayısız hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Bilimsel ve medikal dergilerde botulinum toksin tip A hakkında 1 500′den fazla yayım yer aldığı düşünülürse, gelecekte ilacın farklı alanlarda da kullanılacağını tahmin etmek zor değil.
Botoksun temel işlevi, kas kasılmalarını tetikleyen aşırı sinir uyarılmalarını bloke ederek kas aktivitesini azaltmaktır. Enjeksiyonun etki si geçicidir. Hastaya ve tedavi edilen rahatsızlığa bağlı olarak bir aydan sekiz aya kadar geçen zamanda sinir-kas bağlantısı yeniden kurulur. Bu nedenle genellikle medikal kullanımda, olumlu etkinin yeniden hissedilebilmesi için tedavinin tekrarlanması gerekir.






