Çok şeker yiyen, şeker hastası olur mu?
Bir insan hergün bir çikolata yiyor, bir şişe kola içiyor bu yüzden şeker hastası olacaktır. Diyabet ve beslenme arasında bir bağlantı var, ancak bu ilişki bu kadar da basit değil. Çoğu insan hayatı boyunca düzenli olarak şekerli yiyecekler yiyip şeker hastası olmayabilir. Münih Ludwig-Maximilians Üniversitesi’nde endokrinoloji profesörü Martin Reincke, “Aşırı çikolata bağımlılığına rağmen şeker hastası olmayı başaramayan insanlar tanıyorum” diyor. Hormon uzmanına göre, “Bazıları düzenli olarak üç ya da dört paket çikolata yiyor.” Çünkü şeker hastalığı için belirleyici olan, bu lezzetli şeylerden ne kadar yediğimiz değil, bu beslenme şekliyle vücut ağırlığımızın nasıl geliştiği. Çok fazla tatlı şeyler yiyen ama yine de spor ya da diğer sebeplerden zayıf kalanların asla şeker hastası olmayacağına kesin gözüyle bakabiliriz, diye açıklıyor Reincke: “II. tip diyabetin belirleyici risk faktörü aşırı kilodur.”
Hatta “genç” şeker hastalığı, I. tip diyabet, beslenmeden tamamen bağımsız gelişir. Genellikle genetiktir ve sebebi bilinemeyen bir otoimmun hastalıktan kaynaklanır. Bu diyabet tipinde, bağışıklık sistemi vücudun kendi hücrelerine karşı koyar bu durumda bağışıklık sistemi pankreasta insülin üreten hücreleri yok eder. Ve böylece kanda insülin eksikliği yaşandığı için, şeker yeterince etkili bir şekilde hücrelere gönderilip orada işlenemez.
“Yetişkin” diyabeti olan II. tip, I. tipe kıyasla belirgin şekilde beslenmeyle bağlantılıdır. Ama o da büyük oranda genetiktir. Yatkınlığı olan kişi, aşırı kilo ve hareketsizlik nedeniyle en azından şeker hastalığına yakalanma olasılığını arttırır. Çünkü hareketsizlik ve fazla kilo nedeniyle hücreler zamanla insüline karşı duyarsızlaşır (bu duruma hücrelerin insülin direnci adı verilir); böylece şeker kanda sadece düşük oranda metabolize edilir ya da hiç metabolize edilemez.
Kilo vererek ve fiziksel aktiviteyi arttırarak, bu süreç başlangıçta geri bile döndürülebilir hastalar normal kilolarına yaklaştıklarında, hücreler tekrar insüline daha iyi tepki verir. Bel çevresi için şu değerler geçerlidir: Mezura erkeklerde 102 cm’nin üzerini, kadınlarda ise 88 cm’nin üzerini gösteriyorsa, tehlike çanları çalıyor demektir. Çünkü yağlanma bu düzeye ulaştığında, metabolik sendrom için daha yüksek bir risk vardır. “Ölümcül dörtlü” olarak da adlandırılan bu rahatsızlığa şunlar dahildir:
1) Aşırı kilo
2) Yüksek kan yağı değerleri
3) Yüksek diyabet yatkınlığı
4) Yüksek tansiyon
Bu semptom birlikteliğinden, kalp krizi ve inme gibi, kalp ve kan dolaşımı hastalıkları için belirgin şekilde yüksek risk doğar.






