Çok uyumak sağlıklı mıdır?
Napolyon haklı olsaydı, insanların çoğunluğu aptal olurdu. “Bir erkek dört saat, bir kadın beş saat ve bir budala altı saat uyur” dediği rivayet edilir Korsikalının. Kendisinin ise pek uykuya ihtiyaç duymadığını iddia ederdi. Ama aslında sahtekârlık yapıyordu, çünkü durmak dinlenmek bilmeyen Napolyon öğle uykularını gizliyordu ya da gündüz o kadar bitkin oluyordu ki, eğerinde otururken uyuya kalıyordu.
İnsanların çoğunun gece uykuları Napolyon’unkilerden fazla. Almanya’da yetişkinler ortalama yedi saat sekiz dakika uyuyorlar. Ortalama saat 23 civarı yatıyorlar ve sabah altı ile altı buçuk arası kalkıyorlar. Gece uykusu süresi açısından Avrupa ortalamasındalar. İngilizler ve İtalyanlar birkaç dakika daha az uyuyor, İspanyollar ve Portekizliler ise biraz daha fazla. “Bütün bildiklerimiz doğrultusunda, günde yaklaşık yedi saatlik ortalama uyku süresi son yıllarda pek değişmedi denebilir” diyor Regensburg’tan uyku araştırmacısı Jürgen Zulley.
İnsanın günde kaç saat uykuya ihtiyaç duyduğu, ne boyutta bir uyku eksikliğinin tehlike anlamına geldiği ve fazla uykunun da zararlı olup olmadığı konusunda uzmanlar hala hemfikir değiller. Aslında bu bilim alanının asıl sorusu henüz yanıtlanmış değil. Biz neden uyuyoruz ki? Uyku araştırmalarının öncüsü sayılan, Zürichli Alexander Borbely, bunun “her uyku uzmanı için utanç verici bir soru” olduğunu kabul ediyor. Çünkü birçok açıklama denemesi olduğunu ama hiçbir nihai cevap olmadığını ifade ediyor.
Yeterli uyku almamız için birçok iyi sebep var. “Az uyku insanı yaşlandırır ve sağlığı berbat eder” diyor Zulley. Çünkü vücudun gelişim ve tamirat işleri uykuda gerçekleşir. Örneğin büyüme hormonu derin uykuda salgılanır. Bu hormon çocukların boylarının uzamasını etkiler. Yetişkinlerde büyüme hormonu, hücrelerin onarılması ve yenilenmesi için önem taşır. Bağışıklık sistemi de uykuda yeniden yapılanır ve yeni görevler için savaşa hazırlanır. Böylece uyku sırasında interlökin 2 ve 6 vücudun enfeksiyonların bastırılması için daha yoğun salgıladığı maddeler değerleri yükselir.
Çok az uyku birçok metabolizma sürecinin değişmesine sebep olur. Örneğin yetersiz uyku nedeniyle şeker tüketimi etkilenir. Kronik uyku eksikliği yaşayan insanlarda bu yüzden daha sık diyabet gelişir. Ayrıca bu kişiler aşırı kilo almaya, yüksek tansiyona ve vücudun yüksek kortizol üretmesine yatkındır. Bunu kalp ve dolaşım hastalıkları takip eder. “Uyku yetersizliğinde kısa vadede psikolojik stres ağır bassa da, uzun vadede fiziksel sonuçlar çok ağırdır” diyor Zulley. Ama uzmanlar, az uyku ile yetersiz uyku arasındaki tehlikeli sınırı tam olarak belirleyemiyor. Elbette bu sınır kişiden kişiye de değişiyor. En azından deney farelerinden biliniyor ki, bunlar tamamen uykusuz bırakıldığında tamamen besinsiz bırakıldıkları zamanki kadar çabuk ölüyorlar. Uyku araştırmaları şimdiye dek uykusuzluğun sonuçlarını, vardiya usulü çalışmanın uyku ritminin bozulmasını etkilemesini ve uyku bozukluklarını konu aldı. Fazla uyuma olgusu buna kıyasla bilimsel açıdan pek o kadar detaylı incelenmedi. Oysa çok fazla uykunun da sağlığa zarar verdiğine dair birçok gösterge mevcut. Günde ortalama sekiz saatten fazla uyuyanlarda ölüm oranının ve hastalıklara yatkınlığın bariz şekilde yüksek olduğu artık tartışmalı bir konu değil. San Diego’da California Üniversitesi’nden Daniel Kripke ilginç bir benzetme kullanıyor: “Uyku da beslenme gibi daha azı daha makbuldür.” Yoğun fiziksel çalışmadan endüstri toplumlarında yoğunlukla masa-başı işlere geçişle, insanların hem kalori hem de uyku ihtiyacı son zamanlarda düştü. Muhtemelen az yiyen uzun yaşıyor ve az uyuyan da uzun yaşıyor.
Toplamda birkaç milyon kişiden alınan bilgilerden elde edilen epidemiyolojik bulgular, bariz şekilde uzun uyuyanların kendilerine iyilik etmedikleri düşüncesini destekliyor nitelikte görünüyor. Bu bulgulara göre, günde yedi buçuk saatten fazla uyuyan kadınlarda ölüm oranı günde üç buçuk ile dört saat arası uyuyanlardan bile daha yüksekti. Aynı şekilde, günlük uyku sekiz ya da dokuz saatten fazla sürüyorsa, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına ve diğer rahatsızlıklara daha sık rastlanıyordu.
Zulley için gerçi bu sonuçlar etkileyici, ama bunların nedenselliğinden hâlâ ikna olmuş değil: “Şimdiye dek yapılan araştırmalarda, insanların hasta oldukları için mi fazla uyudukları, yoksa fazla uyudukları için mi hastalandıkları açıkça
ayırt edilebilmiş değil.” Kripke de verilerini çekinerek sunuyor. Ama elde ettiği verilerden bir hesaplama yapmış. Buna göre, çok fazla uyumak, uzun uykuyla bağlantılı bütün hastalıklar ve ölüm vakaları hesaba katıldığında, ABD’de en sık görülen dördüncü ölüm sebebi.
Gözlemlenen bu durumun açıklaması için farklı yaklaşımlar var. Ömrümüzün son haftalarında ve aylarında uyku ihtiyacımız bariz şekilde artıyor. Yaşlı insanlarda uyku ihtiyacında hafif bir artış, onların önlerinde artık onlarca yıl değil ancak yıllar olduğunun işareti olabilir. Diğer bir açıklama modeli, insanların, uykuları sıklıkla uzun süreliğine bölündüğünde daha uzun süre yatakta kaldıklarından yola çıkıyor. Bölünen uyku da insanın sağlığının kötü olduğunun bir işareti.
Bir diğer unsur ise, özellikle fazla uyuyanların yaşadığı bitkinlik ve uyuşukluğun onların stres ve hastalıklara karşı direncini düşürmesi. Ayrıca fazla uyuyanlar çok uzun süre karanlıkta kalıyor ışığı sevmeyen insanların ölüm oranı da sabah erken kalkan insanlara kıyasla daha yüksek. Ama bir de kötü haber var: Fazla uyuyanlar sadece sağlıksız olmakla kalmıyor. Onların daha keyifli insanlar olduklarına ya da hayattan daha fazla zevk aldıklarına dair hiçbir kanıt da yok. Bunun ötesinde, fazla uyuyanların nüfusun geri kalanına kıyasla psikolojik hastalıklardan daha sık muzdarip olduklarına dair işaretler var.
Çok az uykunun, çok fazla uyku kadar sağlıksız olduğu henüz yaygınlaşmış bir bilgi değil belli ki. Az uyuyan insanlar daha etkin, çalışmaya daha hevesli ve başarılı sayılır. Fazla uyuyanlar ise ürkek, miskin ve ekmeğini taştan çıkarmaya daha az meyilli. Alman haberci Sabine Christiansen 4 Temmuz 2004′te “Almanya Çöküşün Eşiğinde uykuya dalıp geleceğimizi mi kaçırıyoruz?” konulu bir program sunmuştu. Programının başında seyircilerini ilginç bir itirafla şaşırttı: “Almanlar çok fazla uyuyor. Örneğin bir inek günde 3-4 saat uykuyla yetiniyor. Ben de.”






