<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı sayfalar</title>
	<atom:link href="http://www.sagliklisayfalar.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sagliklisayfalar.com</link>
	<description>Saglikli Sayfalar</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Mar 2010 16:13:10 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Aspirin gibi ağrı kesiciler kanserden korur mu?</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/aspirin-gibi-agri-kesiciler-kanserden-korur-mu.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/aspirin-gibi-agri-kesiciler-kanserden-korur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 16:13:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5339</guid>
		<description><![CDATA[Asetil salisilik asit (Aspirin) ve İbuprofen gibi ilaç etkin maddelerinin her şeye iyi geldiği düşünülür. Bu ilaçlar, örneğin ateş ve romatizmada faydalı olurlar, ağrıları ve iltihapları hafifletirler. Kanı sulandırıcı özellikleri nedeniyle kalp krizi ve inmeyi önlemede de kullanılırlar. Son zamanlarda, kalın bağırsak kanseri gibi kötü huylu tümörlere yakalanma riskini bile azaltabildikleri görüldü.
2005&#8242;te ABD&#8217;nin Ulusal Kanser [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Asetil salisilik asit (Aspirin) ve İbuprofen gibi ilaç etkin maddelerinin her şeye iyi geldiği düşünülür. Bu ilaçlar, örneğin ateş ve romatizmada faydalı olurlar, ağrıları ve iltihapları hafifletirler. Kanı sulandırıcı özellikleri nedeniyle kalp krizi ve inmeyi önlemede de kullanılırlar. Son zamanlarda, kalın bağırsak kanseri gibi kötü huylu tümörlere yakalanma riskini bile azaltabildikleri görüldü.</p>
<p>2005&#8242;te ABD&#8217;nin Ulusal Kanser Enstitüsü&#8217;nün dergisinde yayımlanan büyük bir araştırmanın sonuçları bu anlamda daha da şaşırtıcı. Los Angeles&#8217;taki Güney California Üniversitesi&#8217;nden kanser araştırmacısı Sarah Marshall&#8217;ın ekibi bu araştırmada, uzun yıllar ve düzenli şekilde asetil salisilik asit ve ibuprofen içeren ağrı kesici kullanımının yüksek meme kanseri riskiyle el ele gittiğini gösterdi. Aspirin, ASS ve Advil adlarıyla bilinen ve reçetesiz alınabilen bu ilaçlar bütün dünya genelinde ilaç endüstrisinin &#8220;bestseller&#8217;ları.</p>
<p>California’lı onkologlar, 40 bini düzenli olarak ağrı kesici kullanan 115 bin kadını incelediler. Doktorlar aslında bu araştırma sayesinde ağrı kesicilerin koruyucu etkisini daha da açık şekilde kanıtlayabilmeyi umuyordu. 1995&#8242;te, araştırmanın henüz başındayken, kadınlar sağlıklıydı. Altı senelik bir gözlem süresi içinde, 2001&#8242;e kadar neredeyse 2400 kadında meme kanseri teşhisi kondu. Düzenli olarak haftada bir kullanılan ağrı kesiciler yüksek kanser riskiyle bağlantılı değildi. Ama kadınlar her gün ve beş yılı aşkın bir süre boyunca ibuprofen kullanıyorlarsa, meme kanseri riski artıyordu. Buna karşın, beş yılı aşkın bir süre boyunca günlük aspirin kullanımında sadece bir meme kanseri alt grubuna yakalanma riski artıyordu; bu kanser alt grubunda tümörler östrojen reseptörleri geliştirmiyorlar. Kanser uzmanları meme kanseri riskinin artmasını hiç beklemiyorlardı. Basel&#8217;deki üniversite hastanesinden onkoloji profesörü Christoph Rochlitz, &#8220;Aslında tam tersi beklenirdi&#8221; diyor. Çünkü Aspirin gibi ilaçlar ve İbuprofen gibi etkin maddeler vücutta, prostaglandinlerin üretimi için gerekli olan siklooksijenaz enzimlerini bloke ediyorlar. Ağrı ve iltihaplarda prostaglandinler daha yoğun şekilde salgılanıyor. Siklooksijenazların yüksek konsantrasyonu damar yenilenmesini, östrojen sentezini ve hücre büyümesini hepsi meme kanseri oluşumuna katkıda bulunabilen süreçler hızlandırıyor. Ağrı kesiciler siklooksijenaz enzimlerini bloke ediyorsa, şimdiye dek geçerli görülen teoriye göre, bu şekilde kanser riski de düşmeliydi.</p>
<p>&#8220;Araştırma, ağrı kesicilerin açık bir zorunluluk yoksa uzun süre boyunca her gün alınmaması gerektiğini gösterdi&#8221; diyor onkoloji uzmanı Rochlitz. Aspirin ve İbuprofen&#8217;in nasıl kansere sebep olduğunun henüz bilinmediğini ifade ediyor. İki siklooksijenaz enziminden birinin spesifik yavaşlatıcısı olan Vioxx nedeniyle yaşanan skandaldan sonra bu ağrı kesiciler özellikle dikkatle takip ediliyor.</p>
<p>Anlaşılan o ki, ağrı kesicilerin tümörlere karşı koruma mı sağladığı yoksa tümörlerin oluşumuna katkıda mı bulunduğu kanser tipine bağlı. California&#8217;da yapılan araştırmada ağrı kesiciler 24 ilave meme kanseri vakasına sebep oldular. Ama ağrı kesicilerin ne kadar yaygın kullanıldığı hesaba katılırsa, bu veriler, toplum genelinde daha yüksek vaka sayıları anlamına gelecektir. Almanya&#8217;da her yıl 48.000 kadında yeni meme kanseri olgusu görülüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/aspirin-gibi-agri-kesiciler-kanserden-korur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç boyaları kansere sebep olur mu?</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/sac-boyalari-kansere-sebep-olur-mu.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/sac-boyalari-kansere-sebep-olur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 05:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saç ve Saç Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5336</guid>
		<description><![CDATA[Saç boyalarının kanser yapan maddeler içerdiğinden ve kötü huylu tümörlerin oluşumunu desteklediğinden hep şüphelenilir. Avrupa ve Kuzey Amerika&#8217;da kadınların üçte birinin (ve 40 yaş üstü erkeklerin de yüzde onunun) saçlarını boyadığı göz önünde bulundurulursa, bu boyalar toplum sağlığı açısından çok önemli bir konu.
İspanyol araştırmacılar saç boyaları hakkında mevcut literatürü değerlendirdiler ve on bir ülkeden 79 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saç boyalarının kanser yapan maddeler içerdiğinden ve kötü huylu tümörlerin oluşumunu desteklediğinden hep şüphelenilir. Avrupa ve Kuzey Amerika&#8217;da kadınların üçte birinin (ve 40 yaş üstü erkeklerin de yüzde onunun) saçlarını boyadığı göz önünde bulundurulursa, bu boyalar toplum sağlığı açısından çok önemli bir konu.</p>
<p>İspanyol araştırmacılar saç boyaları hakkında mevcut literatürü değerlendirdiler ve on bir ülkeden 79 araştırmayı bir araya getirdiler. Vardıkları sonuç, mesane ya da meme kanseri için herhangi bir risk olmadığı yolunda. Sadece bazı araştırmalarda, kan yapıcı sistemin kanseri lösemiler de bu gruba dahil ile saç boyaları arasında ufak bir ilişki olduğu gözlemlendi. Ama İspanyol araştırmacılar, bundan genel bir tehlike sonucu çıkarmak istemiyorlar. Ancak, iş hayatında saç boyalarıyla sürekli ve yüksek konsantrasyonda haşır neşir olanlar için ne gibi tehlikeler olduğunun araştırılması gerektiğini ifade ediyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/sac-boyalari-kansere-sebep-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi tipik bir erkek hastalığı mıdır?</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizi-tipik-bir-erkek-hastaligi-midir.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizi-tipik-bir-erkek-hastaligi-midir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 16:32:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5332</guid>
		<description><![CDATA[Kadınların da kalp krizi geçirdiği ve bu sebepten hayatlarını kaybedebilecekleri artık biliniyor. Ama kadınlarda kalp krizi yaşanma sıklığı hâlâ çok hafife alınıyor. Oysa Avrupa&#8217;da kalp rahatsızlıklarından ölen kadınların yüzdesi erkeklerden daha yüksektir. Kardiyovasküler hastalıklar kadınların yüzde 55&#8242;ini, ama erkeklerin sadece % 43&#8242;ünü öldürüyor. Buna rağmen kalp krizi hâlâ bir erkek hastalığı, hatta tipik bir erkek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların da kalp krizi geçirdiği ve bu sebepten hayatlarını kaybedebilecekleri artık biliniyor. Ama kadınlarda kalp krizi yaşanma sıklığı hâlâ çok hafife alınıyor. Oysa Avrupa&#8217;da kalp rahatsızlıklarından ölen kadınların yüzdesi erkeklerden daha yüksektir. Kardiyovasküler hastalıklar kadınların yüzde 55&#8242;ini, ama erkeklerin sadece % 43&#8242;ünü öldürüyor. Buna rağmen kalp krizi hâlâ bir erkek hastalığı, hatta tipik bir erkek hastalığı olarak görülüyor. Ama kadınlar da, kalp krizine kıyasla meme kanserinden daha fazla korkuyorlar. Oysa kalp ve kan dolaşımı sistemi rahatsızlıkları daha büyük bir tehlike. Kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarını konu alan büyük araştırmalarda, kadınlar katılımcıların hâlâ % 30&#8242;unu bile oluşturmuyorlar. Bilimsel araştırmalar, kadınlarda kalp krizinin tanısı ve tedavisindeki farklılıklara çok az odaklanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizi-tipik-bir-erkek-hastaligi-midir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda kalp krizini fark etmek daha mı kolaydır?</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/kadinlarda-kalp-krizini-fark-etmek-daha-mi-kolaydir.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/kadinlarda-kalp-krizini-fark-etmek-daha-mi-kolaydir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 06:16:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5329</guid>
		<description><![CDATA[Eğer kalp krizi tipik belirtiler gösteriyorsa, bu sorunun cevabı &#8220;evet&#8221;tir. Tipik semptomlar, göğüste daralma hissi, sol omuzda başlayan, sol kola ve çeneye kadar çıkabilen ağrıdır. Ancak bu kitabi belirtiler,sadece erkeklerde oldukça tipiktir (bkz.Kalp krizinde tipik belirti olarak göğüs ağrısı mı ortaya çıkar?). Kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de kalp krizi, ağır halsizlik, nefes darlığı ve bitkinlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer kalp krizi tipik belirtiler gösteriyorsa, bu sorunun cevabı &#8220;evet&#8221;tir. Tipik semptomlar, göğüste daralma hissi, sol omuzda başlayan, sol kola ve çeneye kadar çıkabilen ağrıdır. Ancak bu kitabi belirtiler,sadece erkeklerde oldukça tipiktir (bkz.Kalp krizinde tipik belirti olarak göğüs ağrısı mı ortaya çıkar?). Kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de kalp krizi, ağır halsizlik, nefes darlığı ve bitkinlik gibi belirtilerin arkasına saklanabilir. Daha önce yapılan araştırmalar, kalp krizinde kadınların sadece % 30&#8242;unda göğüs kafesinde tipik ağrıların ortaya çıktığını göstermiştir.</p>
<p>Londra&#8217;dan kardiyolog Ghada Mikhail bu yüzden kadınlarda kalp krizinin hafife alınmaması yolunda uyarıyor. Kalp krizinin öncesinde neredeyse her zaman gerçekleşen koroner kalp hastalığı kadınlarda, kalp krizi gibi, &#8220;yeterince fark edilmiyor, yeterince tedavi edilmiyor ve yeterince araştırılmıyor&#8221;. Kadınların kalp krizinde genellikle, sırt ağrıları, mide bulantısı ve halsizlik gibi, tipik olmayan belirtiler göstermeleri, bunun sebeplerinden sadece biri. Diğer nedenler, kadınların bu rahatsızlıklarda daha az doktora gitmeleri ve doktora başvursalar bile, daha az kapsamlı ve daha nadir olarak kateter gibi invaziv (girişimsel tetkik) yöntemlerle incelenmeleri.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/kadinlarda-kalp-krizini-fark-etmek-daha-mi-kolaydir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağrı kesiciler kalp krizini önler mi?</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/agri-kesiciler-kalp-krizini-onler-mi.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/agri-kesiciler-kalp-krizini-onler-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 15:06:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı kesici kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı kesiciler kalp krizini önler mi?]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı kesiciler neye yarar]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi ilaç kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizini önlemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5326</guid>
		<description><![CDATA[Vioxx skandalından beri ağrı kesici ilaçlara bakış tamamen değişti. İbuprofen ve Diclofenak gibi yaygın ağrı kesicilerin kalp krizi riskini açık şekilde arttırabildikleri anlaşıldı. Şimdi­ye kadar gerçekleştirilen bu türden en büyük araştırmada, Nottingham&#8217;dan iki ingiliz epidemiyolog kalp krizi geçirmiş 9200 hastayı incelediler, bu hastaları araştırmaya katılan ve kalp krizi geçirmemiş 86 bin kişiyle karşılaştırdılar. 2005 yazında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vioxx skandalından beri ağrı kesici ilaçlara bakış tamamen değişti. İbuprofen ve Diclofenak gibi yaygın ağrı kesicilerin kalp krizi riskini açık şekilde arttırabildikleri anlaşıldı. Şimdi­ye kadar gerçekleştirilen bu türden en büyük araştırmada, Nottingham&#8217;dan iki ingiliz epidemiyolog kalp krizi geçirmiş 9200 hastayı incelediler, bu hastaları araştırmaya katılan ve kalp krizi geçirmemiş 86 bin kişiyle karşılaştırdılar. 2005 yazında araştırmacılar, kalp krizi riskinin düzenli şekilde ibuprofen alan hastalarda % 24, düzenli şekilde diclofenac alanlarda ise % 55 arttığını bildirdiler. Araştırmalarını 2004 yılında tamamlayan yazarlar, Rofecoxib alan hastalarda da % 32&#8242;lik bir kalp krizi riski artışı olduğunu buldular. Vioxx adıyla tanınan bu ilaç, birçok kez kalp krizi ve inmeye sebep olduğu için 2004 sonbaharında piyasadan çekildi. Araştırmacılar, 65 yaş üstü grupta, İbuprofen ve Diclofenak&#8217;ın bu ilacı alan her 500 ila 1000 hastada ilaveten bir kalp krizine sebep olduğunu tespit ettiler.</p>
<p>Vioxx skandalından beri ağrı kesiciler eleştiri oklarına maruz kalıyor. İngiliz bilimciler araştırmalarının sonucu olarak, bütün ağrı kesicilerin kalp ve kan dolaşımı açısından tekrar esaslı şekilde incelenmeleri gerektiğini, çünkü bu ilaçların reçetesiz alınan ve en çok satılan ilaçlar olduklarını belirtiyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/agri-kesiciler-kalp-krizini-onler-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp krizinde tipik belirti olarak göğüs ağrısı mı ortaya çıkar?</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizinde-tipik-belirti-olarak-gogus-agrisi-mi-ortaya-cikar.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizinde-tipik-belirti-olarak-gogus-agrisi-mi-ortaya-cikar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 05:24:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs ağrısı kalp krizi blirtisi midir?]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi göğüs ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kriz belirtileri göğüs ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5323</guid>
		<description><![CDATA[Klasik belirtiler soğuk terleme, göğüste ağrı, ölüm korkusu ve kalbin üzerini tutmadır. Birçok kitapta ve filmde kalp krizi böyle tasvir edilir. Konunun uzmanı olmayan birçok kişi ve çok sayıda doktor da, koroner damarların tıkandığı, kalp kaslarının yeterli derecede oksijenle beslenmediği ve en kötü durumda işlevini tamamen kaybettiği hallerdeki belirtileri böyle sanıyor. Kalp krizi, tıpta öngörülemeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Klasik belirtiler soğuk terleme, göğüste ağrı, ölüm korkusu ve kalbin üzerini tutmadır. Birçok kitapta ve filmde kalp krizi böyle tasvir edilir. Konunun uzmanı olmayan birçok kişi ve çok sayıda doktor da, koroner damarların tıkandığı, kalp kaslarının yeterli derecede oksijenle beslenmediği ve en kötü durumda işlevini tamamen kaybettiği hallerdeki belirtileri böyle sanıyor. Kalp krizi, tıpta öngörülemeyen ve aniden olduğu gibi ölüm tehlikesiyle gerçekleşen olayların başta geleni sayılıyor. Almanya&#8217;da her yıl yaşanan yaklaşık 300 bin kalp krizinden hâlâ neredeyse yarısı ölümle sonuçlanıyor. Oysa belirtiler doğru yorumlanıp doğru teşhis konsa ve hastalar daha önce tedaviye alınabilse, binlerce kalp krizi kurbanı hayatta kalabilirdi.</p>
<p>Fakat durum bu kadar basit değil. Çünkü kalp krizine işa­ret eden belirtiler çok farklı olabilir. Boston&#8217;dan kardiyologlar Clifford Swap ve John Nagurney 2005&#8242;te Journal of the American Medical Association dergisinde, enfarktüs teşhisi için sözde tipik göğüs ağrısının ancak sınırlı anlamda belirleyici olduğunu açıkladılar. Çünkü kadınların neredeyse yarısı ve erkeklerin üçte biri kalp krizi yaşarken herhangi bir göğüs ağrısı yaşamıyor. Ayrıca ağrıdan ağrıya fark var önemli olan ağrının türü ve yeri.</p>
<p>Swap ve Nagurney düzinelerce enfarktüs araştırmasını değerlendirdiler. Araştırma sonuçlarına göre, göğüste batıcı ağrı ya da sadece küçük bir alanla sınırlı ağrı ve dış basınçla meydana gelen ağrıda kalp krizinin söz konusu olma riski düşük. Göğüs kafesi meme başının altında ağrıyorsa kalp krizi ihtimali yine oldukça düşük.</p>
<p>Diğer yandan, söz konusu olan göğüs kafesine yayılan, dağınık bir basınç olarak algılanan bir ağrıysa, omuzlara ya da kollara vuruyorsa, efor sarf edildiğinde artıyorsa ve mide bulantısı, kusma ya da ter basmasıyla el ele gidiyorsa enfarktüse işaret ediyor. Sorun şu: Kalp krizi kurbanlarının yalnızca dörtte biri, angina pektoris (göğüs daralması) şeklinde tipik öncül belirtiler yaşıyor bu hastalar koroner damarların kanlanmasının azalması nedeniyle göğüslerinin daraldığı hissini yaşıyor. Bu belirtiler aynı zamanda enfarktüste yaşanan şikâyetlerin benzeri.</p>
<p>Dolayısıyla doktorlar son zamanlarda, enfarktüse işaret edebilecek başka belirtilere daha fazla dikkat gösteriyor. 2005&#8242;te Amerikalı kalp uzmanları New England Journal of Medicine dergisinde, nefes darlığının kalp krizi tehlikesi için ne kadar belirleyici olduğunu açıklığa kavuşturdular. Neredeyse 18 bin hastayla gerçekleştirilen araştırmada, doktorlar, nefes darlığı çeken hastaların kalp krizi için dört kat daha yüksek risk taşıdıklarını saptadılar. Sadece nefes darlığı çeken ama bunun yanında herhangi bir belirti göstermeyen hastalarda enfarktüs olasılığı, tipik angina pektoris belirtileri gösteren hastalardan iki katı fazlaydı. Araştırmaya katılan, Los Angeles&#8217;taki California Üniversitesi’nden Daniel Berman, &#8220;Birden bire, sebepsiz nefes darlığı yaşayan kişiler, umarız, bunu hemen doktora gitmek için vesile olarak görürler&#8221; diyor. Avustralya&#8217;da Queensland Üniversitesi’nden kardiyolog Thomas Marwick, meslektaşlarını &#8220;Biz doktorlar, enfarktüs şüphesinde göğüs ağrılarından başka belirtilerin de bulunduğunu unutmamalıyız&#8221; diye uyarıyor, New England Journal of Medicine dergisinin aynı sayısında yayımlanan yorumunda.</p>
<p>Sürekli bitkinlik hali de kalp krizine hem kalp krizi tehlikesine hem de akut krize işaret edebilir. Kadın hastaların% 70&#8242;inden fazlası bu belirtiden şikâyet ediyor; böylece sürekli bitkinlik kadınlarda kalp krizinin en önemli ön göstergesi. Aynı şekilde, uyku bozuklukları ve nefes darlığı, kalp krizi geçiren kadınlarda göğüs ağrılarından daha sık görülüyor.<br />
Ama enfarktüsten önceki haftalarda erkeklerde de sebepsiz bir zafiyet hali ve aşırı yorgunluk yaşanıyor. Psikolojik stres ve depresyon bu dönemde aynı şekilde daha sık görülüyor. Kalp krizinden önceki 180 günden çok şey anlamak mümkün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizinde-tipik-belirti-olarak-gogus-agrisi-mi-ortaya-cikar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp krizini atlatma şansı günün hangi saatinde krizin geçirildiğinden bağımsız mıdır?</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizini-atlatma-sansi-gunun-hangi-saatinde-krizin-gecirildiginden-bagimsiz-midir.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizini-atlatma-sansi-gunun-hangi-saatinde-krizin-gecirildiginden-bagimsiz-midir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 15:47:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gece kalp krizi geçirenlere müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Harlan Krummholz]]></category>
		<category><![CDATA[hastanelerde gece kalp krizine müdahale edilir mi?]]></category>
		<category><![CDATA[hastanelerde kalp krizine müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Journal of the American College of Cardiology]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi müdahalesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5310</guid>
		<description><![CDATA[Elbette hastalar günün her saatinde aynı derecede iyi tedavi edileceklerini umarlar. Ancak gerçek durum daha çok şu tavsiyeyi haklı kılar görünüyor: İnsan eğer kalp krizi geçirecekse, krizi çalışma saatleri içinde geçirmesinde fayda var. Çoğu hastane ve acil ekipler günün yirmi dört saati çalışıyor. Ama Amerikalı doktorların Journal of the Medical Association adlı saygın tıp dergisinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elbette hastalar günün her saatinde aynı derecede iyi tedavi edileceklerini umarlar. Ancak gerçek durum daha çok şu tavsiyeyi haklı kılar görünüyor: İnsan eğer kalp krizi geçirecekse, krizi çalışma saatleri içinde geçirmesinde fayda var. Çoğu hastane ve acil ekipler günün yirmi dört saati çalışıyor. Ama Amerikalı doktorların Journal of the Medical Association adlı saygın tıp dergisinde bildirdikleri üzere, gece saatlerinde ve hafta sonları kalp krizi kurbanlarına müdahale edilmesi açıkça daha uzun zaman alıyor. Oysa kalp krizinde her dakika önem taşır.</p>
<p>Amerikalı doktorların araştırmasında 110.000 kalp krizi hastasının tedavisi incelendi. Yaklaşık 70.000 hastada acil serviste öncelikle ilaç yardımıyla tehlikeli pıhtılar açıldı ve kan sulandırıldı. Fibriloz olarak adlandırılan bu işlem tıkanmaları giderir ve daralan kalp damarlarında kan akımını arttırır. 33.000 hastada kalp damarları, bir kateter yardımıyla kasık arterinden aort üzerinden kalbe kadar ve oradan koroner damarın girişine sokulan balonla genişletildi. Kalp krizi ile bu iki tedavi yöntemi, fibrinoz ve balonla açma arasında ne kadar az zaman geçerse, kalp hastalarının hayatta kalma şansı o kadar yüksektir.<br />
Araştırmaya göre, hastanın hastaneye getirilmesi ile kanı­nın sulandırılmaya başlanması arasında ortalama yarım saat geçiyordu. Bu gecikme hastanın hangi gün ve saatte getirildiğinden bağımsızdı. Buna karşın krizin saatine bağlı olarak balon şişirme yöntemiyle damar genişletmek için kateter tedavisi uygulanması için 21 dakikaya kadar uzayabilen bir ek süre gerekiyordu. Normal çalışma saatleri içinde (saat 7 ile 17 arası) balon koroner damarda şişirilene dek 95 dakika geçiyordu. Gece saatlerinde ve hafta sonları ise tedavinin başlaması 116 dakika sürüyordu; hatta hafta sonlarında gece saatlerinde bu işlem 126 dakikaya çıkıyordu.</p>
<p>Hamburg&#8217;da Marienkrankenhaus&#8217;ta başhekim olan Andreas van de Loo, &#8220;Ne mutlu ki, Almanya&#8217;da bu işlem birçok hastanede sadece bir saat sürüyor&#8221; diyor. Kardiyoloji uzmanı van de Loo, hayat kurtaran müdahaleye kadar geçen zamanın nasıl daha da kısaltılabileceğini araştırmış. &#8220;İyi eğitimli acil doktorları enfarktüs teşhisini koyar koymaz, hastayı acil servise almadan doğrudan kateterin uygulanacağı operasyon salonuna alırlarsa, bu süre daha da kısalır&#8221; diyor van de Loo. Ne yazık ki, ABD&#8217;deki acil servis doktorlarının Almanya&#8217;dakiler kadar iyi eğitimli ol­madığını belirtiyor.<br />
Oysa kalp konularında oyalanmak son derece tehlikeli: ABD&#8217;de gerçekleşen araştırmayı yöneten, Yale Üniversitesi&#8217;nden Harlan Krummholz, &#8220;Sonuçlarımız, geciken kateter tedavisinin daha yüksek ölüm oranlarına sebep olduğunu gösteriyor&#8221; diye açıklıyor. &#8220;Bazı hastalarda hafta sonları çok büyük gecikmeler yaşandığı için&#8221; endişe duyduğunu belirtiyor. Ayrıca geceleri ve hafta sonlarında kateter tedavisinin gecikmesi sadece küçük kliniklerde değil, büyük hastanelerde de yaşandı. Bunun sebebi genellikle çok basitti. Teşhis için bir EKG çekilmesi ve hastaların tedavi için operasyon salonuna getirilmeleri daha uzun zaman alıyordu.</p>
<p>Kalp krizinin tedavi başarısı, belirtiler görüldükten sonra müdahalenin başlangıç zamanına bağlı değil yalnızca. Michigan&#8217;dan kalp uzmanları, bu durumda tedaviyi yapan doktorların tecrübesinin, diğer tıbbi müdahalelere kıyasla daha da önemli olduğunu ifade ediyorlar, Journal of the American College of Cardiology dergisinde 2005 yılında yayımlanan bir makalede. Kardiyoloji uzmanları, koroner damarların genişletilmesinde ne sıklıkla komplikasyon yaşandığını incelediler. Sonuç şu şekildeydi: Daralmış damarları genişletme müdahalesini yılda 90 kereden az uygulayan doktorlarda, balon yöntemini yılda 90 kereden fazla uygulayan doktorlara kıyasla, %63 oranında daha fazla komplikasyon yaşanıyordu.<br />
Kardiyoloji uzman heyetleri, enfarktüs tedavisinde en yüksek başarıyı sağlayabilmek için, kalp uzmanlarının yılda en az 75 damar genişletme uygulamasını yapmış olmaları gerektiğini belirtiyordu şimdiye dek. &#8220;Bir doktorun o müdahaleyi ne sıklıkla yaptığı, bütün hastaların kaderini belirlemez gerçi ama belirli bir sınır değer her halükarda mantıklı&#8221; diyor araştırmayı yürüten Mauro Moscucci. Araştırmasının, hastaların doktorlarının tecrübesinden ve en iyi tedavi başarısından şüpheye düşmemeleri için, doktorların yılda 75 değil de 90 müdahale yapmasının en iyi sınır değer olduğunu ortaya koyduğunu ifade ediyor.</p>
<p>Yani her hasta için eşit tedavi şansı ne yazık ki yok. Zira hastalar hastaneye hayatlarını yitirmeden ulaşsalar bile, kalp krizi hastalarının tedavi sürecini belirgin şekilde etkileyen iki faktör var: Krizin ne zaman geçirildiği ve doktorun tecrübesi. Dolayısıyla kalp krizinin gündüz saatlerinde geçirilmesi ve bir uzmanın eline düşmek daha hayırlı. Ama hastalar buna pek nadiren uyuyorlar: Kalp krizlerinin yaklaşık yüzde 68&#8242;i çalışma saatleri dışında yaşanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizini-atlatma-sansi-gunun-hangi-saatinde-krizin-gecirildiginden-bagimsiz-midir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi aniden mi olur?</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizi-aniden-mi-olur.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizi-aniden-mi-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 05:38:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[angina pektoris koroner damarlar]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi aniden mi olur]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi asıl anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi birden bire mi olur?]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi kendini belli eder mi?]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi önceden anlaşılabilir mi?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5307</guid>
		<description><![CDATA[En azından yaygın düşünce bu yöndedir. Önceden hiçbir uyarı olmadan, hiçbir belirti yaşamadan, koroner damarlar tıkanır, damarlarla beslenen kalp dokusu ölür enfarktüs meydana gelir. Enfarktüs kurbanlarının yarısı kalp krizini sağ atlatamadığı için, ölüm ilanlarında sık sık şu sözlerle karşılaşırız: &#8220;Aniden ve beklenmedik şekilde aramızdan ayrıldı.&#8221;
Oysa kalp krizi de önceden hiçbir uyarı yaşanmadan gerçekleşmez. Özellikle kalp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En azından yaygın düşünce bu yöndedir. Önceden hiçbir uyarı olmadan, hiçbir belirti yaşamadan, koroner damarlar tıkanır, damarlarla beslenen kalp dokusu ölür enfarktüs meydana gelir. Enfarktüs kurbanlarının yarısı kalp krizini sağ atlatamadığı için, ölüm ilanlarında sık sık şu sözlerle karşılaşırız: &#8220;Aniden ve beklenmedik şekilde aramızdan ayrıldı.&#8221;<br />
Oysa kalp krizi de önceden hiçbir uyarı yaşanmadan gerçekleşmez. Özellikle kalp krizinden önceki altı ay çok önemlidir. Gerçi kalp krizi geçirenlerin sadece % 20&#8217;si, angina pektoris koroner damarların az kanlanması nedeniyle oluşan göğüsteki sıkışma hissi ve bazen buna eklenen soğuk terleme şeklinde bir ön semptom yaşar. Ama diğer kalp krizi kurbanlarında da başka belirtiler kendini hissettirir: Kimilerinde sebepsiz bir yorgunluk ve bitkinlik, kimilerinde de daha önce yaşanmamış bir nefes darlığı.</p>
<p>Kalp krizi oluşması için, depresyon gibi psikolojik faktörlerin de aynı derecede risk oluşturduğu artık bilindiği için, kalp krizi kurbanlarının ruhsal durumundaki değişikliklerin de belirtileri vardır. Büyük bir araştırma çerçevesinde, kalp krizinden önceki altı ay içinde kalp ilaçlarının kullanımının değil, ama psikofarmaka ve antidepresan ilaçların kullanımının arttığı saptandı. Münih Teknik Üniversitesi&#8217;nde Psikozomatik Kliniği&#8217;nde psikokardiyoloji bölümünün şefi Karl Heinz Ladvvig, &#8220;Her zaman bir öncü durum vardır&#8221; diyor. &#8220;Birden bire gerçekleşen kalp krizi kocakarı masalıdır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/kalp-krizi-aniden-mi-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı erkeğin cinsel yaşam süresi uzun</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/saglikli-erkegin-cinsel-yasam-suresi-uzun.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/saglikli-erkegin-cinsel-yasam-suresi-uzun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 22:37:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bir erkek kaç yaşına kadar cinsellik yaşayabilir]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel güç]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde cinsel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde cinselliğin bittiği yaş nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde cinsellik yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerin cinsel gücü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı erkek cinsel sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[türk erkeğinin cinsel gücü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5316</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktı

BD&#8217;de yapılan bir raştırmada, sağlıklı erkeğin cinsel yaşam süresinin daha uzun olduğu ortaya çıktı.
Chicago Üniversitesinde yapılan araştırmada, sağlık durumu iyi veya mükemmel 55 yaşındaki erkeklerin, sağlıkları kötü veya vasat düzeydeki erkeklerle mukayese edildiğinde ortalama 5 ila 7 yıl daha uzun cinsel yaşamlarının olduğu belirlendi. Araştırmada, sağlık durumu iyi ya da mükemmel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktı</strong><br />
<img src="http://www.sagliklisayfalar.com/wp-content/uploads/erkek-cinsellik.jpg" alt="erkek cinsellik" width="240" height="246" align="right" /><br />
BD&#8217;de yapılan bir raştırmada, sağlıklı erkeğin cinsel yaşam süresinin daha uzun olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Chicago Üniversitesinde yapılan araştırmada, sağlık durumu iyi veya mükemmel 55 yaşındaki erkeklerin, sağlıkları kötü veya vasat düzeydeki erkeklerle mukayese edildiğinde ortalama 5 ila 7 yıl daha uzun cinsel yaşamlarının olduğu belirlendi. Araştırmada, sağlık durumu iyi ya da mükemmel kadınların, sağlıkları kötü veya vasat olanlarla karşılaştırıldığındı 3 ila 6 yıl daha uzun cinsel yaşamlarının bulunduğu kaydedildi.</p>
<p>Sağlık durumları çok iyi veya mükemmel durumda bulunan erkek ve kadınlar, sağlık durumları kötü veya vasat erkek ve kadınlarla karşılaştırılırken, sağlığı iyi olan erkeklerin kötü olanlara göre 1,5 ve kadınların da 1,8 kat cinsellikle daha ilgili olduğu görüldü.</p>
<p>25 ila 85 yaşlarındaki 6 binden fazla Amerikalıya ait verilerin incelendiği ve British Medical Journal&#8217;da yayımlanan araştırmada, orta ve ileri yaşlarda cinsel faaliyet, cinsel yaşamın kalitesi ve cinselliğe ilginin sağlık durumuyla doğrudan bağlantılı olduğu tespit edildi.</p>
<p>Araştırmacılar Doçent Stacy Tessler Lindau ve asistanı Natalia Gavrilova, erkeklerde faal cinsel yaşam beklentisinin kadınlardan daha uzun olduğunu, ancak sağlığı kötü erkeklerin faal cinsel yaşamlarının kadınlara göre kısa olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Araştırmada ayrıca, daha sık cinsel ilişkide bulunan insanların daha sağlıklı olduğu tespit edilirken, cinsel açıdan aktif insanlar arasında, sağlık durumu iyi olmanın, erkeklerde daha sık cinsel ilişkiyle (haftada bir veya daha fazla) bağlantılı olduğu tespit edildi.</p>
<p>Araştırmacılar makalelerinde, &#8220;cinsel aktivite, yüksek kaliteli cinsel yaşam ve cinselliğe ilginin yaş ilerledikçe erkeklerde kadınlardan daha fazla olduğunu&#8221; kaydetti.</p>
<p><strong>Kaynak: AA</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/saglikli-erkegin-cinsel-yasam-suresi-uzun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kafeinsiz kahve sağlıklı mıdır?</title>
		<link>http://www.sagliklisayfalar.com/kafeinsiz-kahve-saglikli-midir.html</link>
		<comments>http://www.sagliklisayfalar.com/kafeinsiz-kahve-saglikli-midir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 15:58:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinsiz kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinsiz kahve sağlıklı mıdı?]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinsiz kahve zararları]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinsiz kahve zararsız mıdır?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklisayfalar.com/?p=5302</guid>
		<description><![CDATA[Kafeinsiz kahvenin sağlıklı olduğu varsayımına özellikle yaşlı hanımlar pek rağbet gösterir. Ancak anlaşılan o ki, kafeinsiz kahve şimdiye dek sanıldığı kadar zararsız değil.
Kasım 2005&#8242;te Amerikalı kardiyologların yıllık kongresinde araştırmalarını tanıtan, Atlanta&#8217;dan iki Doktor Robert Superko ve Peter Wood en azından bu sonuca vardılar. İki doktor dünyanın en büyük kalp kongresinde, 187 katılımcıyla gerçekleştirdikleri araştırmalarını tanıttılar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kafeinsiz kahvenin sağlıklı olduğu varsayımına özellikle yaşlı hanımlar pek rağbet gösterir. Ancak anlaşılan o ki, kafeinsiz kahve şimdiye dek sanıldığı kadar zararsız değil.<br />
Kasım 2005&#8242;te Amerikalı kardiyologların yıllık kongresinde araştırmalarını tanıtan, Atlanta&#8217;dan iki Doktor Robert Superko ve Peter Wood en azından bu sonuca vardılar. İki doktor dünyanın en büyük kalp kongresinde, 187 katılımcıyla gerçekleştirdikleri araştırmalarını tanıttılar. Doktorlar, katılımcıları üç gruba ayırmışlardı. Bir grup günde üç ila altı bardak normal kahve içiyor, ikinci grup günde üç ila altı bardak kafeinsiz kahve içiyor, üçüncü grup ise hiç kahve tüketmiyordu.<br />
Araştırmacılar, yüksek değerlerde kalp rahatsızlıkları riski­ni büyük ölçüde arttıran farklı değerleri incelediler. İncelenen gruplarda kilo, tansiyon ve kan şekeri farklılık göstermezken, kafeinsiz kahve içen grupta kandaki &#8220;kötü&#8221; kolesterol LDL değerleri büyük ölçüde yükseldi. Diğer iki grupla karşılaştırıldığında, bu gruptan olan aşırı kilolularda ise kafeinsiz kahvenin &#8220;iyi&#8221; kolesterol HDL değerlerini de yükselttiği anlaşıldı. Superko, bu içeceklerin farklı etkilerinin kahve türlerinden kaynaklandığını düşünüyor. Kafeinli kahvede genellikle arabica türü, kafeinsiz kahvede ise sıklıkla robusta türü kullanılıyor. Superko, elde ettiği sonuçlara rağmen şöyle bir uyarıda bulunuyor: &#8220;İyi kahve ve kötü kahve diye bir şey yok. Kahvenin etkileri kişiden kişiye çok değişiyor.&#8221;</p>
<p>İngiltere Kalp Vakfı&#8217;ndan Judy O&#8217;Sullivan şöyle diyor: &#8220;Bu araştırma, günde bir ya da iki fincan kahve içenler için önem taşımıyor.&#8221; Ancak ABD&#8217;de ve birçok Avrupa ülkesinde günde ortalama 3,1 fincan kahve tüketildiği göz önünde bulundurulduğunda, bu içeceğin pek bilinmeyen yan etkilerini yakın gelecekte araştırmamız gerektiğini ekliyor Superko. Bu sırada İngiliz Kahve Birliği&#8217;nin ise, aşırıya kaçmayan kahve tüketimi­nin &#8220;tamamen güvenli&#8221; olduğunu açıklaması pek de şaşırtıcı değildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklisayfalar.com/kafeinsiz-kahve-saglikli-midir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
