Kalp krizini atlatma şansı günün hangi saatinde krizin geçirildiğinden bağımsız mıdır?

Elbette hastalar günün her saatinde aynı derecede iyi tedavi edileceklerini umarlar. Ancak gerçek durum daha çok şu tavsiyeyi haklı kılar görünüyor: İnsan eğer geçirecekse, krizi çalışma saatleri içinde geçirmesinde fayda var. Çoğu hastane ve acil ekipler günün yirmi dört saati çalışıyor. Ama Amerikalı doktorların Journal of the Medical Association adlı saygın tıp dergisinde bildirdikleri üzere, gece saatlerinde ve hafta sonları kurbanlarına müdahale edilmesi açıkça daha uzun zaman alıyor. Oysa kalp krizinde her dakika önem taşır.

Amerikalı doktorların araştırmasında 110.000 kalp krizi hastasının tedavisi incelendi. Yaklaşık 70.000 hastada acil serviste öncelikle ilaç yardımıyla tehlikeli pıhtılar açıldı ve kan sulandırıldı. Fibriloz olarak adlandırılan bu işlem tıkanmaları giderir ve daralan kalp damarlarında kan akımını arttırır. 33.000 hastada kalp damarları, bir kateter yardımıyla kasık arterinden aort üzerinden kalbe kadar ve oradan koroner damarın girişine sokulan balonla genişletildi. Kalp krizi ile bu iki tedavi yöntemi, fibrinoz ve balonla açma arasında ne kadar az zaman geçerse, kalp hastalarının hayatta kalma şansı o kadar yüksektir.
Araştırmaya göre, hastanın hastaneye getirilmesi ile kanı­nın sulandırılmaya başlanması arasında ortalama yarım saat geçiyordu. Bu gecikme hastanın hangi gün ve saatte getirildiğinden bağımsızdı. Buna karşın krizin saatine bağlı olarak balon şişirme yöntemiyle damar genişletmek için kateter tedavisi uygulanması için 21 dakikaya kadar uzayabilen bir ek süre gerekiyordu. Normal çalışma saatleri içinde (saat 7 ile 17 arası) balon koroner damarda şişirilene dek 95 dakika geçiyordu. Gece saatlerinde ve hafta sonları ise tedavinin başlaması 116 dakika sürüyordu; hatta hafta sonlarında gece saatlerinde bu işlem 126 dakikaya çıkıyordu.

Hamburg’da Marienkrankenhaus’ta başhekim olan Andreas van de Loo, “Ne mutlu ki, Almanya’da bu işlem birçok hastanede sadece bir saat sürüyor” diyor. Kardiyoloji uzmanı van de Loo, hayat kurtaran müdahaleye kadar geçen zamanın nasıl daha da kısaltılabileceğini araştırmış. “İyi eğitimli acil doktorları enfarktüs teşhisini koyar koymaz, hastayı acil servise almadan doğrudan kateterin uygulanacağı operasyon salonuna alırlarsa, bu süre daha da kısalır” diyor van de Loo. Ne yazık ki, ABD’deki acil servis doktorlarının Almanya’dakiler kadar iyi eğitimli ol­madığını belirtiyor.
Oysa kalp konularında oyalanmak son derece tehlikeli: ABD’de gerçekleşen araştırmayı yöneten, Yale Üniversitesi’nden , “Sonuçlarımız, geciken kateter tedavisinin daha yüksek ölüm oranlarına sebep olduğunu gösteriyor” diye açıklıyor. “Bazı hastalarda hafta sonları çok büyük gecikmeler yaşandığı için” endişe duyduğunu belirtiyor. Ayrıca geceleri ve hafta sonlarında kateter tedavisinin gecikmesi sadece küçük kliniklerde değil, büyük hastanelerde de yaşandı. Bunun sebebi genellikle çok basitti. Teşhis için bir EKG çekilmesi ve hastaların tedavi için operasyon salonuna getirilmeleri daha uzun zaman alıyordu.

Kalp krizinin tedavi başarısı, belirtiler görüldükten sonra müdahalenin başlangıç zamanına bağlı değil yalnızca. Michigan’dan kalp uzmanları, bu durumda tedaviyi yapan doktorların tecrübesinin, diğer tıbbi müdahalelere kıyasla daha da önemli olduğunu ifade ediyorlar, dergisinde 2005 yılında yayımlanan bir makalede. Kardiyoloji uzmanları, koroner damarların genişletilmesinde ne sıklıkla komplikasyon yaşandığını incelediler. Sonuç şu şekildeydi: Daralmış damarları genişletme müdahalesini yılda 90 kereden az uygulayan doktorlarda, balon yöntemini yılda 90 kereden fazla uygulayan doktorlara kıyasla, %63 oranında daha fazla komplikasyon yaşanıyordu.
Kardiyoloji uzman heyetleri, enfarktüs tedavisinde en yüksek başarıyı sağlayabilmek için, kalp uzmanlarının yılda en az 75 damar genişletme uygulamasını yapmış olmaları gerektiğini belirtiyordu şimdiye dek. “Bir doktorun o müdahaleyi ne sıklıkla yaptığı, bütün hastaların kaderini belirlemez gerçi ama belirli bir sınır değer her halükarda mantıklı” diyor araştırmayı yürüten Mauro Moscucci. Araştırmasının, hastaların doktorlarının tecrübesinden ve en iyi tedavi başarısından şüpheye düşmemeleri için, doktorların yılda 75 değil de 90 müdahale yapmasının en iyi sınır değer olduğunu ortaya koyduğunu ifade ediyor.

Yani her hasta için eşit tedavi şansı ne yazık ki yok. Zira hastalar hastaneye hayatlarını yitirmeden ulaşsalar bile, kalp krizi hastalarının tedavi sürecini belirgin şekilde etkileyen iki faktör var: Krizin ne zaman geçirildiği ve doktorun tecrübesi. Dolayısıyla kalp krizinin gündüz saatlerinde geçirilmesi ve bir uzmanın eline düşmek daha hayırlı. Ama hastalar buna pek nadiren uyuyorlar: Kalp krizlerinin yaklaşık yüzde 68′i çalışma saatleri dışında yaşanıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>