Kanserde hasta dokuyla birlikte sağlıklı dokudan mümkün olduğunca geniş bir alan alınırsa, iyileşme şansı daha mı yüksektir?
Tıpta bu düşünce uzun süre tartışılmaz kural sayılırdı. Kanserli hastalarda tümörler, güvenli olsun diye geniş bir alan olarak çıkarıldığında hastaların kanseri yenme şansının arttığına inanılırdı. Bu sebeple cerrahlar, kanserin türüne, yerine ve büyüklüğüne göre, dokuyu tümörden birkaç santimetre mesafeden kesmeye çalışırlardı. Ama farklı büyük araştırmalar, örneğin meme kanserinde gösterdi ki, tümörler sağlıklı dokudan büyük bir alanla birlikte çıkarıldıkları zaman hastalar daha uzun süre yaşamıyor. 70′li yıllarda bazı cerrahlar hâlâ radikal stratejiye sadık kalıyorlardı ve meme kanserinde sadece hasta dokuyu değil, altındaki göğüs kasını da alıyorlardı. Bu düşünce ne kadar akla yakın gelse de, uygulamada hiç bir faydası yoktu. Ya tümörler yandaki kasa yayılmış ve başka yerlerde metastaz oluşturmuş oluyordu ya da kanserin yayılması cerrahi müdahaleden sonra kan ya da lenf sistemi üzerinden diğer yollardan ilerliyordu. Tümörle birlikte çıkarılan dokunun büyüklüğünün hastalığın sonraki gelişimiyle ilgili bir etkisi olmadığı onlarca yıldır biliniyor. Bu yüzden cerrahlar tümörleri mümkün olduğunca diğer dokuya dokunmadan çıkarmaya çalışırlar ve giderek daha çok cerrah “memeyi koruyarak” ameliyat etme üzerine uzmanlaşmıştır.






