Kolera
Çok tehlikeli ve bulaşıcı olduğu için salgınlara yol açan bir hastalıktır.
Bir ülkede bir tek kolera olayının görülmesi bile karantina tedbirlerine başvurulmasını gerektirir. Tıbbın büyük ölçüde gelişmesi koleranın tehlikesini azaltmıştır ama hastalık yine de önemini yitirmemiştir.
Kolera koma ya da virgül basili adı verilen bir mikroptan ileri gelmektedir. Kolera mikrobu da verem mikrobunu bulan Robert Koch tarafından bulunmuştur.
Koleranın en belli başlı belirtisi durdurulması zor, sürekli ishaldir. Bu belirtiler arasına kusma da katılır. Ancak, kolera ishaline benzeyen daha başka hastalıklar da olabilir. Bu bakımdan şüphe edilen durumlarda hastanın dışkısında kolera basili aranıyor. Kolera benzerleri arasında çocuk kolerası adı verilen ve daha çok iki yaşından küçük çocuklarda görülen bir hastalık vardır ki bu da tehlikelidir.
Kolera daha çok geceleri başlar. Hasta devamlı ishal olur. Günde 5-10 defa dışarı çıkar. Hastanın vücudu giderek soğur ve soğuk terler gelir. Bazen renksiz kokusuz, su gibi kusma görülür, kusma bazen kokulu ve safra gibidir. Kusmalar şiddetli olmasa da dışkı bir kaptan boşalır gibi çıkar. Dışkı bulanık beyazımsı bir renktedir ve içinde parçacıklar vardır. Bu koleranın başlıca özelliğidir. Sürekli ishale karşı idrar durur. Ateş de diğer hastalıkların aksine yükselmez 3-5 hatta 10 derece düşebilir. Ancak, ateşi 28-29 derecelere düşmesine rağmen hasta kavruluyormuşçasına yanar. Eller ve ayaklar soğumuş, solmuş ya da morarmıştır. Kollarda ve bacaklarda ağrılı kasılmalar ve kramplar olur. Soluk yavaşlar, nabız azalır ve zayıflar. Hasta ilk 2-3 gün içinde iyiye gitmezse tehlike başlamış demektir. Hasta dalgınlaşır, gözler çukura kaçar ve ses kısılır. Hastanın durumu gittikçe ağırlaşır, koma hali başlar ve ölüm tehlikesi artar. Bazı kolera durumu o derece şiddetli olur ki iki saat bile dayanamaz. Buna karşılık hastanın kurtulacağını gösteren durumlarda ishal giderek azalırken ateş yükselir ve hastanın iştahı açılır.
Koleranın tedavisi, hastaya ishali durdurucu ilâçların verilmesi ile başlar. Ayrıca şiddetli ishal sebebiyle vücudun kaybettiği suyun karşılanmasına çatışılır. Kolera serumu, yoğun tuzlu sular ve kalbi kuvvetlendirici ilâçlar bu hastalığın tedavisinin en önemli noktalarıdır. Bunlardan başka kolera mikrobunu yenmek için antibiyotikler, sulfaguanidin ve benzeri ilâçlar kullanılır.
*Koleraya karşı korunmak, kara sineklerle mücadele, içecek ve kullanılacak suların temizlenmesi ve çamaşırların kaynar suyla yıkanmasıyla başlar. Aşı da koleranın önlenmesinde önemli rol oynar. Salgın görüldüğünde kolera aşısı önce bir santimetreküp, bir hafta sonra da iki santimetreküp yapılır. Çocuklara bu miktarın yarısı uygulanır. Ağızdan alman kolera aşısı da aynı derecede etkili olduğundan özellikle çocuklara bu şekil tatbik edilir.
*Koleraya yakalanma küçük çocuklarda daha kolay olur. Ayrıca bünye zayıflığı, aşırı içki, iyi beslenmemek ve sıcak ta koleranın aradığı ortamlardır. Kalabalık yerlerde kolera daha çabuk salgın halini alacağından bu tür yerlerde çok daha sıkı tedbirler alınması gerekir.
*Kolera basilleri havasız da yaşayabilen mikrop türlerinden oldukları için, rutubetli topraklarda, pislikte ve suda uzun süre dayanabilirler. Bu bakımdan hastanın kullandığı eşyalar uzun süre mikrobun yayılmasında etken olur. Bütün bunlar göz önüne alınarak mikrobun yaşayacağı ortamların yok edilmesi kolera tehlikesini ortadan kaldırabilir.







vay be