Plasebo

Plasebolar işe yaramaz mı?

Plasebo (Latince, “ben beğeniliyorum”) tedavisi hep hayal ürünü olarak yorumlanıyor. Oysa bilimciler, “şeker hapı” olarak da anılan bu preparatların ölçülebilir bir tesiri olduğunu birçok kez kanıtlamıştır. Bu preparatlar % 30 oranına kadar ağrıları hafifletebilir ve başka ilaç tedavilerinin gerekliliği­ni azaltabilir. Farklı araştırmalar bu durumun geçerliliğini ke­sin olarak ortaya koymuştur. Hatta belirli bir plasebo etkisi normal ağrı kesicilerde de görülebilir. Aspirin ya da başka bir ağrı kesici alındıktan sonra birçok insan henüz beş ya da on dakika sonra ağrılarının azaldığını hissettiğini iddia eder. Oysa bu ilaçların içeriğindeki maddelerin vücutta farmakolojik bir etki yaratacakları yere ulaşmaları çoğu zaman 30 dakikadan uzun bir süre alır.

Plaseboların etki mekanizması bilinmemekte midir?

Plaseboların işe yaradığını doktorlar artık biliyor. Nasıl işe yaradıklarına dair ise giderek netleşen tahminler var. 2005 yılının ilkbaharında araştırmacılar, plaseboların çok büyük olasılıkla vücutta coşku hissini yaratan maddelerin üretimini arttırdığını göstermeyi başardılar. Bu sözde ilaçların etkisine inanç sayesinde beyinde endorfin salgılanıyor. Michigan Üniversitesi’nde psikiyatri profesörü ve araştırmanın yürütücüsü olan JonKar Zubieta, “Bu durum, plasebo etkisinin fizyolojik değil, sırf psikolojik bir fenomen olduğu düşüncesine bir darbe daha vuruyor” diyor. Araştırmacılar 14 kişinin beynini PET (açıklama için aşağıdaki paragrafa bakınız) adı verilen özel bir teknikle incelediler. Araştırma sırasında, acı uyarımını yaratmak için, katılımcıların çene kaslarına konsantre tuzlu su enjekte edildi. Araştırmaya katılanlara aynı zamanda bir ilaç verildi bu ilacın ağrı kesici olduğu söylendi. Bu madde aslında plaseboydu. Bu süreç içinde katılımcıların beyinleri her 15 saniyede bir görüntülendi. Ayrıca katılımcılardan hissettikleri acıyı 0 ile 100 arasında bir puanlama sistemiyle değerlendirmeleri istendi.
PET (Pozitron Emisyon Tomografi) taramasında, katılımcıların acı çektiklerinde ve plasebo ile tedavi edildiklerinde vücutlarının kendi endorfin sistemlerinin faaliyete geçtiği görüldü. PET taraması fotoğraf çekimi gibi işler, ama ayrıca metabolizma hareketlerini gösterir ve genellikle bilgisayarlı tomografi olarak değerlendirir. Belirli bir özellik taşıyan maddeler (pozitron olarak adlandırılan kısa ömürlü, subatomik radyoaktif parçacıklar) yardımıyla PET taramasında beynin hangi bölgelerinin özellikle aktif olduğu ve o bölgelerde ne üretildiği ya da metabolize edildiği görülür. Katılımcılara yeni bir acı uyarımı sırasında, hemen tekrar plasebo olduğunu bilmedikleri ilaç alacakları söylendiğinde, acı, daha önceki şiddetinde algılanana dek arttırılabildi. 14 katılımcıdan dokuzunda plasebo sayesinde acı % 20′den yüksek oranda azaltılabildi.
Endorfinler morfin gibi etki eder ve gri maddedeki opiyat reseptörlerine bağlanırlar. Böylece acı sinyallerinin bir sinirden diğerine aktarılmasını engellerler. Vücudumuzda çok önemli bir işlevleri vardır: Kazalarda ve ağır yaralanmalarda, acının ilk anda vücudu ele geçirmesini engellerler. Kazazedelerin sıklıkla o ağır travmaya rağmen yardım çağırabilmelerinin, hatta belirli bir mesafe yol alabilmelerinin sebebi de budur. Topu kaleye atarken faule maruz kalan futbolcularda da bu gözlemlenebilir: Önce sevinç içinde dönerler, sonra acı içinde yığılıp kalırlar. Kondisyon gerektiren spor dallarında da endorfin salgılanır (Runner’s High). Bu da, eforun verdiği acıyı bir süreliğine bastırmaya yarar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>