Prostat kanseri araştırması kanseri yenme şansını arttırır mı?
Çok aşikâr görünüyor: Kanserin mümkün olduğunca erken teşhis edilmesi, hastalar için sadece avantaj sağlayabilir. Dolayısıyla birçok kişi (aralarında azımsanamaz sayıda doktor) buna inanıyor. Onlar, kanda prostat spesifik antijenin (PSA) belirlendiğinde prostat tümörünün daha erken teşhis edileceğinden ve daha iyi tedavi edileceğinden eminler. Bu durumun hastalara fayda sağlayacağı düşüncesi akla yakın görünüyor.
Fakat 2006′da ABD’de 72 bin erkekle gerçekleştirilen bir araştırmada tam aksi sonuç elde edildi. Yale Üniversitesi’nden John Concato ve ekibi, düzenli PSA testi yaptıran erkeklerin, herhangi bir kanser araştırması yaptırmayanlardan daha uzun yaşamadığını kanıtladı. PSA testine ek olarak prostat rektal muayene edildiğinde erkekler daha uzun yaşamıyordu, diyor araştırmayı kaleme alan uzmanlar. Anlaşılan o ki, kanser araştırması bazen de yalnızca tasaların öne alınması anlamına geliyor.
İncelenen erkeklerden 501′i 1991 ile 1995 yılları arasında prostat kanserine yakalanmış ve 1999 yılının sonuna kadar bu hastalıktan hayatını kaybetmişti. Yale Üniversitesi’nden doktorlar bu gruptaki kişileri, hâlâ hayatta olan, yaşıt ve aynı tedaviyi görmüş prostat hastalarından oluşan bir grupla karşılaştırdılar. Hem ölen hem de hâlâ hayatta olan erkeklerin neredeyse % 14′ü PSA testleri yaptırmıştı. Araştırmacıların fikrince, prostat kanseri taraması ölüm vakalarını geciktiriyor olsaydı, hayatını kaybedenler arasında PSA testi yaptıranların sayısının daha düşük olması gerekirdi. Ama durum böyle değildi. Araştırmacıların sonucu, “Şimdiye dek elde ettiğimiz saptamalar doğrultusunda, herhangi bir şikâyeti olmayan erkeklerde prostat kanseri için rutin test tavsiye edilmemesi gerektiği” yönünde. “Hastalara bu metodun ne kadar az güvenilir olduğunun açıklanması ve hastaların bunun üzerine seçimlerini yapmaları daha doğru.”
Kanser araştırmalarının fayda sağlamamasının farklı sebepleri var. Bir yandan, sadece Almanya’da yılda 40 bin erkeğin yakalandığı ve 11 bin erkeğin bu sebepten hayatını kaybettiği prostat kanseri genellikle geç yaşta ve yavaş gelişiyor. Hastalığın ortalama teşhis yaşı 71. 50 yaşındaki her üç erkekten birinde, prostatta milimetre büyüklüğünde tümörler oluyor. Ama bunlar nadiren şikâyet yaratıyor. Hatta 80 yaşındaki her iki erkekten birinde prostatta kötü huylu kanser odakları bulunuyor. Bunların çoğunluğu hiç fark edilmiyor bile. Dolayısıyla yaşlı erkeklerin çoğu prostat kanserinden değil, prostat kanseriyle hayatını kaybediyor.
Doktorlar ve hastaların yaşadığı ikilem, kanser hücrelerinin vakadan vakaya çok farklı gelişim göstermesi ve doktorların hastalığın gidişatını pek öngörememelerinden kaynaklanıyor. Tümör, 1993 yılında 52 yaşında prostat kanserinden hayatım kaybeden Frank Zappa’daki gibi çabuk ilerleyip metastaz oluşturarak çabuk mu ölüme götürüyor? Yoksa tümör, kanserle birlikte neredeyse 80 yaşına ulaşan François Mitterand’daki gibi yavaş mı ilerliyor?
Kimse hastalığın gidişatını öngöremediği için hangi tedavi seçeneğine karar verileceği de zor bir mevzu. Ve bu kararın sonuçları var. Çünkü en radikal tedavi olan prostatın alınmasında hastalar genellikle çok ağır yan etkiler yaşıyor: Ameliyattan sonra hastaların yaklaşık % 20′si idrarını hiç ya da kısmen tutamıyor. Daha büyük bir yüzde ise (farklı araştırmalara göre % 20 ile % 70 arasında) ameliyat sonrası iktidarsız oluyor.
Giderek daha sık PSA testleri yapıldığı için, teşhislerin ve ameliyatların sayısı artıyor. Her vakada, prostatın alınmasının gerekli olup olmadığını, hastanın boşuna mı ağır yan etkiler yaşadığını söylemek neredeyse imkânsız. Ama istatistik açısından, “PSA testiyle teşhis edilen on tümörden yaklaşık üç ila yedisi test olmasa asla fark edilmezdi; dolayısıyla bunlar fazladan teşhisler” diyor Stiftung Warentest yeni yayımlanan kitabında.
Ayrıca bu test yeterince spesifik değil: PSA değeri sadece kanserde değil, prostat iltihabında, seks sonrası ve bisiklete binmede de yükseliyor. Tümörlerin % 20′sinde PSA testi yanlışlıkla normal sonuç veriyor kanser gözden kaçıyor. Ve testi yaptıran erkeklerin % 15 ila 20′sinde, PSA değeri kanser teşhisi gösteriyor ama sonradan bu teşhisin o erkeklerin şansına yanlış olduğu ortaya çıkıyor. Anketler Almanya’daki birçok doktorun hastalarını PSA testinin muğlâklığı konusunda yeterli derecede bilgilendirmediğini ortaya koydu. Erkek sağlığı konulu sempozyumlarda bu test teşvik ediliyor. Ürologlar, hastalara Almanya’da 30-40 euroya mâl olan bu testi “kişisel sağlık hizmeti” olarak methediyor.
Daha detaylı bilgiler sunması beklenen diğer iki büyük PSA araştırması henüz tamamlanmadı. “Bu testin dezavantajları olduğunu biliyoruz” diyor Bostonlu Doktor Michael Barry. “Bu test zararını aşan bir fayda sağlayana dek belki de uzun süre beklememiz gerekecek.”






