Sars ya da Kuş gribi’nin bulaşması yüz maskesiyle önlenebilir mi?
2003 ilkbaharında akciğer hastalığı Sars’ın ortaya çıkışından beri yüz maskeleri peynir ekmek gibi satılıyor. 2005′te Asya kıtasında farklı ülkelerde, 2006′da da Afrika ve Avrupa’da çıkan Kuş gribi bu maskelerin dünya genelinde popüler olmasına sebep oldu: Ticari adıyla N95 olarak bilinen, çay tabağı şeklinde yarı yuvarlak yüz maskesi. N95, Asya ve Kuzey Amerika’nın bazı bölgelerinde (Kanada’da Toronto da bir süreliğine Sars riski taşıyan bir bölgeydi) milyonlarca adet satıldı. Ve türlü türlü yeni bulaşıcı hastalıktan koruduğu iddia ediliyordu. Ağır, akut nefes darlığı sendromu olan Sars ve grip tükürük yoluyla bulaşır. Sars’a neden olan corona virüsleri, gribe neden olanlar ise influenza virüsleri. Dolayısıyla tanesi bir dolara satılan yüz maskesi çok akla yakın bir tedbir olarak görünüyordu.
Maskenin, takınca enfeksiyonları önlermiş hissini verip gerçek koruma işlevinin belirsizden de öte olması çok fena ne yazık ki. Çünkü bu maske sadece tüberküloz bakterisi gibi büyük mikroorganizmaları uzak tutuyor. Ama Sars ya da grip bulaşmasına sebep olan virüsler o kadar küçük ki, maskenin gözeneklerinden rahatça geçebiliyorlar. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü, Sars ve Kuş gribi’nden korunmak için yüz maskesinin gerekli olmadığını da açıkladı. Hatta enfeksiyon uzmanları bu maskeleri birden fazla kez kullanıma karşı uyardılar; bu durumda maskeler enfeksiyon odağı haline gelebiliyor, çünkü buraya başka mikroorganizmalar yerleşiyor. Ama bu hastalıklardan korunmak yine de mümkün. Cerrahların kullandığı türden basit bir yüz maskesi virüslerin çoğunu uzak tutuyor. İtiraf edelim ki pek şık durmayan cerrahi maske, yüz maskesinden daha etkili olduğu gibi, birkaç kuruşluk fiyatıyla çok daha ekonomik.






