Şelat terapisiyle, damarlar zehirlerden ve metabolizmaya ait maddelerden arındırılabilir mi?

Teori çok cezbedici. Ama uygulama tehlikeli bile olabilir. 2005′te birçok “alternatif” tedavi yöntemini inceleyen ve mev­cut literatürü değerlendiren bu sonuca var­dı. Şelat tedavisinin anafikri, damarlardaki tortuları çözmek­ten yola çıkıyor. Belirli maddeler, özellikle (Etilen Diamin Tetraasetik Asit), gerçekten de ağır metallerle kimyasalbileşime girme ve onları çözme yeteneğine sahiptir. Bu olgu 1941 yılında keşfedildiğinden beri, ağır metal zehirlenmelerin­de tedavi için kullanılır. Ancak damar rahatsızlıkları ve kireç­lenmeleri şelasyon yapıcı maddelerle başarılı şekilde tedavi edilemez. Zira “kireçlenmiş” damarlardaki madde sadece kal­siyum değildir. Tortu, kolesterol, ölü hücreler, iltihabi reaksi­yon unsurları ve bağışıklık sisteminin diğer bileşenlerinin karı­şımından oluşur.

Şelat terapisi, “açık boru misali damarlar” ilkesiyle 1980′lerden beri birçok yandaş kazanmış olsa da, bu terapi­nin etkisi kanıtlanmış değil. Bilakis, EDTA vücuttan mineral ve diğer maddeleri çeker. Dolayısıyla kramp ataklarına, kalp ritim bozukluklarına, hatta solunum durmasına sebep olabi­lir. Ayrıca, elektrolit dengesindeki değişiklikler nedeniyle böbrek yetmezliği, bağışıklık sisteminin zedelenmesi, kan ba­sıncının düşmesi ve damar iltihaplanmaları meydana gelebi­lir. Şelat terapisi sonrasında yaşanan birçok ölüm vakası bi­linmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>