Sırt ağrıları mekanik bir sorun mudur ya da zayıf kaslardan mı kaynaklanır?
Sırt ağrıları soğuk algınlığı gibidir: “Tedaviyle 14 gün sürer, tedavisiz iki hafta. En azından genellikle.” Sadece hastalar için değil birçok doktor için de kışkırtıcı olan bu iddia, Köln Üniversite Kliniği’nin ortopedi şefi Peer Eysel’den geliyor. Eysel, bazı hastalarda sırt ağrılarının ardında, iltihap ya da tümör gibi ender ve önemli hastalıkların yattığını elbette biliyor. Ama sırt ağrılarında hastanın ruh halinin, şimdiye dek düşünülenden çok daha önemli olduğunu söylüyor: “Sırt ağrılarında psikolojik faktörler tedavi sonucunu % 80′in üzerinde belirliyor.”
Sırt ağrıları yaşayan hastalar, sorunlu bölgeleri desteklemek için yataklarını değiştirirler, yeni şilteler alırlar, ergonomik ofis sandalyelerinde otururlar ve spor salonlarına kaydolurlar. Bu sırada genellikle tek bir sorunlu bölge vardır akıllarında: Sırt boyunca uzanan kemikli desteğimiz, omurga. Yani bu mu psikolojik faktörlere bağlı olacak? Heidelberg Üniversite Ortopedi Kliniği’nden Marcus Schiltenwolf, “Her psikolojik tepkiye fiziksel süreçler eşlik eder” diyor. “Bunun kuruntuyla alakası yoktur.” Yine de, birçok araştırmada görüldüğü üzere, insanın ruhsal durumu sırt ağrılarına yatkınlığı için insanın iskeletinden daha fazla malumat sunuyor. İnsanın psikolojisi yıpranmışsa, kemikleri ve eklemleri de gıcırdıyor işte. “Biz insanlar, sırt ağrıları yaratan bir davranış geliştirdik” diyor Peer Eysel.
Ruh halimizin sırtımızdaki yükün üzerinde çok büyük bir etkisi olduğu artık kanıtlanmış sayılıyor. Stanford Üniversitesi’nden ortopedistler 2004′te, hangi insanların sırt ağrıları geliştirdiklerini ve buna yatkınlığın belirlenip belirlenemeyeceğini araştırdılar. Bu araştırma için, ilk başta hiçbir şikâyeti olmayan katılımcıları beş yıl boyunca gözlemlediler. Sırt ağrılarının en iyi, bir kişilik profili doğrultusunda önceden kestirilebileceği sonucuna varıldı. Çekingen olan ve hislerini nadiren gösterenlerin sırt ağrılarına özellikle yatkın olduğu görüldü. Öte yandan, ortopedistlerin hastalığın gelişiminde genellikle en çok itibar ettikleri faktörler pek az etkiliydi. Ne omurlar arasındaki mesafenin daralması ne de ağrı provokasyonu testleri sırt ızdırabını önceden belirlemeye yarıyordu.
Sırt ağrıları bir numaralı halk hastalığıdır. Günümüzde başka hiçbir şikâyet bu kadar çok iş kaybı ve erken emekliliğe sebep olmaz. Sırt ağrıları Almanya’da her yıl 17 milyar euro zarara, 3,7 milyon kişinin hastalık bildirmesine, 75 milyon işgünü kaybına, 530 bin kişinin erken emekli olmasına, 270 bin hastanede tedavi vakasına ve 4,1 milyon gün hastane tedavisine sebep olur. Sırt ağrılarından muzdarip hastalardan yaşayan kocaman bir endüstri var; ağrı kesici, araba koltuğu ve korse üreticileri, spor salonları ve sırt ağrıları tedavi merkezleri.
Mainz’lı psikosomatik tedavi uzmanı Ulrich Eğle 2002′de, bel omurlarından şikâyetçi hastaların ağrı kariyerlerinin her şeyden önce psikolojik faktörlere bağlı olduğunu saptadı. Uzun süre boyunca iyileşmeyen hastalar en azından beş psikosomatik şikâyetten daha yakınıyordu. Hastalar genellikle her yıl ikiden fazla farklı doktora görünmüş ve daha sık korku ve depresyondan şikâyetçi olmuşlardı. “Ağrı algılandığı yerde oluşmaz” diyor Eğle. Hastaların ruh halinin ağırlığı kemiklere bindiği için, sırt ağrılarında ameliyatların başarı oranı düşük.
Disk ameliyatlarının % 10 ila 20′sinde tatmin etmeyen sonuçlara ulaşılıyor. Sebepler stres ve ağrının üstesinden yeterince gelememekten kaynaklanıyorsa, neşter de işe yaramıyor.






