Sırt ağrılarında dinlenmek, ağrı kesici ya da ameliyat faydalı olur mu?

Bedensel hareket hareketsizlikten çok daha iyi. Ve “doğru” davranışın da ağrı yatkınlığı üzerinde çok büyük bir etkisi var. Örneğin hem ağırkanlı hem de iş yerinde mutsuz olanlar yedi kat daha yüksek bir riskiyle karşı karşıyalar. İşini özellikle zor olarak algılayanlar daha da büyük tehlike altında. Ağrılar devam ettikçe, hastaların algısında durum içinden çıkılması imkânsız hale gelmeye başlıyor.
Ağrı çekenlerin birçoğu o zaman durumu “felaketleştirmeye” meylediyor. Doktorların bu tabirden kastı, sırt ağrılarında kalıcı zararlar göreceklerine inanan ve her ne pahasına olursa olsun ağrılardan korunmaya çalışan hastaların korku içinde ve pasif olarak ağrılardan kaçınma davranışı. Hastalar ağrıyla bağdaştırdıkları her şeyi reddediyorlar. Freiburg Üniversite Kliniği’nden psikosomatik hastalıklar profesörü Cari Scheidt, “Ağrılar, özellikle , çoğu zaman öfke, kızgınlık ve üzüntünün üzerini bir dolgu gibi kapatıyor” diyor. “Hastaların saklı hislerinin ortaya çıkmasına izin vermeyi öğrenmeleri tedavi açısından faydalı. O zaman çoğu kez şikâyetlerde hafifleme yaşanıyor.”

Scheidt, sırt ağrılarını arttırabilen üç faktörü ayırıyor. İlk faktör, örnek alınan insanlardan öğrenilenler. Anne babalar, kardeşler ağrıya nasıl tepki veriyorlardı? “Anne eklem romatizmasıyla hep koltuğa uzanmışsa, bu davranış çoğu kez ileride taklit ediliyor” diye ifade ediyor Scheidt. İkinci faktör ise “duygusal bağlam”. Hislerini yaşamasını zorlaştıran bir ortamda büyüyen ya da acılı ayrılıklar yaşayan bir insan, daha sonra psikolojik baskı altında olduğu durumlarda tekrar ağrı ile tepki vermeye meylediyor, diye açıklıyor Scheidt.
Üçüncü faktör ise fiziksel. Eski ağrılar iz bırakıyor. Ağrı sinyalinin iletildiği sinirler hassaslaşıyor, ağrının “yolu açılıyor”. Ağrı psikolojik baskı altında yaşandıysa, bu da iz bırakıyor. Ağrı ve hislerin beyinde işlendiği bölgeler birbirine çok yakın. Beyin bu iki durumu birbirine bağlıyor, çünkü ağrı vücut için stres ve keyifsizlik anlamına geliyor. Ağrıdan korku duyulduğu zaman stres daha da artıyor. “Bu yoldan yeterince sık geçildiği zaman, durumun tersi de işlemeye başlıyor” diyor Cari Scheidt. “O zaman da stres ağrıya sebep oluyor.”
Çünkü vücut olumsuz örnekleri hafızasına kaydeder. Limbik sistemin beyin bölgelerinde, yani amigdala ve ön komissür bölgesinde, ağrı uyarımları duygu algılamalarıyla ilişkilendirilir. Omurgamızdaki ağrının bilincimize ne kadar şiddetli geçtiğine burada karar verilir. Bu bölgede, ağrı uyarımlarının hangilerinin periferiden beyne ulaşacağı seçilir. Sağlıklı insanlarda, ağrıyı beyne giden bu yol üzerinde frenleyecek birçok kontrol noktası bulunur.

Kafka’nın “Kanun Önünde” adlı hikâyesindeki, taşralı adamın derdini söylemesini engelleyen kapıcı gibi, sadece ve sadece belirli ağrı uyarımlarını bastırmak için var olan, frenleyici spesifik sinir yolları bulunur. Bunlar omurilik seviyesinde ağrının iletilmesini bastırırlar. Bilimciler bunu “” (kapı kontrol teorisi) olarak adlandırır. “Kronik ağrı tecrübesi ve olumsuz duygularla ağrı eşiği düşüyor ve ağrı yolunun bastına etkisi devre dışı kalıyor” diyor Scheidt.
Olumsuz hisler nörobiyolojik anlamda da yerleşiyor; tabiri caizse, sinirlere dokunuyor. Kapıcı aşılabilir hale geliyor. “Sırt ağrısı, sinyallerin sadece perifer sinirlerden beyne ulaştığı, tek yön bir yol değil” diyor Mainz Üniversitesi’nden Ulrich Eğle. “Hisler ve algılama kalıpları üzerinden yukarıdan aşağıya doğru neyin geri bildirildiği en az o kadar önemli.”

Sırt ağrılarını gelişimi için bir diğer risk faktörü de küçük çocukluk döneminde şiddete maruz kalmak. Sebebi belirsiz ağrı sendromu yaşayan yetişkin hastaların arasında çocuk yaşta kötü muameleye maruz kalanların sayısı bariz şekilde yüksek. Bu grupta, yeterince koruma sağlayamayan hasta anne babaların çocuklarının sayısı da fazla. Almanya’da bütün yetişkinlerin % 12 ila 14′ü çocukken dayak yediğini ifade ediyor. “Bu insanlar, daha sonra sorun yaşadıklarında, fiziksel sebepleri varmış gibi görünen birçok şikâyetle doktora başvuruyorlar” diyor Heidelbergli ortopedi uzmanı Schiltenwolf.

Evrim açısından, bir yerimiz acıdığında dinlenmek gibi, bazı ağrıdan kaçınma tepkileri gerçi çok anlamlı. Ama akut ağrı durumunda faydalı olan davranışlar, kronik ağrılarda faydadan çok zarar getiriyor. Oysa tedavi ne kadar basit olabilir: “Hastalar, kendilerinin bir şey değiştirebileceğini öğrenmek zorundalar. Örneğin, ağrıdan korkmamak gibi” diyor Schiltenwolf. “O zaman kaçınma davranışından vazgeçiyorlar ve ağrı eşiği yavaş yavaş tekrar yükseliyor.” Bu durumda, kronik ağrı hastalan bile uzun zamandır özledikleri bir hissi yaşıyorlar: Ağrının geçmesinin ne kadar güzel olduğunu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>