Şizofreni ilaçları giderek gelişti mi? Yan etkileri daha az mı?

Buna doktorlar da inanıyordu. Ne de olsa, şizofreni tedavisi son 50 yılda tam bir başarı öyküsü gibi görünüyordu. Psikofarmakolojik ilaçlar piyasaya çıktığından beri, bu ilaçlar has­talığın halüsinasyon, kuruntu, düşünce bozukluğu ve diğer be­lirtilerini o kadar hafifletebiliyor ki, hastalar ayakta tedavi görebiliyor. Daha 100 yıldan bile kısa bir süre önce, “deliler” tı­marhanelerde, taburcu olma, hatta hava almak için bile dışarı­ya çıkarılma ümidi olmadan, çoğu kez insanlık dışı şartlar al­tında kapalı tutulurken, bu gelişmeler hastalar için muazzam.
Şizofreni ilaçları 50′li yıllardan beri var ve bu ilaçların bir kısmı hâlâ kullanılıyor. İlaçlar beyinde dopamin reseptörlerini (tam olarak dopamin D-2 reseptörünü) bloke ediyor. Bu hüc­resel antenlere yerleşen dopamin ama hastanın sadece ruh ha­lini ve bilişsel işlevlerini değil hareketlerini ve hassas hareket yeteneğini de etkiliyor. İlk kuşak psikofarmokolojik ilaçlarda, iletici görevi gören bu maddenin dolaşımı bloke edildiği za­man, tutulma, titreme ve adale kasılması gibi Parkinson hasta­lığına benzer belirtiler ortaya çıkıyor. Hastalar, ilaçları ağır yan etkileri nedeniyle çoğu kez bırakıyordu.

90′lı yılların başından beri yeni kuşak antipsikotik ilaçlar yaygınlaştı: Atipik nöroleptika (ya da diğer adlandırmayla ikinci kuşak antipsikotik ilaçlar). Bu ilaçlar sadece tek taraflı dopamin reseptörlerine değil, serotonin ve noradrenalin trans­ferine de etki ettiği için daha iyi etki ve daha az yan etki vaat ediyordu.
ABD’de yaklaşık 3,2 milyon şizofreni hastası var. Alman­ya’da 600.000 ila 800.000 insan bu akıl hastalığından muzdarip. Bu hastalığa yakalanma riski yaklaşık % 1.
ABD’den bir psikiyatri ekibi 2005′te ilaçların etkilerini ve yan etkilerini mercek altına aldı. Araştırmacılar Netv England Journal of Medicine dergisinde ilginç bir sonuca vardılar: Ye­ni kuşak antipsikotik ilaçlar eski kuşak ilaçlardan sadece daha iyi etki etmemekle kalmıyor, sıklıkla benzer şekilde ağır yan etkilere de sebep oluyordu. Diğer yandan, atipik nöroleptikler olarak adlandırılan bu ilaçların fiyatları klasik şizofreni ilaçla­rının yaklaşık on katı.

Bu sonuçlar psikiyatrlar için bile oldukça şaşırtıcıydı. De­nenen ilaçların üreticileri de bu duruma pek sevinmedi. Ame­rikan Sağlık Dairesi’nin (NIH) mental sağlık bölümünün baş­kanı Thomas Insel araştırma için, “Hem doktorlar hem de hastalar artık farklı tedavi olanaklarını kıyaslamak için yeterli bilgiye sahip” dedi. “Bu araştırma ne de olsa şizofreni tedavi­sinin incelenmesinde en büyük, en uzun ve en bağımsız araş­tırma.” ABD’de 57 hastaneden yaklaşık 1500 hasta bu araştır­maya dahil edildi. Hastalar gelişigüzel beş gruba ayrıldı ve on­lara 18 ay boyunca ya klasik ilaçlardan Perphenazin (Trilafon) ya da yeni kuşak ilaçlardan Olanzapin (Zyprexa), Quetiapin (Seroquel), Risperidon (Risperdal) ve Ziprasidon (Geodon/Zeldox) verildi.

Yeni kuşak psikofarmakolojik ilaçlar 90′lı yıllarda piyasa­ya sürüldüklerinden beri gerçi sık sık kontrol edilmişlerdi ama bu testlerin çoğunu, akut tedavide kullanım izni alabilmek için üretici firmalar yaptırmıştı. Dolayısıyla bu araştırmalar genellikle 1-2 aylık süreleri kapsıyor, az sayıda hastayla gerçekleştiriliyor ve ilaçların çoğu kez plaseboyla karşılaştırıl­masına dayanıyordu. Böylece, yeni araştırmanın gözler önüne serdiği durum açığa çıkmamıştı. Yeni ya da eski kuşak ilaçlar fark etmedi hastaların % 74′ü ilaçları yan etkileri ya da yeterince etki göstermedikleri sebebiyle tedavi sonlanmadan bıraktı. Sadece yeni ilaçlar grubuna giren Olanzapin, hastala­rın % 64′ünün ilacı bırakmasıyla, diğerlerinden biraz daha iyi bir sonuç elde etti.
Olanzapin bu araştırmada şizofreni şikâyetlerini diğer dört ilaca kıyasla biraz daha etkili şekilde hafifletti. Ama öte yan­dan yan etkileri çok ağırdı. Diyabet ve damar sertleşmesi ris­kini bariz şekilde arttıran metabolizma değişiklikleri ve koles­terol yükselişi, Olanzapin kullanımında yaygındı. Bütün ilaçlarda, hastalar kilo artışı yaşadı. Dergide araştırmaya ek ola­rak yayımlanan yorumda, “Sonuçları pekâlâ moral bozucu olarak tanımlayabiliriz” diyor psikiyatr Robert Freedman. Ancak ilaçların her hastada farklı etki yarattığını da vurgulu­yor.
Beklentinin aksine, yeni nöroleptik ilaçlarda Parkinson hastalığı benzeri hareket bozuklukları da eski kuşak ilaçlara kıyasla daha ender değildi oysa yeni kuşak ilaçlar bu bozuk­lukları hafifletmek için geliştirilmişti. Araştırmayı kaleme alan uzmanlar sonucu, “Özet olarak, yeni ilaçlar bu araştırmada eski kuşak ilaçlara göre hiçbir avantaj sağlamadılar” şeklinde ifade ettiler.
Bonn Üniversitesi’nde psikiyatri profesörü ve Alman Psiki­yatri Derneği’nin başkanı Wolfgang Maier bu konuya farklı bakıyor. Maier incelemeyi, “Aslında bu araştırma büyük bir eksikliği doldurdu, çünkü uzun gözlem süresi hastaların gün­delik hayatını ve ilaç şirketlerinin en çok parayı kazandıkları tedavi sürecini yansıtıyor” şeklinde yorumladı. “Öte yandan yeni kuşak nöroleptik ilaçlar hastaların zihinsel kapasitesini ve hayatlarından memnuniyetlerini arttırıyor, böylece bu has­talar hem iş hem de sosyal hayatlarına daha iyi adapte olabili­yorlar.” Maier, bu durumun, hastaların ilacı bırakmasının kıstas olması nedeniyle araştırmaya dahil edilmediğini ayrıca “ilacı bırakma”nın bu araştırmada sadece bir nöroleptik ilaç­tan bir başkasına geçmek anlamına geldiğini savundu. Mai­er, ilaçlar sözde hiçbir işe yaramadığından, sağlık sigortaları­nın bunları ödememesi için yeni sebepler sunulmaması gerek­tiği uyarısında da bulundu. Uygulamada birçok hastanın bu ilaçlardan fayda sağladığının pekâlâ görüldüğünü ifade etti.
Araştırmayı kaleme alan uzmanlar çıkardıkları sonuçlar­da yine de çekingen davranıyorlar. “Etki, yan etki ve fiyat arasındaki amaç çatışmasının doktorlar, hastalar, hasta ya­kınları ve siyasetçiler tarafından nasıl değerlendirildiği, gele­cekte hangi psikofarmokolojik ilaçların ne sıklıkla yazıldığını belirleyecek.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>