Urlar

Organizmayı oluşturan hücrelerde, normal gelişme yollarının bozulması ve hücre yapısında meydana gelen değişiklikler sonucu çoğalmalarından ortaya çıkan yumrulara denilir.
Urlar vücuda etkilerine göre iyi huylu (selim) ve kötü huylu (habis) olarak ikiye ayrılırlar.
İyi huylu urlar gelişim bozukluklarına karşılık hastaya herhangi bir zarar vermezler. Bunların tek kötü yanı hacimleri ile bazı bozukluklara yol açmalarıdır. Ameliyatla alınmaları halinde hasta tam anlamıyla şifaya kavuşur.
Kötü huylu urların çoğalmaları çok çabuk olur. Bunlar organizma da işleme düzenini de bozduğundan önemli hastalıklar ortaya çıkar. zamanında müdahale edilerek tedavi edilmezse ciddi hastalıklar ve ölüm görülür.

Derideki urlar

Urlar yapılarına ve üzerinde meydana geldikleri organa göre isimlendirilirler. Bunlar şöyle sıralanır

İyi huylu urlar

Siğiller (popillomlar) kendilerine has saplan bulunan, uç kısımları daha büyük yapılı ahtapotlar (polipler), içleri sıvı dolu, toplu iğne başından, portakal iriliğine kadar çeşitli büyüklükteki kist urları bunların başında gelir.

Siğiller, ahtapotlar ve kist urları bazı tehlikeler yaratabilirler. Bunların en önemli tehlikelerinden biri iltihaplanarak mikropların vücuda giriş kapısı haline gelmeleridir. Bunlar ayrıca, sindirim borusunda ya da kadın cinsel organında ortaya çıktıklarında kanamalara yol açabilirler. Bazı hallerde soluk borusunu ya da bağırsağı tıkayabilirler. Bu tür urların en büyük tehlikeleri de giderek kötü huylu ur haline dönüşmeleridir.
Yüz derisindeki urların birçoğu kullanılan güzellik maddelerinden ileri gelmektedir. Bu tür urların ya etkili bir şekilde tedavi edilmeleri ya da kökleri ile birlikte ameliyatla çıkarılmaları gerekir.

Kötü huylu urlar

Bu tür urlara kanser adı da verilir. Vücudun üst kısmını kaplayan deride ve iç yüzü örten sümüksü doku (mukoza) üzerinde meydana gelen ur türleridir. Kanser uru üst üste büyüyebildiği gibi bazen de bulunduğu yeri yıpratarak ülserleşebilir. Bunun yanı-sıra uru meydana getiren hücre dokusunun zengin ya da fakir olmasına göre sert ya da yumuşak olabilir. Kanser uru bazı organlarda çok çabuk gelişmesine karşılık bazı organlar üzerinde uzun zaman kaldığı halde gelişemez ve hatta hiç bir belirti göstermez.

Kanserin meydana geldiği yere göre tehlike derecesi artar. Deri kanserleri genellikle çabuk gelişip büyük bir alanı kaplamadığı için ikinci derece önemlidir. Buna karşılık rahim ağzı kanseri çok çabuk ilerleme gösterir ve başka organlara da atlar. Rahim ağzı kanseri de deri kanseri gibi gözle teşhis edilebilir ama o teşhis safhasında hastalık önemli ölçüde ilerlemiş olur. Kanser hücreleri normal hücrelere oranla farklı yapı gösterdiklerinden hücre muayenesi sonucunda teşhisleri kolaylaşır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>