Yaşlılara verilen hizmetler

yaşlı_hizmet
İnsanlığın doğuşundan bu yana, yaşlılık süreci, araştırma konusudur. İlk kez 1929′da bir Rus araştırmacı, yaşlanmanın neden ve koşullarını araştırmış ve yaşla ilişkili olarak düzenli bir ilerleme gösteren, davranış değişimlerinin araştırıldığı bilim dalı olan “”yi tanımlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 1945 yılında Derneği kurulmuştur. 1960′lı yıllarda , akademik bir disiplin olarak hızla gelişmiştir.
Yaşlıya hizmet, ülkeler olarak ele alındığında;

A. Gelişmiş Ülkelerde :

Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlığa ayrılan bütçenin %29’u, İsviçre’de ise %60’ı, 15 yaşın üstündeki kişilere verilen hizmetlere ayrılmıştır.1900’lü yıllarda ABD’de 65 yaşın üstündeki nüfusun %60’ı çocukların yanında ikamet ederken, bu oran 1980′li yıllarda %15’e inmiştir. Tüm bu değişimler bazı sosyal tedbirlerin gelişimini beraberinde getirmiştir. Bunlar:
— Koruyucu hizmetler ve rehabilitasyon:
Toplumun, yaşlanma ve bakım hizmetleri konusunda eğitilmesini kapsar. Evde bakım, evlere yemek servisi, fizyoterapi, toplum sağlığı ve toplum ruh sağlığı hemşiresinin, uğraş ve beslenme uzmanlarının yaşlıyı evinde ziyaret ederek verdikleri destek hizmetlerdir. Bu hizmetler, sağlık merkezlerine bağlı ekipler ve gönüllü kuruluşlarca yürütülmektedir.

— Tanı ve tedavi hizmetleri:
Hastane poliklinikleri, yoğun bakım, geriatri, geropsikiyatri üniteleri ile gündüz hastaneleri bölümünde, yaşlıya verilen hizmetlerdir.

— Yaşlıların ikamet sorununa çözüm olarak kurulan huzur evleri, yaşlılar yurdu ya da yaşlı bakım evleri:
Bu kurumların finansal sorunu genelde özel kurullar, dernekler, belediye, kilise tarafından karşılanmaktadır.

B. Ülkemizde Yaşlılara Verilen Hizmetler:

Hem sosyoekonomik veriler, hem de kültürel yapı ve geleneklerimiz Türkiye’de yaşlı kişilerin bakım hizmetlerini, huzurevleri, hastaneler ya da gelişmiş ülkeler gibi bakımevleri açarak çözümlemesinin olanaksız olduğunu göstermiştir. Bu konu, son yıllarda gelişmiş ülkelerde de ekonomik sorun haline gelmiştir. Bu sorunun çözümü, yaşlı nüfusun bakımı ile ilgili olarak evde sağlık hizmetleri ya da evde bakım uygulamalarını gündeme getirmiştir. Böylesi bir yaklaşım ülkemiz için de bir çözüm olabilir. Çünkü ülkemiz nüfusunda her yüz kişiden 53’ü sosyal güvenceye sahipken, 47’sinin hiçbir sosyal güvencesi yoktur. Sosyal güvencesi olan şanslı grup, emeklilik, yaşlılık, malûllük ve sakatlık aylığı alan ya da hastane ve bakım evleri gibi hizmet alanlarından yararlananlardır.

Ülkemizde yaşlı bakımevi olarak faaliyete geçen ilk huzurevi Darülaceze, Sultan Abdülhamit tarafından 1895′de İstanbul’da kurulmuştur. Bugün Darülaceze İstanbul Belediyesi’ne bağlı olup, Döner Sermaye ile yönetilmektedir. 1993 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, ülkemizde yaşlı bakımevi olarak 74 kurum hizmet vermekte ve bu kurumlarda 11490 yatak kapasitesi bulunmaktadır.

C. Veren Kuruluşlar:

1. Devlete ait kurumlar

* Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı faaliyet gösteren huzurevleri,
* Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve P.T.T gibi diğer kamu kuruluşlarına bağlı huzurevleri

2. Yerel yönetimlere ait huzurevleri,

3. Bazı üniversitelerdeki psikiyatri üniteleri,

4. Özel, tüzel ve gönüllü kuruluşlara ait huzurevleri ve yaşlılara evde bakım hizmetleri,

D. Yaşlıların Sosyal Hizmet Kurumlarına Alınma Koşulları:

Yaşlı bireyin akıl hastalığının olmaması,

Yaşlı bireyin bulaşıcı ya da ölümcül bir hastalığının olmaması (Tüberküloz, AİDS, Kanser gibi),

Yaşlı bireyin taşınan mal varlığı veya emekli, Sosyal Sigorta, Bağ-Kur gelirinin huzurevine bağışlanması,

Eşlerden birinin ölmüş ya da hasta olması,

Çocuklar tarafından bakım görmediğinin ya da nafaka ödenmediğinin mahkeme kararı ile belirlenmiş olması,

Yaşlının bulunduğu ilde en az 5 yıl oturduğunun belgelenmiş olması,

Yaşlı bireyin doğal ihtiyaçlarını kendi kendine giderebilecek güçte olması.

Bu olanaklara karşın yaşlı insanların çoğu için huzurevi, yaşamın geriye dönüşü olmayan son istasyonu anlamında olup, bu değişmez niteliği nedeniyle reddedilir. Huzurevlerinde yapılan birçok araştırmada, bireysel özgürlük ve otokontrol mekanizmalarının azaldığı görülmüştür; bu nedenle yaşlıların çoğunluğu huzurevinde kalmayı olumsuz karşılamışlar ve çocuklarının kendisini istemediği duygusuna kapılmışlardır

Sonuç olarak, ülkemizde çekirdek ailevi yapısının gelişmesi, evin dışında çalışan kadın sayısında artış, bireylerin, yaşlı bireylerin sosyal güvencelerinin yetersizliği, yaşlıya hizmet veren organize kurum ve yetişmiş elemanların azlığı gibi nedenlerle yaşlının bakımı ve korunmasında, yaşlı ve ailesi, yalnız kalmakta ve zorlanmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>