Yüksek kan yağ değerlerinin düşürülmesi her zaman hastaya fayda sağlar mı?
Bu düşünce, akla yakın gelse de, her zaman doğru değil. Son zamanlarda doktorlar, kan yağ değerlerinde şiddetli bir düşüş yaratmanın faydasının belli ki umulduğu kadar büyük olmadığını tekrar tekrar itiraf etmek zorunda kaldılar. Buna ek olarak, bütün kolesterol düşürücülerin fayda-zarar bilançosunun olumlu sonuçlandığı da henüz kanıtlanabilmiş değil. Kandaki yağ değerlerinin düşmesi, bütün hastalar için illa ki daha sağlıklı, hatta daha uzun bir ömür anlamına gelmiyor. Doktorları başka bir bilmeceyle karşı karşıya bırakan bir kolesterol paradoksu daha var. Çok yüksek kolesterol seviyelerine rağmen damarlarında bir yıpranma oluşmayan insanlar karşımıza hep çıkıyor. En az bu kadar açıklanamaz bir diğer bulgu ise, enfarktüs kurbanlarının neredeyse yarısının kolesterol değerlerinin tamamen normal olması.
Oysa doktorlar hangi kötülüklere karşı savaşmak zorunda olduklarından aslında emindiler. Birçok yıldan beri, yüksek tansiyon, aşırı kilo ve diyabeti, kalp ve beyinde damarların aniden tıkanmasına neden olabilecek ve enfarktüs ya da inmeye götürebilecek düşmanlar olarak benimsemişlerdi. Doktorların bu bakış açısında, kolesterol özellikle düşman konumundaydı. Doktorlar yağlar safından bu suçluyu, vakitsiz damar tıkanması için risk faktörü olarak tanımladıklarından beri, kolesterole karşı şiddetle savaşılıyor. “Kötü” kolesterol LDL (low density/düşük yoğunluklu) ilaç yardımıyla düşürülmeli, “iyi” kolesterol HDL (high density/yüksek yoğunluklu) yükseltilmeli. Neredeyse her yetişkin bu ayrımı artık bilir ve doktorlarının tavsiyelerini yürekten izler.
Bütün olarak değerlendirildiğinde, çok yüksek kolesterol değerinin düşürülmesi fayda sağlar. Ancak “fazlası” her zaman fazla fayda sağlamaz tıpta. Kasım 2005′te İskandinavyalı doktorlar şunu keşfettiler: Kan yağ değerlerinin şiddetli şekilde özellikle düşük değerlere indirilmesi, ölçülü bir düşüş sağlamaya kıyasla, kalp hastalarına belli ki pek bir artı fayda sağlamıyordu. Bu sonuçlar ABD’de dünyanın en büyük kardiyoloji kongresinde tanıtıldığı için, saygın tıp dergisi Journal of the American Medical Association da verilerin yayımlanmasını kongrenin tarihine denk getirerek öne çekti.
Araştırmada beş yıllık bir süre boyunca, daha önce kalp krizi geçirmiş olan 8888 hasta incelendi. Bu hastaların yarısına, kan yağı düzeyini düşüren, Pfizer firmasından Atorvastatin (Sortis) yüksek dozda verildi. Diğer yarısına ise kan yağı düşüren Simvastatin (Zocor) düşük dozda verildi. Bu ilaç MSD tarafından üretiliyor.
Fakat bu iki tedavinin karşılaştırılmasında, hastalar için önem taşıyan birçok noktada neredeyse hiçbir fark görülmedi: Gerçi LDL kolesterol yüksek doz ilaçla açıkça daha düşük seviyeye indirilebildi. Ama bunun sonucu olarak, ne istatistik açıdan daha az ölümle sonuçlanan kalp krizi ne de hastaların atlatabildiği enfarktüslerin sayısında bir azalma görüldü. Re-animasyon gerektiren ve hastanın kalbinin durduğu acil durumlar da seyrekleşmedi.
Daha 2004 ve 2005 yılında, kolesterol seviyesinde şiddetli bir düşüş yaratmanın bariz faydalarını nafile kanıtlamaya çalışan birkaç araştırma yayımlanmıştı. Yazarların birçoğunun araştırdıkları yağ oranlarını düşüren ilaçları imal eden ilaç firmalarıyla ücret ya da danışmanlık anlaşmaları olsa da, araştırmacılar hep şu sonuca vardılar: Araştırmada başlamadan önce belirtilmesi gereken hedef kriterlere (araştırma sonuç noktaları) ulaşılamadı. Örneğin bir analizde, daha yüksek dozlu ilaçların kalp krizi tekrarı üzerinde olumlu yönde bir etkisi yoksa, ama tam da bu ölçülmüşse, araştırma sonuç noktasına ulaşılmamış sayılır. Köln’deki bağımsız Sağlık Hizmetleri’nde Kalite ve Ekonomi Enstitüsü’nden Peter Sawicki, bu yüzden araştırmaları şöyle özetliyor: “LDL kolesterolün düşürülmesinin hastaların sağlık durumunu olumlu etkileyip etkilemediği, olumlu etkiliyorsa ne kadar olumlu etkilediği tartışmalı bir mevzu.”
Kanda yüksek yağ değerleri can yakmaz. Kardiyoloji alanında uzman kuruluşların verdiği katı sınır değerler Almanya’da yetişkinlerin çoğunluğunun hasta damgası yemesine sebep olur. Oysa yağ oranlarının düşürülmesi konusundaki en yeni araştırmalar şunu gösteriyor: Yüksek risk faktörleri ile sağlık arasındaki bağlantı, basit bir iyi-kötü dengesine dayanmıyor.






