Ana Sayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Alkol kalp ve damarları genç tutar mı?

Alkol kalp ve damarları genç tutar mı?

Kırmızı şarap hayranları bu haberden hoşlanmayacaklar.

Yeni Zelanda’daki Auckland Üniversitesi’nden Rod Jackson ve çalışma arkadaşları, alkolün şimdiye dek savunulan tezin aksine kalp ve damar üzerinde koruyucu bir etkisi olmadığını iddia ediyorlar. 2005′te uzmanlar, tıp dergisi Lancefte, içkinin küçük ya da orta miktarlarda tüketildiğinde bile neden sağlıklı olmadığını açıkladılar. Jackson, “Mesaj açık” diyor. “Alkolün olumlu etkisi, ne miktarda tüketilirse tüketilsin, olumsuz etkisinden fazla değil. Hiçbir şey karşılıksız değil.”

Alkolün kalp güldüren özelliği olduğu tezi 1979 yılından itibaren kamuoyunda yayılmıştı. O zamanlar yine aynı meslek dergisi Lancefte alkol tüketiminin insan ömrünü uzatma özelliğini kanıtladığı düşünülen bir makale yayımlandı. Yazarlar, “Alkol tüketimi ile daha az kalp krizi arasında bir bağlantı var” diye yazıyorlardı: “Koruyucu maddenin yakında bulunması bekleniyor.”

Dikkat çekici bir çoğunlukla Bordeaux, Chianti ya da Napa Valley bölgelerinde araştırma yapan ve farklı içki türlerinin olumlu etkilerini açıklayan bilimcilerin yayımladığı yüzlerce makale bunu izledi. Sadece kırmızı şarap değil, beyaz şarap, bira, harta yüksek dereceli içkiler de damarları sözüm ona açık tutuyordu. Meslek dergilerindeki makalelere “Şerefe” diye başlıklar atılıyor ve tıp uzmanları günlük hayattan nihayet olumlu bir haber vermenin mutluluğunu yaşıyorlardı. Standart öneri, erkeklerin günde iki yarım litrelik bardak bira, iki çeyrek litrelik bardak kırmızı şarap ya da bir bardak yüksek dereceli alkollü içkiden sağlık açısından fayda sağlayacakları yönündeydi. Kadınlar için dozlar biraz daha düşüktü.

Şimdi Yeni Zelandalı bilimciler bu araştırmaların dezavantajlarına işaret ediyorlar. Araştırmaların birçoğunda uzmanlar alkolün olumlu etkisine belli ki inanmak istemişler ve bilimsel standartları göz ardı etmişler. Böylece, aşırıya kaçmadan içki içenlerle hiç içki içmeyenlerin sağlık durumları karşılaştırılırken, eskiden içki içen kişiler de yanlışlıkla hiç içki içmeyenler grubuna dahil edilmiş. Araştırmacılar, bu kişilerin çoğunun sağlık sebebiyle içkiyi bıraktığına ve birçok hastalıktan muzdarip olduklarına değinmemişler.

Öte yandan, Yeni Zelandalı araştırmacılar, alkolün damarlar üzerinde pekâlâ olumlu bir etkisi olabileceğini kabul ediyorlar. Ancak bu etki sadece yüksek miktarlarda alkol tüketildiğinde söz konusu alkoliklerde yapılan otopsilerde şaşırtıcı derecede iyi durumda damarlarla karşılaşılmış. Ama bu kadar yüksek miktarlarda alkolün yine de kesinlikle zararlı olduğu ifade ediliyor.

Atlantalı tıp uzmanları, American Journal of Preventive Medicine dergisinde alkol araştırmalarının diğer hata kaynaklarına dikkat çektiler. Buna göre, aşırıya kaçmadan içki içenlerle karşılaştırıldığında, hiç içki içmeyen kişilerde kalp ve kan dolaşımı için 30 risk faktörünün 27′si daha belirgin. Jackson aşırıya kaçmadan içki tüketimi hakkındaki çarpıtılmış bakış açısını menopozda hormon tedavisi hakkındaki tartışmalara benzetiyor. Her iki durumda da, onlarca yıldır, hem doktorlar hem de halk olumlu etkilere inanmak istiyor. Her iki durumda da, tartışmaya açık laboratuar deneyleri ve araştırmalar tezi destekler gibi görünüyor. “Alkol tüketiminde zararsız bir miktar yok” diyor Jackson. Ama kesin gerçeklere ancak kapsamlı deneyler sayesinde ulaşılabilecek.

İlginizi Çekebilir

Beta-blokerler tansiyonu düşürmek için iyi ve denenmiş bir yöntem midir?

Beta-blokerler (B-Blocker) otuz yılı aşkın bir süredir, tansiyo­nu düşürme amaçlı hastalara veriliyor. Bunlar, kan damarlar­da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir